banner38

31.01.2022, 13:23

Ukrayna-Rusya gerilimi ve 3. Dünya Savaşı riski

ABD, 11 Eylül Saldırıları’ndan sonra ilk kez alarm seviyesini DEFCON-3 seviyesine yükselti. (Savunmaya hazırlık durumu alarm seviyesi, 1’den 5’e kadar. 5 normal hazırlık, 1 en yüksek veya nükleer savaşın başlamış olduğu aşama). Daha önceki DEFCON-3 seviyelerine bakarsak durumun ciddiyeti daha da anlaşılır. Bir önceki 11 Eylül ama sadece o panik ve belirsizlik havasında 3 günlük. Bir önceki kısmi olarak sadece Güney Kore’deki kuvvetleri kapsayacak şekilde 1976’da. Geriye doğru ondan önceki de 1973’de Yom Kippur Savaşı sırasında Rusya’nın Arap ülkeleri nezdinde taraf olması ihtimaline istinaden 6.Filo için.

ABD, Ukrayna’da Rus işgalinin başlamasını fırsat bilen Çin’in de Tayvan’ı işgale kalkışabileceğinden endişe ediyor. Bu da Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlaması demek. Bu savaşın nükleer savaş olma ihtimali yüksek olduğu gibi nükleer silah kullanılmasa da biyolojik silahların kullanılacağına kesin gözü ile bakılıyor ki, Kimyasal ve Biyolojik Silahlar 5 daimi üye dahil tüm ülkeler nezdinde yıllar önce yasaklanmıştı ve hiçbir ülke resmi olarak bu tip silahlara sahip olduğunu deklare etmiyor. (Neden 5 daimi ülke dedim? NPT’ye göre 5 daimi ülke yasal nükleer silah sahibi ülkeler. Diğer ülkeler nükleer güç olmayanlar şeklinde. Her iki gruba girmeyen yani nükleer silahlara sahip olan diğer 4 ülke ise yasal olmayan(!) nükleer silah sahibi ülkeler ve tabii olarak NPT’ye imza koymayan 4 ülke K.Kore, Pakistan, Hindistan, İsrail. Ancak biyolojik silahlar herkese yasak.)

Biden yönetimi, Putin’in işgalden caydırmak için birkaç haftalarının olduğunu söylüyor. Şubat ayında Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini, Nisan ayında Çin’in Tayvan’ı işgali onu da Kuzey Kore’nin Güney Kore’yi izleyeceği olasılığı düşünülüyor. Son aylarda Çin’in Tayvan’a baskısı, Rusya’nın NATO’ya ilettiği ültimatom niteliğindeki aşağıda bahsedeceğim istekler ve Ukrayna gerilimi ve Kuzey Kore’nin füze denemelerindeki artışı birbirinden bağımsız veya tesadüf olarak görmek saflık olur. Şimdi anlıyoruz ki aslında gizli bir mutabakat var gibi. Çin, Tayvan’ı kaşırken, Putin Ukrayna’ya sardı. Üstelik yıllar sonra Rusya-Çin Pasifikte ortak dev bir deniz tatbikatı yaptılar.

Rus-Ukrayna sınırında gerilim tepe noktasına ulaşırken dünyada savaşın çıkacağı veya çıkmayacağı üzerine çeşitli teoriler ileri sürülüyor. Kimileri ABD’nin, Rusya’yı provoke ederek saldırmasını, böylece USD-EUR transfer sistemi olan Belçika’daki Swift Merkezi’nden sistemi Rusya’ya kapatarak yani bankacılık dili ile Rusya’nın “USD linelarını” kapatarak ekonomik olarak çökertmeye ve böylece bir ezeli rakibini uzunca bir süre yarış dışı bırakarak dikkatini ve askeri-ekonomik-siyasi gücünü Çin’e daha çok yöneltme imkanı bulmayı hedeflediğini iddia ediyor. Bu senaryoda Ukrayna’nın yeri ise, ayının ayağının demir tuzağa yakalanması için tuzağa konmuş yem oluyor.

Diğer bir teori ise Rusya’nın kısa vadede çok şey kazansa da uzun vadeli düşüneceği için bu tuzağa düşmeyeceği ve sadece taviz koparma ve Ukrayna’nın Rus tehdidi ile zinhar NATO’ya üye olmayı düşünmemesi ve bunun diğer Varşova Paktı eski üyelerine örnek hatta ibret olmasını amaçladığı. Ayrıca Ukrayna’ya saldırma blöfünü NATO’nun görmesi ve doğuya doğru genişlemekten vazgeçmesinin yanında Avrupa’daki nükleer silahların, onları taşıyan balistik füzelerin ve Rus caydırıcılığını ciddi şekilde baltalayan balistik füze savunma sistemlerinin kıtayı terk etmesini ummak.

