banner10

Türkiye, F-35 ve S-400 kıskacından çıkış yolu arıyor

Türkiye ciddi bir çıkmaz ve ikilemin içinde. F-35 alımı ile daha sonra alınan S-400 alım kararı arasında tercihe zorlanmakta. Her ne kadar medyada F-35 ile S-400 yani F-35 savaş uçağı mı daha gerekli yoksa S-400 YIHSS mi gibi (müsaadenizle) saçma sapan tartışmalar olsa da elma ile armudu kıyaslayan bu tartışmaya yeniden girmeye niyetim yok. Dünyanın en iyi hava savunma FÜZESİNİN, en kötü 5’nci nesil hatta orta kalite 4’üncü nesil bir savaş uçağı ile kıyas edilmeyeceğini daha önce ayrıntılı yazdım, girmeyeceğim.

Ancak diğer yandan Türkiye’nin savaş uçağı ve diğer silah sistemleri yanında YIHSS’ye (Yüksek irtifa hava savunma sistemi) acil ihtiyacı olmadığını savunan yok gibi. Yani ben de dahil S-400’ün acil ihtiyaç olduğu konusunda herkes hem fikir. Hatta birçok yazımda ve TV’de katıldığım programda da dile getirdiğim gibi bu şu an değil ta 1.Körfez Savaşı’nda Saddam Scud türevi El-Hüseyin SRBM tipi balistik füzeleri sağa sola salladığından beri balistik füze savunma sistemi olarak ve 2014’den beri etrafımızda bizimkiler de dahil savaş uçakları vurulmaya başladığından beri yüksek irtifa hava savunma sistemi olarak acil ihtiyaç var.

Diğer yandan bugün itibari ile YIHSS kadar acil bir savaş uçağı ihtiyacımız olamasa da orta ve uzun vadede yani kimsenin tabi olarak kesin seri üretim tarihi veremeyeceği Milli Muharip Uçak TF-X seri üretime geçene kadar savaş uçağı alımı ihtiyacı var (Tahmini veren olabilir, kesin olamaz. +-10 yıl bile oynayabilir, dünya havacılık tarihi hele 5’nci nesil çalışmaları örneklerle dolu). O zaman düz mantık “S-400 alıp F-35’i de 5-10 yıl sonra orta vadede düşünür, alırız” diyecek çıkabilir düşüncesi ile yazıyorum, böyle bir ihtimal de yok. Bir kere çıkmamız durumunda zaten bu artık herkesin duyduğu meşhur CAATSA yaptırımları ile olacak (eğer olursa) geri dönüş yok.

F-35’in alternatifi de sadece iki tane: satışı yasak olan Amerikan F-22 Raptor ve yine satışı yasak olan Çin J-20 Chengdu. Bunlar haricinde yok. Bunu tüm uçakları sayfalarca incelediğim Dış Politika Dergisi 6.Sayısındaki “F-35 Alternatifleri” yazısında anlatmıştım. Dolayısı ile bana göre eskiden omuzu ne kadar kalabalık olursa olsun emekli askerlerimizin medya ve YouTube kanallarında, bürokrasinin neresinde olursa olsun teknokrat ve bürokratların ve siyasileri saymıyorum zaten adı üstünde “Siyasi” tabi ki siyasi demeç verecek, F-35 için alternatif uçak bulunacağı veya var olduğu veya mümkün olduğu açıklaması doğru değil. BİLGESAM’daki F-35 raporum yeterli ama değil ise karşıt görüş veya tarafsız yani Rusya veya ABD’ye meyilli olmayan bir uzman, yani göğsünde illaki pilot brövesi olan, dünyayı ve 5’nci nesil savaş uçağı teknolojisini hali hazırda yakından takip eden üstüne mühendislik okumuş (çoğu öyle de ilgili branştan daha makbul olur) birine sorsalar asla tersini söyleyemeyecektir. Maalesef S-400 siyasi bir konu haline getirildiği gibi F-35 de ABD ile olan sorunlar ve sıkıntının tabi ki siyasi yönü olduğunu kabul etmekle birlikte uçak bazında herkesin siyasi görüşüne göre beyanlar verdiği bir hal aldı. Kimse ne S-400’e ne de F-35’e teknik yaklaşıp durumları bu ama tabi ki politik kararla şu tercih edilmeli demiyor. Aksine hangisini istiyor ise onu teknik olarak değersizleştirip politik tercihini teknik değerlendirmeye giydiriyor. Bunu havacılıktan anlamayan köşe yazarları yapınca kimse inanmıyor, üzülmüyor hatta takmıyor da emekli askerler yapınca insana acı veriyor.

