banner10

Türkiye'de milli imkânlar ile üretilen güdümlü füzeler ve devam eden projeler

Türkiye ROKETSAN ve sonrasında TUBİTAK-SAGE ile temelleri atılan güdümlü füze sistemlerinde artık belli bir seviyeye gelmiş hatta ihracat yapmayı başarmıştır. Ülkemizde üretilen güdümlü füze sistemler askeri terminolojiye göre “stratejik füze sistemleri” olarak kabul edilmese de Türkiye için kuvvet çarpanı ve bir dış politika destekçisi olabilecek kadar stratejik öneme sahip olanlar mevcuttur.

Bir füzenin stratejik füze sistemi olması için nükleer harp başlığı taşıması yeterli değildir. Ayrıca 1000 km üzeri menzili olması gerekmektedir. Bu yüzden nitelemeyi askeri terminoloji bazında yapmadığıma dikkatinizi çekmek isterim. Ayrıca taktik değeri ve görevi olan küçük füze sistemlerini de bu makalenin kapsamı dışında tutmayı düşündüm. Çünkü amacım “Stratejik önemi olan güç çarpanları” olarak nitelendirdiklerimi anlatmak idi. Yoksa burada anlatacaklarım askeri terminolojide “Stratejik füze sistemleri” olarak geçmiyor. Ancak bir ülke için savaş-kriz anında veya uluslararası politikada kullanılacak bir enstrüman olarak stratejik değerleri var denebilir.

Diğerlerinden sadece isim olarak bahsetmekte fayda var: “UMTAS, OMTAS, LUMTAS” gibi milli tanksavarlar (TEMREN deniz hedefleri için helikopter konuşlu versiyonu) ve Cirit gibi lazer güdümlü roketlerimiz seri üretime geçmiş hatta ihraç edilmiştir. Ayrıca şu an proje aşamasında yani henüz seri üretime geçmemiş milli MANPADS (omuzdan atılan uçaksavar füze) “Porsav” ve yine piyade kullanımı için üretilecek tanksavar “Karaok” (Milli ATGM) projeleri de devam etmektedir.

Şimdi füzelerin teknik özelliklerini tek tek açıklamaktan ziyade ne işe yaradıklarını anlatmaya çalışacağım. Teknik değerlerine çeşitli web sayfalarından kolayca erişebilirsiniz.

ATMACA GEMİSAVAR (ANTI-SHIP) FÜZESİ

Gerek Falkland Savaşı gerekse Körfez Savaş’ları öncesi ve sonrası ve son olarak Basra Körfezi’nde BAE gemisinin İran tarafından Husilere verilen Çin Yapımı gemisavar füzesi C-802 ile vurulması göstermiştir ki günümüz ve geleceğin deniz muharebelerinde harp gemilerinin baş belası gemisavar füzeler olacaktır. Gemilerin top atışı ile, uçakların ise bombardıman ile gemilere saldırması bir nevi tarihe karışmıştır. İster Ege gibi çok adalı yani saklanmanın kolay olduğu bir denizde isterse okyanusta olsun deniz harbinin su üstünde geçen safahatında ana silah sistemi uçak, gemi hatta denizaltılardan fırlatılan gemisavar füzeler oluşturacaktır. Dolayısı ile donamaların artık en önem verdiği husus da hava ve füze savunması olmaktadır.

Türk Donanması halen bu kapsam da ABD yapımı Harpoon füzelerini kullanmaktadır. Ancak yakın zamanda milli imkanlarla geliştirilen Atmaca gemisavar füzesinin seri üretimine başlanmıştır. Açık kaynak bilgisi olarak 200 km menzili olduğu söylenen Atmaca füzesinin harp başlığı da göreve uygun büyüklüktedir.

Gemisavar füzeleri tehlikeli ve gerekli kılan hususlardan en önemlisi birçoğunun yüksek subsonik (ses hızının biraz altı) hızda, deniz üzerinden 10-30 m gibi irtifada yalama uçuşu yapmasıdır. Dolayısı ile radarlar tarafından son anda (40-45 km kala) görülecek şekilde reaksiyon süresinin çok azaltmaktadırlar. Basit hesap ile bu 3 dakika demektir.

Şüphesiz Atmaca üretimi yeterli sayıya ulaştığında ve gemilere konuşlandığında Türk Donanması Ege’de daha avantajlı duruma geçecektir. Ancak aynı şeyi Karadeniz için söylersek henüz çok erken konuşmuş oluruz. Çünkü Rusya’nın Karadeniz kıyılarında çok sayıda gemisavar, seyir, hava savunma füzesi bulunmaktadır.