Haber bültenlerine baktığımızda kapıldığımız düşünce ise Rusya’nın, Ukrayna’yı işgale başlamasının an meselesi olması. Şu an CIA’in ABD basınına yansıyan tespitlerine göre 135.000 Rus askeri Ukrayna sınırına yığılmış durumda. Yine CIA’e göre bu sayı 175.000’e yaklaştığında yani tahmini olarak Şubat ayının ortasında işgal başlayacakmış.

Rusya’nın amacı belli: ya işgal ya da gözdağı vererek NATO’ya yeni üye katılımlarını baltalamak. Ancak ABD’nin amacını anlamakta zorlanıyorum. Geçekten de çok garip. Hele Biden’ın ikide bir Rusya girecek demesi daha garip. İnsan ister istemez “maden biliyorsun neden bir şey yapmıyorsun, asker göndermiyorsun?” diyesi geliyor. Medyaya verilen demeçler ile kapalı kapalılar arkasındaki planlar çok farklıdır. Acaba ne planlıyorlar derken genelde “hayır pilan milan yok, sadece geç kaldılar ve çaresizler” dediğim oluyor.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg bile henüz Ukrayna NATO üyesi değil, o yüzden savaş çıkarsa NATO askeri harekâta müdahil olmayacak demiş. ABD ve İngiltere şimdilik AGTM (Tanksavar) göndermekten başka bir şey yapmıyor, çünkü kullanıcı Ukrayna askeri olacak. Yani kendi askerleri değil. Oysa Patriot ve daha pek çok hava savunma sistemlerini veya savaş uçaklarını personeli ile göndermesi gerekmez mi? Kara birliği olmasa da bunlar olmalı idi. Demek ki aslında bir dünya savaşından korkuluyor ve Ukrayna feda edilmek üzere.

İki ülkenin askeri varlığını karşılaştırdığımız da ise ortada bir denge falan yok. Zaten Kırım’ın ilhakı ile Ukrayna donanmasın varlığının %75’ini kaybetmişti. Şu an küçük muharip botları ve yardımcı sınıf gemileri haricinde muharip unsur olarak tek bir firkateyni var. Bizim RMK firması Ukrayna için Ada sınıfı korvetlerimizden (MİLGEM) yapıyor ama henüz teslim edilen yok. Rusya ise Karadeniz donamasında 49 gemi 7 denizaltı barındırıyor ki gemiler Kalibri seyir füzeleri, dünyanın ilk hipersonik gemisavar füzesi Tsirkon/Zircon gibi gelişmiş füze sistemlerine sahip.

S-300 ve S-400’leri Ukrayna sınırına yığması yetmemiş gibi 500 km menzilli bir SRBM veya taktik balistik füze olan 9M720 ISKANDER (İskender) ORTK’nın 9M723 Iskander-M balistik füzesi ve 9M728 seyir füzelerini yığdı. Ayrıca Bastion kıyı konuşlu gemisavar füzeleri. Bunların karşısında ise Ukrayna’nın 280 km menzilli Neptun gemisavar füzesinden başka bir şeyi yok.

Rus H. Kv. 8000 km öteden SU-35’leri Belarus’a intikal ettirdi ve yığmaya devam ediyor. Ukrayna ise F.International 2022 rakamlarına göre:

-51 adet Mig-29

-12 adet SU-24

-17 adet SU-25

-32 adet SU-27

-47 adet hafif saldırı-eğitim-yakın hava desteği uçağı L-39’a sahip.

Yani ellerinde SU-27 hariç rekabetçi bir savaş uçağı yok. Ayrıca bizden aldığı TB-2 SİHA’lar var ki bunları da hava hakimiyeti olmasa da hava üstünlüğünü sağlayamaz ise çok az kullanma imkanı bulacaktır. Hava üstünlüğünü de karşıda SU-35 varken sağlaması imkansız gibi. ABD’nin misilleme olarak Estonya’ya yeni gönderdiği F-15’lerin ne derece müdahil olacağı da yukarıda bahsettiğim gibi muallak. Az sayıda gönderilmesi müdahale edilmeyeceğinin işareti aslında.