Oysa bir adam tüm Rusya, hatta kırıntısı kalmış sosyalizmden nefret bile etse S-400 için dünyanın en iyi HSS’lerinden biri diyebilmeli (Özellikle Rusya’daki versiyonu ve Rusların kullanımı açısından). Fanatik ABD düşmanı olsa bile F-35 için en iyi 5’nci nesil ve sadece 2 rakibi var diyebilmeli. Oysa bunun yerine F-16, F-35’i hava savaşında yenmiş gibi ta 5 yıl önceki F-35’in artık değişen ve tarih olan RegFlag sonuçlarına bozuk plak gibi takılarak temcit pilavı gibi üstelik unvan sahibi insanlardan dinliyoruz. Hayır elli tane yerde bunlar ve yeni sonuçlar yazıyor ve bunu söyleyen insanlara baktığınızda hepsinin çok iyi İngilizce bildiği de kesin. Ya F-35’in daha önce onların zamanındaki uçaklarda olmadığı için ilk çıktığı modeli ile arasında dağlar kadar fark olduğunu anlayamıyorlar, ya okumuyorlar yada dediğim gibi uçak/füze alımlarının sadece ideolojik yanına bakarak ideolojik tercihlerini teknik gibi arz ediyorlar.

Türkiye alternatifsiz kalmaz demeçleri var. Aslında yukarıdaki “inanmıyorum” isyanım bu demeçlere değildi. Şekline idi. Tabi ki kalmaz. Ancak bu kamuoyuna “F-35 vermezlerse alternatifi var, Rusya ve Çin’den alırız” şeklinde değil de “Başka uçak alırız, ABD vermedi diye uçaksız kalacak halimiz yok” şeklinde lanse edilse daha doğru daha dürüstçe olurdu. Tabi ki başka uçak alırız. Ama burada F-35 gibi bir uçak olmayacağının altını çizerek söylemek lazım. Yani “Evet baskıya boyun eğmeyeceğiz, programdan çıkmanın bize 12 Milyar USD iş payı zararı olacak, 10 tane üretici firmamız etkilenecek ama S-400 acil ihtiyaç ve buna değer vs. ayrıca politik tercihimiz bu yönde F-35 gibi olmak zorunda değil, daha düşük teknoloji veya örneğin 4++ nesil SU-35 alabiliriz” şeklinde açıklama yapılmalı idi. Bu da bir tercihtir. İyi veya kötü bunu da zaman gösterir. Sonuçta tercih hakkı da Türkiye’nin daha doğrusu seçilmişlerin.

Çünkü vatandaşa “F-35’den çıkarsak şimdi onlar düşünsün, onlar bize muhtaç veya F-35 Rusya ve Çin’de alternatifi var, gider oradan alırız” dersek o zaman “Kardeşim madem vardı bu kadar zaman ne diye bekledik, nedir bu ABD baskısı, biz bu stresi neden çektik?” diye sorabilirler ki gayet haklılar.

Oysa herkes çok iyi biliyor ki Türkiye’ye S-400 kadar F-35 lazım. Hem siyaset hem bürokrasi hem de TSK F-35’i ısrarla istiyor ve alternatiflerinin satılmadığını çok iyi biliyor ve SU-57 dahil satılsa bile yanından, köşesinden yaklaşamayacağının farkında. Bu istek sadece medyaya ve TV’ye yansımıyor. İstemem yan cebime koy gibi ama bir taraftan da TCG Anadolu uçak gemisi için 20 adet F-35B ön siparişi de verilebiliyor. Denizciler eğitim için ABD’ye uçuyor.