GEZGİN SEYİR (CRUISE) FÜZESİ PROJESİ 

Amerikan Tomahawk füzesinin Körfez Savaşı ve en son Suriye saldırısında neler yaptığını hepiniz görmüşsünüzdür. İşte Gezgin seyir füzesi Tomahawk muadili olacak. Atmaca’dan daha büyük ancak henüz hiçbir fotoğrafı kamuoyu ile paylaşılmamış, hala devam eden bir geliştirme projesidir. Füzenin 800-1100 km arası bir menzili olacağı tahmin edilmekle birlikte Atmaca’dan en büyük farkı kara hedeflerine saldırı, stratejik tesis/hedef imhasını amaçlamasıdır. Uzun menzilli derin darbe (Hassas) kara hedefi vuruş kabiliyetini deniz ve kara kuvvetlerimize kazandıracak olan füze deniz hedefi için de kullanılabilecektir.

SOM VE SOM-J

SOM füzesi Türkiye’nin geliştirdiği ilk seyir füzesidir ve orta menzillidir. Amacı uçaklardan bırakılarak derin darbe yapabilmektir. A modeli, zırh delici özelliği olan B modeli ve F-35 için özel olarak geliştirilmiş daha çok gemisavar rolüne yoğunlaşmış J modeli üretilmektedir. 280 km menzilli füzenin SOM-C1 ve SOM-C2 modeli ise milli ağ merkezli harp unsuru “KEMENT Veri Bağı” sayesinde Ağ Merkezli Harp Yeteneğine kavuşan seyir füzelerimiz olacaktır. Yani F-35 gibi ağ merkezli harp konusunda dünyanın en ileri uçağında uçarak onunla birlikte bu avantajı sonuna kadar kullandığı gibi Kement sayesinde SOM entegrasyon çalışması biten F-16’larda da kullanılarak, hedef güncelleme, cayma vb. birçok kararı fırlatıldıktan sonra da gerçekleştirebilecek. SOM füzesi envanterimizdeki İsrail-Popeye ve ABD-Slam-ER seyir füzelerinin yerini alacak ve depo ömürleri bittiğinde yeniden ithal etmek zorunda kalmayacağız.

AKBABA ANTİ-RADYASYON FÜZE PROJESİ

Körfez Savaşı’nda 100.saatin sonunda koalisyon güçleri dünya üzerinde metrekareye en fazla uçaksavar top ve füzesinin düştüğü Bağdat ve tüm Irak’ta hava hakimiyetini ele geçirmişti. Bunun en önemli sağlayıcısı SAM bataryaları değil ama tüm radar ağının yani radar tesis ve antenlerinin imha eden anti-radyasyon füzeleri idi. Uçaklardan ateşlenen bu füzeler yerdeki radar anteninin yaydığı yayını izleyerek, onu hedef alarak, imha ediyordu. Türk Hava Kuvvetleri de birçok NATO ülkesi gibi ABD yapımı AGM-88 HARM füzesini kullanmaktadır. İşte henüz proje aşamasında ve tıpkı Gezgin gibi herhangi bir bilgimiz ve projenin ne seviyede olduğunu bilmediğimiz Akbaba füzesi de bu tip bir anti-radyasyon füzesi olacak.

GÖKTUĞ FÜZE AİLESİ (GÖKDOĞAN VE BOZDOĞAN FÜZELERİ)

Göktuğ füze ailesi ilk kez IDEF-17 fuarında halka tanıtıldı. Havadan-havaya yani uçaklarda taşınan ve diğer hava araçları (uçak, helikopter, İHA fark etmez) düşürmek için üretilen füzelerdir. Gökdoğan füzesi yaklaşık 25 km menzilli yani kısa menzilli IIR (kızılötesi görüntüleme güdümlü) bir füze, Bozdoğan ise aktif radar güdümlü 65 km menzilli yani orta menzilli bir hava-hava füzesidir. Şu an kullandığımız ABD yapımı AIM-9X, AIM-120C7 füzelerinin yerine geçmesi için üretiliyorlar. Füzelerin karadan ateşlenme testleri yapıldı ve uçaktan ateşleme testlerine başlanacak ve 1-2 yıl içinde seri üretime geçeceği söylenmektedir.

Açıkçası AIM-9X ve AIM-120C7 füzeleri rekabet açısından zor füzeler olduğu için hava kuvvetlerimiz İsrail ve İngilizlerin yaptığı gibi hemen ABD füzeleri bırakmayıp karma bir mühimmat çeşitliliğini tercih edecek ve hatta siparişe devam edecektir diye tahmin ediyorum. Çünkü her hava-hava füzesinin diğerine göre üstün ve zayıf yanları bulunmaktadır. Ancak diğer açıdan çok stratejik bir kabiliyet olarak hava-hava füze üretim kabiliyeti kazanılmış olması çok çok önemlidir. Tıpkı tüfek aldığınız ülkeden mermisini almakta sıkıntı çektiğinizde tüfeğin işe yaramayacağı gibi eğer milli hava-hava füzeniz yok ise savaş uçağı yapmanızın çok bir anlamı yoktur.