Kerç Boğazı dolayısı ile Azak Denizi’nin Rus donanması tarafından ablukaya alınacağı da kesin. Karadeniz’e Montrö gereği denizaltı zaten giremiyor, savaş gemisinin de çok sınırlı süre için önceden haber vererek gireceğini düşündüğümüzde Rusya karşısında Ukrayna’ya destek verecek tek NATO suüstü ve sualtı gücünün Türk Donanması olduğunu söyleyebiliriz. Burada da NATO Genel Sekreterinin yukarıdaki demecini hemen hatırladığımızda Türkiye’nin de biz NATO ile ortak hareket edeceğiz açıklamasını (Cumhurbaşkanı Erdoğan) düşündüğümüzde NATO müdahale etmez ise bizim etmemiz zaten düşünülemez sonucu çıkıyor. Yani Ukrayna donanması tek başına. Dolayısı ile Rusya Karadeniz’deki hakimiyetini perçinlemiş ve Azak Denizi’ni tamamen kapamış olacak.

Savaşın Rusya’nın ekonomik çıkarları için kötü olacağı kesin ama Ukrayna için ise tam bir felaket olacak. Sanırım bu savaştan en zararlı çıkan yazınki Rus turistleri kaybedecek olan Türkiye ve ne yaptığı belli olamayan Ukrayna’yı satanların başında gelen Almanya ve hatta Avrupa olacak.

Dolayısı ile yukarıdaki teorilerden birine göre tüm ülkelerde bir şekilde zararlı çıkma durumu varken olası işgalden kar eden sadece iki ülke olacak; ABD ve İngiltere(!). Evet Rusya’nın Avrupa’ya daha çok yaklaşması ve Karadeniz’e resmen çökmesi ABD-İngiltere’nin çıkarlarına ters ama uzun vadeli Rusya’ya olan zararı daha çok olacağı için ABD bunun hesabını yapıyormuş, güya!

İngiltere ise Almanya’nın aleyhine olan her durum için “kasa daima kazanır” kafasında uluslararası usta kumarbaz olarak Rusya’nın Avrupa içine daha çok girmesi riskini/kumarını göz önüne alacakmış. Teoriler Rusya ayağı ile yani İngiltere’nin Avrupa rakiplerinin zayıflaması, baskı altında kalması yönü ile doğru olabilir. Ayrıca Rusya’nın ekonomik olarak çöküşü ABD’ye hediye gibi gelebilir.

Fakat bence bu teoriler çok yersiz ve en azından artık geçersiz. Çünkü ABD ve İngiltere için de yukarıda belirttiğim kazançlar, kayıpların çok altında kalacak. Zaten tersi olsa ABD-İngiltere’de bu derece panik yaşanmazdı. ABD’de generaller Avrupa’daki kuvvetlerin şu an asla Rusya’yı durduracak rakamlarda olmadığı söylüyormuş. Birden Körfez Savaşı’nı hatırladım: Koalisyon Ağustos’tan Ocak ayına kadar 6 ayda yığınağını tamamlamıştı ki, Irak’a karşı idi. Şimdi ise Rusya var. Yani Saddam’ın Kuveyt’e girdiği gibi Rusya Ukrayna’ya girerse 6 ay yığınak da kurtarmaz. Zaten bir daha zor çıkar.