Tabi siyaset de bürokrasi de ciddi bir Rus-ABD baskısı altında. Sonuçta herkes tüm kurumlar Türkiye için çalışıyor. Sadece kurumlar ve kişileri konjonktürel olaylar baskılıyor. Örneğin önümüzde önemli sorunlar var:

-Mesela genel seçimi geçen hatta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden daha popüler hale gelen olan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi

-Esad’ın Sayın Cumhurbaşkanı ile doğrudan görüşmesi ihtimali söylentileri ve Türkiye-Suriye ilişkilerinin düzeltilmesi ve bunun Türk-ABD ilişkilerine etkisi. (Yani ABD ile daha fazla sorun yaşamayalım diye Suriye ile kavga etmeye devam mı edelim? Artık Esad’ın Trump’dan bile daha kalıcı olduğunu en saf olan bile anlamışken Rusya ile papaz olmayı ve İdlib, Fırat’ın Doğusu gibi stratejik kırmızı çizgilerimizi geçmişteki Suriye stratejisinden taviz vermeme adına/inadına heba mı edelim? Rusya ve Esad ne kadar güvenilir, yarım asırlık NATO müttefikliğini Esad uğruna riske sokmaya değer mi? Bu gibi deli sorular…)

-Diğer kulis ise Trump’un Türkiye ziyaretinin de etkisi ile Fırat’ın doğusunda Türkiye ile ABD arasında ciddi iş birliği ihtimalinin konuşulması ve spekülasyon olacağı endişesi ile duyduğum ama yazmayacağım dedikodular (Benim tarzım değil).

-Bir taraftan Mayıs ayı yani bu ay daha önce 100 kişi olduğu sağda solda yazan ama sayının resmi doğrulanmadığı TSK personelinin S-400 eğitimi için Rusya’ya gideceği. Belki de gittiler henüz açıklanmadı veya eli kulağında.

-Bu gelişmenin hemen akabinde daha dün gece Reuters haber ajansının ABD’li bir yetkiliye dayanarak verdiği ABD, Türkiye'den S-400 hava savunma füzelerinin teslimatının 2020’ye kaydırılmasını istedi haberi. Bu haber henüz Ankara tarafından doğrulanmadı ve hatta iki gün önce tüm batı medyasında çıkan Türkiye’nin S-400’ü iptal etmenin yollarını aradığı haberleri Türkiye ve Rusya tarafından yalanlandı. Ancak son Reuters haberi yani ABD’nin 2020 talebi konusunda henüz açıklama yok. İçimden bir ses “Trump 2020’ye kadar S-400 ve F-35 konusunda Kongre’yi veya Türkiye’yi ikna ederim diye mi düşünüyor?” diyor ama maalesef ABD’yi Trump yönetmiyor, bana göre.

-Diğer yandan yine dün bir batılı kaynakta şu haber vardı. ABD’de bir müsteşar (Ellen M. Lord) perşembe günü Pentagon'da düzenlenen bir basın toplantısı sırasında F-35 için alternatif tedarikçilerin aranmasından bahsetmiş ve şöyle demiş: “ABD, Türkiye ile rutin olarak konuşmaya devam ediyor. F-35 ve S-400'ün uyumsuz olduğu konusu çok açıktır. Türkiye'yi yıllardır NATO müttefiki olarak gördük, onlar da F-35 programında çok iyi bir tedarikçi oldu. F-35 programında tedarik zinciri sözleşmeleri verildi…” Haberde, Lockheed Martin'e göre, sekiz Türk firması uçağın gövdesi, iniş takımı ve kokpit göstergelerine yer veriyor . Bazıları 2004'ten beri F-35 parçaları üretiyor. Örneğin, Fokker Elmo (Türk Firması) F-35'in elektrik kablolama ve ara bağlantı sisteminin yüzde 40'ını üretiyor, deniyor. USNI News’e göre, Türk şirketleri F-35 programı boyunca 12 milyar dolarlık bir çalışma yapacaklar (bunu raporumda yazmıştım). Ayrıca müsteşar Lord, Pentagon’un Türkiye’deki durum nedeniyle parça tedarik edecek diğer satıcıları bulmaya hazır olduğunu söylemiş ki burası sakat. Zaten İsrail Türkiye’nin iş payını bize verin deyip duruyor ve dünden razı (İsrail sadece alıcı bizim gibi üçüncü dereceden ortak değil).

