AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 27 Nisan 2007’de Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan e-muhtıraya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aradan geçen 19 yıla rağmen sürecin Türkiye’nin demokratik hayatı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Çelik, muhtıra ile hedeflenen sonucun dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetin direnişiyle ortadan kaldırıldığını ifade etti.
Çelik, söz konusu dönemde askeri ve yargı vesayetinin Ankara üzerinde etkili olduğunu, siyasi karar alma mekanizmalarında Milli Güvenlik Kurulu’nun belirleyici rol oynadığını aktardı. Günümüzde Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan Kabine toplantılarının siyasetin merkezinde yer aldığını belirten Çelik, geçmişte ise siyasi iradenin üzerinde vesayet mekanizmalarının bulunduğunu söyledi.
MGK'NIN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Milli Güvenlik Kurulu toplantılarının o dönemde siyaset üzerinde yönlendirici bir işlev gördüğünü belirten Çelik, hükümetin aldığı kararların MGK’da yeniden şekillendirildiğini ifade etti. Anayasa’nın üzerinde Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin konumlandırıldığını dile getiren Çelik, seçilmiş iradenin etkisiz hale getirilmeye çalışıldığını kaydetti.
Muhtıraların hükümetleri işlevsiz hale getirdiğini belirten Çelik, bu sürecin bir sonraki aşamasının darbe olduğunu ifade etti. Türkiye’de muhtıra geleneğinin demokratik hayat üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu vurgulayan Çelik, bu geleneğe karşı daha önce hiçbir hükümetin direnemediğini söyledi.
27 NİSAN’DA YAŞANAN DÖNÜM NOKTASI
27 Nisan 2007’de yayımlanan e-muhtıraya karşı ilk kez bir hükümetin açık şekilde direnç gösterdiğini ifade eden Çelik, bu durumun Cumhuriyet tarihi açısından bir ilk olduğunu belirtti. Hükümetin karşı duruşu sonucunda muhtıra girişiminin etkisiz hale geldiğini ve siyasi denklemde değişim yaşandığını dile getirdi.
AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından muhtıra geleneğinde kesinti yaşandığını belirten Çelik, söz konusu gecede bazı gazetecilerin askeri vesayetin yeniden devreye gireceğine dair uyarılarda bulunduğunu aktardı. Hükümetin muhtıraya cevap vermesiyle sürecin yön değiştirdiğini ifade etti.
E-MUHTIRANIN İÇERİĞİ VE SONRASI
E-muhtıranın içeriğinde cumhurbaşkanlığı ve eğitim politikalarına ilişkin geniş kapsamlı değerlendirmeler yer aldığını belirten Çelik, bu müdahale girişiminin ardından muhtıra geleneğinin sona erdiğini ifade etti. Askeri vesayetin Türkiye’de demokratik yapıya zarar veren bir unsur olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Çelik, 28 Şubat süreci ve AK Parti’ye açılan kapatma davası dönemlerinde de benzer yapıların etkisinin görüldüğünü belirterek, söz konusu yaklaşımın Türk Silahlı Kuvvetleri açısından da olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
O GECE YAŞANANLAR
27 Nisan gecesinin belirsizliklerle dolu olduğunu belirten Çelik, Ankara üzerinde yoğun bir baskı ortamının bulunduğunu ifade etti. Sürecin nasıl sonuçlanacağının öngörülemediğini dile getiren Çelik, hükümetin ortaya koyduğu kararlılığın sürecin yönünü belirlediğini söyledi.
Muhtırayı yayımlayan yetkililere ulaşılmaya çalışıldığını ancak telefonlara cevap verilmediğini aktaran Çelik, yaklaşık 15-16 saat boyunca iletişim kurulamadığını belirtti. Hükümetin cevap vereceğinin duyurulmasının ardından söz konusu kişilerin yeniden ortaya çıktığını ifade etti.
Türkiye’de geçmişte seçilmiş hükümetlerin askeri vesayet nedeniyle görevden uzaklaştırıldığı örnekler bulunduğunu hatırlatan Çelik, 27 Nisan gecesi yaşanan gelişmelerin bu sürecin sona ermesinde etkili olduğunu kaydetti.