ABD ve İngiltere’nin hakkını yememek lazım, bir taraftan da onlarca uçak dolusu AGTM yolladılar. Ama dikkat edin hiç hava savunma sistemi yani asker göndermediler. Sadece depolarındaki raf ömrü azalan füze cephaneliğini tazelemiş olacaklar. Bayat ekmeği küflenmesin diye küflenmeden önce fakire veren zengin gibi. Yoksa küflenip çöpe gidecek. Aslında ortada korkunç bir satış ve ikiyüzlülük var. Ayrıca istihbarat ve yönetim zafiyeti. CIA, Çin-Tayvan, Rusya-Ukrayna oyunu önceden görüp Biden’ı uyarsa idi veya uyarmış ise Biden “ne derler” ve oy kaygısını bir kenara bırakıp Rusya ile eş zamanlı olarak Avrupa’ya asker yığsa idi ve NATO ülkelerini ikna etse idi belki bugün durum farklı olurdu. Ortada bir basiretsizlik ve ta Trump zamanından kalan ABD’nin Rus tehdidini önemsemeyen tavrı var. Bu da normal çünkü devleti ticari şirket gibi sadece ekonomik dengeler üzerine ve aman ekonomi bozulmasın, lobiler kızmasın ekonomik dengeler sarsılmasın diye yönetirsen bir gün düşman kapıya dayanınca gerçeği anlarsın. Oysa devlet, devlet gibi yönetilir. Dünya tarihi bir avuç güçlü ordunun en zengin şehir devletlerini istila edip yağmaladığı örneklerle doludur. Trump başkan olduğundan ABD nükleer politikasından bihaber bir adamdı. Hatta basiretsizliğin öncesi var. SSCB yıkıldığında ABD, Rusya eski haline dönemez, Pepsi'ye borcu karşılığında nükleer denizaltıyı hurda diye satmaya kalkan ülkeden artık bir cacık olmaz diyerek büyük bir hata yaptılar. Putin sadece nükleer gücü değil, konvansiyonel gücü de toparlamayı başardı. Açıkçası ekonomik hariç her alanda başarılı oldu. Ruslar Borei sınıfı SSBN denizaltısını yaptılar, Bulava SLBM (nükleer başlıklı denizaltıdan atılan) füzelerini, YARS serisini, 9M729 ve diğer İskender serisini, Avangard HGV’yi vs. vs. ama ABD nükleer gücüne güvenip Ağustos Böceği modunda kalmaya devam ederek tüm bu nükleer silah taşıma platformlarını sineye çekti. INF Antlaşmasını iptal etmekten başka bir şey yapmadı ki onda bile çok geç kaldı. Antlaşmada olmadığı için Çin aldı başını gitti.

Üstelik hepinizin bildiği bir husus var ama belki bilmeyen vardır diye hatırlatmakta fayda var ki, bu ABD ve İngiltere’nin Ukrayna’yı ilk satışı olmayacak. Malum, SSCB dağıldığında Ukrayna’da Tu-160 ve Tu-95 stratejik bombardıman uçakları, SS-18 ve SS-20 ICBM’leri kalmıştı. Üstelik bunlar yüzlerce nükleer harp başlığı ile birlikte kaldı. Sonuçta imha edildiler, parçalandılar bir kısmı Rusya’ya geri satıldı vb. Özellikle sıvı yakıtlı silo tabanlı SSCB ICBM’leri (kıtalararası balistik füzeleri) harp başlığı hariç tamamı Ukrayna tasarımı ve üretimi idi. Sonuçta ABD ve İngiltere Rusya’nın tekrar kendine geleceğini, dirileceğini öngöremeyerek Ukrayna’ya garanti verdiler ve tüm nükleer silahlardan arınmasını, INF ve NPT gibi silahsızlanma ve nükleer silahların yayılması antlaşmalarına imza koymasını istediler. Ukrayna uçaklar, ICBM’ler ve tüm nükleer harp başlıklarından arındı, antlaşmalara nükleer silah sahibi olmayan ülke statüsünde taraf oldu. Sonra aradan yıllar geçti ne oldu? Rusya Kırım’ı ilhak etti ama ABD ve İngiltere sözünde durmadı.

Kara gücüne gelince de Ruslar tank, BTR, zırhlı araç Allah ne vermişse yığıyor ama benim dikkatimi İskender füzelerinden başka BM-30 topçu roketleri çekti. Belli ki zayiat oranının minimum düzeyde tutmaya çalışacak olan Rus Silahlı Kuvvetleri, Ukrayna tarafını topçu roketleri ile artı İskender ile satüre etmeye çalışacak. Bu hem ciddi zayiat hem stratejik hedeflerin asker kaybı olmadan yok edilmesi hem de kaşı tarafın savaşma azmini kırma açısından olağanüstü bir psikolojik harekat etkisi yapacaktır ki, son 20-30 yıllık savaşlara bakılınca hep yapmıştır. (Afganistan, Çeçenistan, Suriye ve diğer savaşlar İran-Irak Savaşı, çok kısıtlı olarak Körfez Savaşı.)