-İşin diğer bir yönü ise CAATSA yaptırımları Malum S-400 firması da ABD ambargo listesinde. Eğer F-35 tedariki durulur ise bunun asla F-35 ile sınırlı kalmayacağını F-16’dan tankların parçalarına, gemilerden diğer ne varsa uygulanacağını söyleyenler çoğunlukta. İnanılır gibi değil ama Amerika’da da tersini söyleyen yok. İşte burada insanın kafası gerçekten çok karışıyor ve içinden “Valla benim aklım siyasete ermiyor” diyor. Neden mi? Çok basit.

Önce ABD açısından bakayım. Daha önce de çok yazdım. Ya politika icabı Türkiye’yi daha çok sıkıştırmak için veya o kadar önemsiz görüyorlar ve son dakika da hallederiz havasındalar ki. Veya Pentagon, dışişleri gibi yerlerde o kadar dosyaları ve sorunları var ki Türkiye’nin S-400 alımını çok önemsemediler ve sonra hallederiz mantığı ile yapılacaklar listesinde sonlara aldılar. Veya en başta dediğim gibi kişisel olarak psikopatça ama devletler söz konusu olduğu için strateji gereği en sonda müdahale edersek daha zevkli olur dediler. Ben “zevk” diyeyim siz politik kâr/amaç anlayın. Çünkü başta çok cılız tepki veren ABD yönetimi nerede ise 2 yıl süren S-400 alımının sonuna yaklaşmışken şaha kalktı. Sanki daha önce kör ve sağır idiler. Bu ABD açısından anlayamadığım tarafı.

Gelelim Türkiye açısından anlayamadıklarıma. Burayı özet geçeceğim. İki sebebi var. Birincisi siyasete girmemeye çalışıyorum. Diğeri sırf bu mevzuyu alım sürecinin başından beri derlemeye başlarsam kafadan 10 sayfa sürer. Benim anlayamadığım ve merak ettiklerim kısaca şunlar:

Şimdi S-400 ihtiyaçtı ve aldık, teknik yönünü geçeyim en az 6-7 makalem var. Ama peki CAATSA uygulanırsa ne yağacağız. Yani F-35 almadık, gittik daha az kabiliyete yani en basitinden 5’nci nesil olmayan bir uçak aldık, tamam. TSK 5’nci nesil olmadı 4++ oldu diye çökmez. O teknoloji ile tanışmamış oluruz bu konuda da çok şey yazılır ama hayati bir kayıp olmayabilir.

Fakat ya mevcut sistemler nasıl idame ettirilecek? Yani ilk planda aklıma gelenleri ile: F-4E 2020 (Savaş uçağı), F-16 (Savaş uçağı), NF-5 (Türk Yıldızları uçakları), KC-135 (Tanker), E-7T (Havadan erken uyarı ve kontrol uçağı), C-130 (nakliye), T-38 (eğitim), UH-1, S-70 (genel maksat helikopteri), AH-1W/P (savaş helikopteri), CH-47 (kargo/ağır yük helikopteri), M-60 tankları, MLRS, Milli üretim hava taşıtı motorları (T-129 Atak, Hürkuş, TB2), denizaltı, firkateyn diğer muharip gemiler ile yardımcı sınıf gemilerin bazılarının dizel motor, gaz tribünü gibi güç sistemleri ile bazı sistemleri, milli üretim Atmaca, Göktuğ hava-hava füzeleri seri üretime geçene kadar ve Hisar füzelerinin gemi konuşlu hale getirilecek zamana kadar, hava kuvvetlerinin füze ihtiyacı ve mevcut depodaki füzelerinin (AIM-9, AIM-120, SLAM-ER, AGM-88 HARM, AGM-65 vb.) bakımları ve gerekli parçaları ile deniz kuvvetlerinin gemilerindeki Harpoon, RAM, ESSM, SM-1 vb. füze sistemleri…

