Avcı'nın takımı

4 yıllık Şenol Güneş dönemini sonlandıran Beşiktaş, Abdullah Avcı yönetiminde ilk antrenmanını 8 Temmuz’da gerçekleştirdi.

Antrenman, oyunun aynasıdır derler. O yüzden de bu tarihi,  Avcı döneminin başlangıcı olarak kabul etmek çok da yanlış sayılmaz.

Avcı ve ekibi ilk olarak futbolcuların fiziksel eksikleriyle ilgili testler yapıp, buna göre bir çalışma programı belirledi. Yani tüm takıma aynı antrenmanı yaptırmak yerine, kimine güç, kimine dayanıklılık, kimine koşu çalışması yaptırdı. Bunları gerçekleştirirken, futbolcuları toptan asla uzaklaştırmadı. İlk antrenman gününde  oyuncularını topla buluşturan Avcı, kondisyon yüklemelerinde bile toptan vazgeçmedi. 

4 yıldır aynı sistemle oynayan bir takımın, oyun mentalitesini değiştirmenin ne kadar zor olduğunu bilen Avcı, taktik çalışmalara da ilk günden başladı.

Öncelikle Şenol Güneş’in oluşturduğu “topu aldığınız gibi hücum edeceksiniz” felsefesi artık yok. Abdullah Avcı’nın takıma verdiği öncelikli direktif “topun sahibi olacaksınız”

Yeni sistemde öncelikli hedef bir an önce gole gitmek değil, kontrollü olarak gole gitmek. Hoca, şuursuz bir baskıdansa, planlı bir hücumu tercih ediyor. Buradaki anahtar kelime ise isabetli pas sayısı. Kaleciden en uçtaki hücumcuya kadar kimsenin gelişigüzel pas vermesini istemiyor Abdullah Avcı.

Bu yüzden de Karius dahil tüm kaleciler, eldivensiz ve yeleksiz olarak, sanki orta saha oyuncusuymuş gibi pas çalışmalarında yer alıyor. 

Yeni oyun planlamasında degaj ve kanat ortası yok denecek kadar az. Kaleci topu ayakla ve kısa pasla oyuna sokuyor. Yani top, oyunda pas trafiği ile akıyor. Avcı, boşta çok bariz biri olmadıkça , oyuncularından uzun pas tercihini kullanmamalarını istiyor.

Geçen sezonlardan en büyük fark ise, kanat oyuncularının içe katedip, beklerin arkadan hücuma katılma planı. Yani Quaresma’nın “sıfıra ineyim, orta yapayım” dönemi artık sona ermiş durumda. Avcı’nın kanat oyuncularından beklentisi, Visca gibi içeri dalıp, kaleye şut ya da bindirme yapan beke pas opsiyonunu değerlendirmesi yönünde. 

Hocanın oluşturmaya çalıştığı sistemin bir başka önemli özelliği ise birlikte hareket etmek. Özellikle top rakipteyken tüm takımın pres yapmasını, top kazanıldıktan sonra da tüm takımın birlikte hücum etmesini istiyor. 

Bu sisteme en rahat uyum sağlayan oyuncu elbette isabetli pas canavarı Atiba Hutchinson. Yeni oyun planında Boyd’un da takımdaki yeri garanti gibi gözüküyor. Kampın sürprizi ise şimdilik Umut Nayır.

Oyuncunun topu tutma özelliği, hocanın beğenisini kazanmış durumda. 

Bu yeni sistemde en çok zorlanan isimlerin başında Caner Erkin ve Quaresma geliyor. Oyun felsefelerini orta yapmak üzerine kuran bu iki isim hoca tarafından sık sık uyarılıyor. Şunu da ekleyelim, ikisinin de pes etmeye niyeti yok. Özellikle Quaresma kendi oyun mantalitesini değiştirmek için elinden geleni yapıyor. Bana Quaresma’yı 1 kelime ile anlat deseler, “inat” derim herhalde. Portekizli tüm eleştirilere rağmen, forma inadını sürdürüyor.

Kampın hayalkırıklığı ise şimdilik Mirin. 

Oyuncunun topla çıkışlardaki hataları ve pas isabetindeki düşük oran, Avcı’nın keyfini kaçırmış durumda.

Roco çok efsane bir performans sergilemiyor ama şimdiden Mirin’i geçmiş durumda. 

Abdullah Avcı’nın oyun sistemiyle ilgili en önemli rollerden biri ise ilginç bir şekilde taraftara düşecek gibi gözüküyor.

Yeni sistem çok daha sabır istiyor. Çok aşırı hücumcu değil temkinli, bol pas yapan bir takım geliyor. Geçen sezon Başakşehir’in üstüste 1-0 kazandığı maçlar vardı. Benzer bir durum bu sezon Dolmabahçe’de yaşanabilir. Taraftar bu oyun stratejisine sabır gösterip, destek verirse, Dolmabahçe’de bazen sıkıcı ama seri galibiyetlerin geleceği bir sezon izleyebilirler.