Diğer yandan Ukrayna ile ciddi savunma sanayii işbirliği ve ihracatı olan Türkiye için de tabii ki bunlar kötü haberler. Ancak Gezgin seyir füzesi motoru veya Akıncı SİHA motoru gibi motor tedarikleri çok olağan üstü sıkıntı değil bence. Muadili bulunabilir, en fazla Gezgin seyir füzesi zaten uzun süredir bekliyor biraz daha bekler ve milli motorun yeni sözleşme ile Kale-Grup tarafından üretilmesini bekler. Ancak ATAK-2 helikopter motoru işte sıkıntı. Çünkü helikopter o motora göre tasarlandı. Gerçi Ukrayna’nın uğrayacağı zarar ve insan kaybı yanında bizim bunları konuşmamız biraz vefasızlık gibi.

Birazda krizin öncesine tarihi sürece bakalım (Dipnotta linkini verdiğim ve kendisi ile tanışmasam da makalesini çok beğendiğim Prof.Dr.Sait Yılmaz şöyle diyor): “2014 yılında Ruslar, Ukrayna’nın doğusundaki Rus azınlıkları ayaklandırarak, sivil elbiseli özel kuvvetleri ile onları yöneterek, örtül bir işgal başlattılar. Bununla da yetinmeyip, kendileri için vazgeçilmez gördükleri Sivastopol limanına sahip olabilmek için Ukrayna’ya bağlı Kırım’ı işgal edip, ardından ilhak ettiler. Bütün bunlar 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde oldu yani hala bir devlet başka devletin topraklarını hiçbir hukuki gerekçe olmadan işgal edebildi. Yaklaşık iki aydır, Rusya’nın yeni bir işgal harekatına hazırlandığının ciddi emareleri var. Ruslar, Aralık ayı ortasında adına güvenlik anlaşmaları denilen iki belge ortaya attılar. Bunlardan biri ABD’ye diğeri de NATO’ya ültimatom niteliğinde yani ‘kabul etmezseniz günahtan bizden gitti’ diyorlar. Amaç olası bir işgali meşru hale getirebilmek ile sınırlı değil, Ruslar bu kez uluslararası düzeni değiştirmek için bir fırsat yakaladıklarını düşünüyorlar. Ruslar bu sefer tüm Ukrayna’yı işgal edebilir üstelik bu savaş Çin’i de Tayvan’ın işgali için harekete geçirebilir. Bu Üçüncü Dünya Savaşı demek. Durum ciddi ve Türkiye için de önemli sonuçları olabilir…”

Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya karşı daha doğrusu Putin’in bakış açısı sakat, sıkıntılı veya arızalı. Bu konuda da “ Putin, Ukrayna’yı egemen bir ülke olarak tanımıyor. Rusların ve Ukraynalıların aynı olduğunu söyleyerek, Ukrayna sınırlarını tartışmalı hale getiriyor. Ruslara göre bugünkü Ukrayna toprakları Rusların tarihi toprakları imiş. Sanki hiç Osmanlıların olmamış, Ruslar işgal ettiğinde otomatik tarihi olarak Rus olmuş. Bu yüzden, bugün Ukrayna’nın başında kim olduğu önemli değilmiş. Putin’e göre Ukrayna’yı yönetenler aşırı milliyetçi azınlık bir grup. Aynı Putin birkaç yıl önce Tataristan’ın başındaki Tatar kökenli kişiyi Türk kökenli eğilimleri nedeni ile beğenmediği için yerine Moskova’dan bir Rus’u atamıştı. Son 5 yılda Rusya, özellikle Avrupa ve Asya-Pasifik’e yönelik askeri güç projeksiyonunu önemli ölçüde geliştirdi. Bunun temelinde Rusya’yı bir dünya gücü yapmak için dünyanın herhangi bir yerinde yani alan-dışı harekât yapma merakı bulunmaktadır…”

Şimdi Rusya’nın önerdiği ültimatom niteliğinde olan ve kabul edilmez ise Ukrayna’nın ilhakına belki Üçüncü Dünya Savaşı’na gidecek maddeleri inceleyelim. Bu maddelerin okuyunca şunu gördüm, bence Rusya şunu demek istiyor: “Avrupa’da önümden çekil, nükleer caydırıcılığımı asla zedeleme, Avrupa ve Asya’da NATO üyesi olmayan tüm ülkeleri benim insafıma bırak, asla NATO’ya yeni ülke alma, Çarlık Rusya’sının önünden çekil, Karadeniz Rus gölüdür, Türkler sorun değil (hükümet ile aram iyi) sen Karadeniz’e girme yeter vs vs…”

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı, NATO ile ilgili gerilimin sona ermesi için güvenlik garantisi isteyen iki belge yayınladı. Taslak Anlaşma metinleri 15 Aralık 2021 günü diplomatik kanallarla resmi olarak ABD’ye iletildi.