Liste uzayıp gidiyor. Avrupa ülkelerinin CAATSA’ya uymadığını farz ederek yazdım. Dolayısı ile ABD bu kadar inatçı ise aynı inat Rusya ve Türkiye’de de var ise Temmuz ayında S-400 geldikten sonra bu işlerin nasıl yürüyeceğini ak sakallı bir dede rüyama girse de anlatsa. Yoksa uyanıkken ben tüm tarafların siyaseti ve siyasetçilerini anlamıyorum. Yani gerçekten S-400 ve F-35’i birlikte alırsak sanırım dünya medyasında uzun süre imkansızı başardılar diyerek anlatılacağız. Her ne kadar umudumuz daha doğrusu isteğimiz/isteğim bu yönde olsa da durum pek ümit var değil.

Son olarak bürokrasinin daha doğrusu devletin ve Türk Savunma Sanayi’nin, bazılarının sandığı gibi NATO’dan çıkıp, SU-35 alıp, F-35’den vazgeçerek hatta F-16’ları çöpe atıp orduyu Ruslaştıracağını sananlar için daha dün yaşanan ve örneklerden sadece bir örnek olan haberi hatırlatayım.

Anadolu Ajansının “'Yerli Kara Şahin helikopterinin motoru teslim edildi” manşeti ile geçtiği haberde ABD yapımı ve TSK’nın da yıllardır kullandığı genel maksat helikopteri S-70 Black Hawk motorundan bahsediyordu. Türkiye’de tıpkı zamanında F-16 üretildiği gibi genel maksat ihalesini kazanan ABD yapımı S-70’ler lisans altında TUSAŞ-TAI’de üretilecek. TSK’daki tüm kuvvetlerin yanı sıra Orman Bakanlığından Emniyet Genel Müdürlüğüne kadar envantere alınacak. İşte bu helikopter projesi kapsamında yine lisans altında tam bilemiyorum ama sanırım büyük kısmı Türkiye’de üretilmiş ve çok az parçası direk olarak gelmiş ilk yerli yani Türkiye'de üretilmiş 2000 beygirlik helikopter motoru TEI’de üretildi ve törenle teslim edildi.

AA haberinde de “milli” yazmadığına dikkatinizi çekerim. Medyanın “milli” ile “yerli” arasındaki farkı öğrenmiş olması da çok sevindirici tabi. Bu motor fikri hakları veya patenti bize ait değil. Yani biz geliştirmedik. Dolayısı ile milli değil. Ama lisans altında Türkiye’de imal ediliyor belki de %100 tüm parçaları. O yüzden yerli. Örneğin Hürkuş’un kendisi yerli ve milli iken motoru direk ABD malı. Ama antrparantez söyleyeyim bu sorun değil. Yani F-16 parçaları gibi tek tedarikçi ABD değil. Dünyada turboprop motor yapan başkaları da var. ABD’den almak zorunda değiliz, gider başkasından da alırız. Dolayısı ile Hürkuş’da milli proje olmasına helal getirmiyor. Hürkuş bazında özgürüz diyebiliriz, F-16, F-35 gibi değil.

Yukarıda S-70 BlackHawk’ın T700-TEI-701D model turboşaft motoru törenle teslim edildi dedim. Yani CAATSA ihtimali arifesinde. Bu şunu gösteriyor. Demek ki kimse bu ihtimali düşünmüyor. Yani bir şekilde bir yol bulunacağı ihtimaline göre hareket ediyor. Kimsenin NATO’dan çıkmak, ABD ile ambargo krizi yaşamak gibi bir niyeti yok. Öyle olsa iki ay sonra ambargoya uğrayacak bir proje için neden medyatik bir tören yapılsın? Demek ki kafalarda S-400 için bir çözüm var ve herkes Trump’un ziyaretini bekliyor veya biz öyle umuyor ve bekliyoruz.

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword

YORUM EKLE

banner8

banner19

banner6

banner17