HİSAR HAVA SAVUNMA SİSTEMİ

Hisar füzeleri kamuoyu tarafından çok tanınan, haber olan milli hava savunma füze sistemimizdir. Hisar-A (5 km irtifa, 15 km menzil) alçak irtifa hava savunma füze sistemi, Hisar-O ise (10 km irtifa, 25 km menzil) orta irtifadır. Sanırım hava savunma füzelerinin önemini anlatmaya gerek 

yok. Malum olduğu üzere bunların bir üst katmanı yani yüksek irtifa savunması için de S-400 satın alındı.

SİPER VE MİLLİ ABM (ANTİ-BALİSTİK) FÜZESİ

Siper milli yüksek irtifa hava savunma sistemi geliştirme projesi olup yeni bir proje. Ayrıca Fransız-İtalyan ortak firması EUROSAM ile yapılan bir niyet anlaşması sonucu teknolojik yardım ve transfer ile mili ABM (anti-balistik füze) projesi de yapılacak. Siper, Hisar-O füzesinin bir üst katmanına hitap etmektedir ve katmanlı hava savunmasındaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Bunların önemini de bir cümle ile anlatabiliriz. Türkiye’nin şu an balistik füze savunması veya yüksek irtifa hava savunma sistemi yok. Yani eğer Siper ve diğeri daha önce yapılmış olsa idi bugün ne S-400 alacaktık ne de “Yanına Patriot alalım mı? S-400 yüzünden ABD F-35 vermeyecek mi?” yi tartışıyor olacaktık.

BORA BALİSTİK FÜZESİ

Bora ve onun ihraç versiyonu Kaan (Khan) kısa menzilli yani SRBM sınıfında, katı yakıtlı, tekerlekli bir araç üzerinde mobil bir taktik balistik füzedir ve menzili 280 km’dir. Taktik dedim ama başta yazdığım gibi askeri sınıflandırma, terminoloji açısından. Aslında tüm balistik füzeler stratejik öneme sahiptir. Bora da Türk balistik füze programının ürettiği en uzun menzilli balistik füzedir ve önemi şuradan kaynaklanmaktadır.

Evet balistik füzeler pencereden girecek kadar hassas değildir. Hatta Bora füzesi de tipik bir balistik füze gibidir yani hassas güdümlü değildir. Sonradan bir hedefe yönlendirme imkânı da yoktur. Ancak diğer balistik füzeler gibi atış öncesi belirlenen hedefe mutlaka düşer. Yani elektronik karıştırma veya rüzgâr, sıcaklık gibi çevresel şartlardan etkilenmesi minimum düzeydedir. Modern balistik füzelerin dairesel sapma oranı en fazla 10-50 metre gibi bir aralıktadır. Ancak tesis ve stratejik hedef imhasından başka psikolojik harp unsurudur ki bu küçümsenecek bir psikolojik etki değildir.

İran-Irak savaşında Saddam’ın otoritesi Bağdat’a İran balistik füzeler düşene kadar hiç sarsılmamıştı. Afgan-Rus savaşının başında Rus işgal güçlerinin Afganistan’a davet eden Necibullah’a karşı darbe girişiminde bulunan askerlerin karargâhını Scud füzeleri ile balistik füze yağmuruna tutan Necibullah darbeyi başlamadan bitirmişti. Aynı şekilde Körfez Savaşı’nda İsrail ve Arap Yarımadasın’ı hedef alan Saddam belki de Patriot’lar olmasa başkentleri füze yağmuruna tutmuş olacağı için İsrail’in savaşa girmesi ile koalisyonu dağıtmış olabilirdi.

Sonuç olarak balistik füzelerin tehlikesi de yıkıcı etkisinden ziyade psikolojik etki ve önlenemez oluşundan kaynaklanmaktadır. Bugün dünya üzerinde en başarılı ABM sistemlerinin bile başarı yüzdesi %70’leri bulmadığını düşünürsek savaşta balistik füze önleme sistemi olmayan ülkeler zaten çok büyük risk altında olmakla birlikte füze sahibi ülkelerde avantajlı konumdadır. Çünkü balistik füzeler durdurulması en zor ve rakipleri anti-balistik füzelere göre daima 1-0 önde olan “Stratejik öneme sahip” silah sistemleridir.

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword

YORUM EKLE

banner8

banner6

banner17