İlk belge ABD ile yapılması istenen anlaşmanın taslağı:

1-Rusya ve ABD, birbirlerine karşı saldırmak ya da buna hazırlanmak için başka bir ülkenin toprağını kullanmayacak.

2-İki ülke de birbirlerinin ülke içini hedef alacak şekilde yurt dışında sınırlara yakın bölgelere kısa veya orta menzilli füze yerleştirmeyecek. (SRBM, MRBM)

3-ABD, henüz NATO ülkesi olmamış eski Sovyet ülkelerinde askeri üsler açmayacak, askeri alt yapısını kullanmayacak veya bu devletlerle askeri işbirliğini geliştirmeyecek.

4-İki taraf da ülke dışında nükleer silah bulundurmayacak ve bu tür silahlar varsa ülkesine geri çekecek. Taraflar kendi toprakları dışındaki nükleer silahların alt yapısını da ortadan kaldıracak.

(Bu tüm Avrupa ve Türkiye’deki NATO/ABD nükleer silahlarının sökülmesi demek. Bu da nükleer başlık kabiliyeti olan SRBM, 9M723 İskender-M/SS-26 ve yeni geliştirilen RS-26 Rubezh/SS-X-31 ICBM ama MRBM menzilinde test edildiği için Avrupa’ya yönelik endişesi olan çeşitli Rus balistik füzelerine karşı Avrupa ve Türkiye’nin nükleer açıdan savunmasız kalması demek. Ayıca kaynaktaki haritada Mürted ve Balıkesir üslerinde de nükleer silah olduğu yazılmış ama o çok eski harita. Uzun yıllardır bunlar kaldırıldı. Türkiye’de sadece İncirlik’te 50’den fazla olmayan B61 nükleer bombaları var.)

5-İki taraf da nükleer silah kullanımı içeren senaryolar dâhilinde askeri tatbikat yapmayacak.

6-İki taraf da nükleer silah sahibi olmayan ülkelerin nükleer silah kullanması için askeri veya sivil personelini eğitmeyecek.

İkinci belge ise NATO üyesi ülkelerin tamamı ile yapılacak çok taraflı bir anlaşma niteliğinde ve şu altı maddeyi içeriyor:

1-NATO daha fazla Doğu’ya doğru genişlemeyecek ve Ukrayna’nın üyelik vermeyecek.

2-NATO, 1997’deki (Doğu Avrupalı üye ülkelerin belirlendiği) sınırlarının ötesinde ilave kuvvet ve silah yerleştirmeyecek.

3-NATO; Ukrayna, Doğu Avrupa, Güney Kafkasya veya Orta Asya’da herhangi bir askeri faaliyette bulunmayacak.

4-Rusya ve NATO, diğer ülkelerin topraklarını vuracak menzilde kısa veya orta menzilli füzeler yerleştirmeyecek. (SRBM, MRBM)

5-Tüm taraflar, karşılıklı anlaşma sağlanmış sınır bölgesi içinde, tugay seviyesinin üstünde askeri eylemlerden kaçınacak.

6-Taraflar birbirini tehdit veya rakip olarak görmeyecek, sorunları kuvvet kullanmaktan kaçınarak barışçı bir şekilde çözecek.

Bu maddeleri silah sistemleri, uluslararası silahsızlanma antlaşmaları, nükleer ve konvansiyonel güç dengeleri hatta sadece Avrupa’daki güç dağılımını bilmeyen yani benim futbol hakkındaki genel kültürüm kadar bu meselelerle ilgilenen bir okuyucumuz okuyunca şöyle düşünebilir. “Ne güzel işte, adam silahların azaltılması ve barıştan yana, fena mı?” diyebilir. Görünüşte haklı da. Ama bu maddeler aslıdan özetle şu demek: “Tüm Avrupa, Batı Asya ve Doğu Akdeniz dahil Ortadoğu’yu benim kucağıma bırak ve git. İngiltere ve sen (ABD) hariç tamamı artık benimle muhatap olmak zorunda olacak…”

Prof.Dr.Sait Yılmaz “NATO’nun Ukrayna, Gürcistan ve Karadeniz’e genişleme niyeti konusunda şüpheler var. Avrupa’daki ABD Nükleer Silahları Rusya’yı endişelendiren diğer bir konu da NATO’nun Ukrayna ve Gürcistan’da nükleer füzeler yerleştirme ihtimali. Kısa ve orta menzilli bu taktik füzeler, coğrafi yakınlığı nedeni ile reaksiyon gösterme süresinin çok kısa olması nedeni ile Rusları düşündürüyor…” demiş ama buna katılmıyorum. Gürcistan ve Ukrayna zaten bu riski almaz ama alsa bile bu Rusya’nın zamanında Küba’ya füze yerleştirmesinden farksız. ABD bunu yapmaz, yapamaz. Çünkü bu açık savaş sebebi. Uluslararası hukuk ve teamüllere göre değil askeri gerçeklere göre. Türkiye’de bile yokken, yani malum Küba krizinden sonra Jüpiter füzeleri çekilmek zorunda kaldı. Yeniden bu kadar yakına konması direk alakalı olmasa da NEW START dahil tüm antlaşmaların çöpe gitmesi demektir.

Özellikle sonuç kısmında Prof.Dr.Sait Yılmaz şöyle demiş: “Ukrayna’nın kimliğini ve egemenliğini tanımayan Putin için, ülke yabancı işgali altında. Vladislav Surkov gibi ideologlar Putin’e Büyük Petro ve Josef Stalin gibi liderlerin peşinden gitmesini, Rusya’nın genişlemesini tavsiye ediyorlar. Durum böyle olunca tüm Ukrayna’nın işgal edilmesi için planlar konuşuluyor. Hedef, Ukrayna nüfusunun ve sanayisinin çoğunluğunun olduğu ve denize çıkışının sağlandığı Kiev ile Odessa arasındaki bölge. Bu tür propagandalar Rus medyası ve akademik çevrelerinde Türk Dünyası’ndaki gelişmeler içinde yapılıyor. ‘Türkler de aslında Rus’ diyerek, kendilerinin tüm bu coğrafyanın efendisi olduklarını dayatmak istiyorlar. Bu yüzden, bizi Avrasya’nın parçası görüyorlar, Avrasyacılığın Turan’ı da kapsadığını söylüyorlar, Türk Devletleri Teşkilatı’nı kendi uzantıları gibi görüyorlar daha da önemlisi kendilerini bu coğrafyanın efendisi gibi görüyorlar. Ruslar, Kuzey’deki Türk kollarını asimile eden, Osmanlı ile 16 kere savaşarak tarih boyunca Türk Dünyası içinde hep aleyhimize büyüyen, 1945 yılında bizden Kars ve Ardahan yanında İstanbul’dan üs isteyen, bugünde 142 milyonluk nüfusu ile 300 milyonluk Türk Dünyası’na şantaj yapan tarihi düşmanımız. Mevcut konjonktür gereği önceliği biz olmadığımız için bizi bu dönemde idare ediyor, öyle yalnız ki çok sinirlense de bize sabrediyor. Libya ve Suriye’de askerlerimizi şehit ediyor. Konu Rusya olunca Türk Dış Politikası pragmatik ilişkiler dışında uzun vadeli olarak Rus tehdidinin altını oyacak projeler için Batı ile işbirliği yapmalıdır. Ateşi maşa ile tutmak, ayıyı üzerinize çekmeden çukura göndermek esas olmalıdır. Unutmayalım, Türkün ve Türklüğün en büyük düşmanı tarih boyunca Çin ve Ruslar olmuş, Türk savaşlarının üçte biri Ruslar, üçte biri Çinliler ve üçte biri ise diğer ülkeler ile yapılmıştır.”

Neyse ne diyelim, inşallah Ruslar bir delilik yapmaz. Putin’in Türkiye’ye gelecek olması umut verici bir gelişme, ama gerçekten savaşa çok yakınız.

Haftaya görüşmek üzere, barış dolu bir dünya dileği ile…

Hakan KILIÇ

Savunma Analisti

@hkilichsword

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.academia.edu/66865587/Ukrayna_ve_Üçüncü_Dünya_Savaşı, https://tass.com/politics/1377241

https://www.globalresearch.ca/kremlin-still-beseeching-nato-not-to-be-nato-moscows-security-proposals/5764976,

https://web.archive.org/web/20091108082044/http://www.dtic.mil/doctrine/jel/new_pubs/jp1_02.pdf, https://nuke.fas.org/guide/usa/c3i/defcon.htm.

Yorumlar (0)
banner35
27
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
banner21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
banner23