banner38

06.09.2021, 09:33

Süper güçler mezarlığı Afganistan'ın kısa tarihi ve Taliban'a kalan silahlar

Afganistan tarihine baktığımızda İngiltere, Rusya ve son olarak ABD gibi süper güçlerin işgallerini, iç savaşları ve bitmek tükenmek bilmeyen iktidar kavgalarını görürüz. Hafta sonu Afganistan’ın son 150 yıllık tarihi üzerine biraz okuma yaptım. Birkaç doktora tezi inceledim ve öğrendim ki Afganistan’ın suçu sadece jeopolitik konumu, lityum gibi değerli maden yatakları veya dünya eroin arzının daha doğrusu haşhaş üretiminin %60-70’ini yapması değilmiş. Esas mesele zengin doğalgaz ve petrol yataklarıymış. Ben doğalgaz kısmını bu derece ağırlıklı olduğunu bilmiyordum, belki sizler biliyorsunuzdur.

Kısaca özetlemek gerekirse (1): “Dünya siyasi tarihinde, Afganistan’ın öncelikli bir yeri vardır. Bunun başlıca nedeni, Afganistan’ın kıtalararası ve bölgelerarası stratejik bir coğrafya’da yer almasıdır. Çin, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Pakistan ve İran arasında yer alan Afganistan, Orta Asya, Sıcak Sular ve Ortadoğu’ya giriş-çıkış için en uygun kavşak noktası olduğu gibi; İslam, Çin ve Hint kültürlerinin de tam buluşma noktasındadır. Afganistan’ın kontrolü için, 18. ve 19. yüzyıllarda Rusya ve İngiltere arasında “Büyük Oyun” olarak adlandırılan siyasi, askeri ve ekonomik çatışmalar yaşanmıştır. Önceleri İngiltere tarafından kontrol altına alınan Afganistan, bağımsızlığını kazandığı 1918 yılından itibaren Rus nüfuzuna girmiş, 1979 yılında Ruslarca resmen işgal edilmiş, Batı ve İslam ortak cephesi kurularak, ancak 9 yıllık bir mücadeleden sonra Ruslardan arındırılmıştır. Afganistan 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’deki İkiz Kulelere ve Pentagon’a karşı yapılan terör saldırılarını, bu ülkede üslenmiş bulunan Usame Bin Ladin ve onun liderliğindeki El Kaide terör örgütünün düzenlediği iddiasıyla, ABD tarafından işgal edilmiştir (7 Ekim 2001). 1995 yılından 2001 yılına kadarki süreçte; ABD, Pakistan, Taliban, Petrol Şirketleri, Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri arasında yaşanan ilişkiler incelendiğinde, 2001 yılından bu yana şiddetli bir direnişe rağmen, işgalin süreci ve nedeni daha iyi anlaşılacaktır…”

Afganistan tarihinde en çok şaşırdığım olayları ise dipnotta belirttiğim bir tez çalışmasından özetler halinde sizlere aktarmak istiyorum:

-1928 yılı Nisan ayı sonlarında Türkiye’yi ziyarete gelen Emanullah Han Atatürk’ten çok yakın ilgi görmüş ve ikinci Türk-Afgan ittifakını imzalayarak tam bir işbirliğiyle Türkiye’den ayrılmıştır. Afgan ordusunu Türk ordusu tarzında yapılandıran Türk askeri teknisyenleri, Afgan devletinde ve halkında var olan sevgiyi günümüze kadar adeta kurumsallaştırmışlardır. 1937 yılında bölge ülkeleri arasında imzalanan Sadabat Paktı ile ilişkiler uluslararası boyuta taşınmıştır. Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üye olması nedeniyle, askeri teknisyenlerini geri çekmesi ve bunun üzerine Afganistan’ın askeri öğrencilerini Sovyet Harp Okullarına göndermesi, Afganistan’ın bundan sonraki tarihi için bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü askeri eğitim için Sovyet Harp Okullarına gönderilen Afgan öğrencilerinin çoğu, birer devrimci olarak geri dönüp kültürlerini ve ülkelerini Sovyet sistemine dönüştürmeye çalışmışlardır…

-Davut Han’ın 1973 yılında solcu subaylar ile birlikte darbe yaparak ikinci kez iktidara gelişi Afganistan’da tüm felaketlerin başlangıcı olarak görülmektedir…

-Davut Han’ın, Rusya’dan uzaklaşarak Karmal ve Terakki gibi kişileri de idama götürmeye çalışması, Rusların tamamen hâkim oldukları ordudaki adamlarına düğmeye basma emrini vermelerine neden olmuştu. 27 Nisan 1978 yılında solcu subaylar ve KGB ajanları başta Muhammed Davut Han olmak üzere otuz kişilik tüm ailesini öldürerek Afganistan’da darbe yaptılar. Muhammed Davut Han’ın öldürülmesinden sonra yerine geçen Hafizullah Âmin de Sovyetlerin istediği gibi çıkmayınca, Sovyet komandolarınca Kabil‘in Kuzeyindeki Dar-ül-Aman Köşkünde 28 Aralık 1978 yılında tüm aile fertleriyle birlikte öldürüldü. Yerine Moskova’dan Babrak Karmal getirilmişti. Karmal daha uçakta iken SSCB’yi Afganistan’ı “huzur ve barış” için kontrole davet etti. Ruslar, Karmal’ın daveti üzerine, 27 Aralık 1979 yılında 85.000 kişilik bir orduyla, Afganistan’ı karadan ve havadan işgal ettiler. ABD, SSCB’nin işgaline karşı direnişe geçen mücahitlere tam destek vermeye başladı. ABD bir yandan Pakistan üzerinden Afganistan’daki mücahitlere silah yardımı yaparken diğer yandan da Kızılordu’nun Afganistan’a gönderdiği Müslüman askerlere, Radio Liberty ve Radio Free Europe’un yerel dillerdeki yayınlarıyla Orta Asya ve Azerbaycan halklarını “dinsiz” Sovyet yönetimine karşı ayaklanmaya çağırıyordu. ABD’nin bu girişimi yanında Suudi Arabistan, Mısır, Kuveyt ve Katar radyolarına yaptırılan bölgeye yönelik İslamî içerikli yayınlarla olaya İslami cihad havası verilmeye çalışılıyordu. SSCB’nin Afganistan işgali üzerine, ABD, SSCB’yi çevreleyen “Yeşil Kuşak” projesini uygulamaya soktu…

-SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesi üzerine aktif bir şekilde başlayan ABD’nin Afganistan ilgisi Şubat 1989’a kadar sürdü. ABD’nin bu süreci takiben 1994 yılına kadar, Afganistan’ı adeta istikrarsızlık için nadasa bıraktığı görülmektedir.

(Bunun sebebi ABD’nin en başından doğalgaz yatakları ve Rusya-Çin’e karşı bölgede kalıcı üslenme ve erken uyarı-dinleme tesisleri kurma planı olabilir.)

-BM raporlarına göre Rus birliklerinin ülkeye girdiği 27 Aralık 1979’dan ülkeden son Rus askerinin çekildiği Şubat 1989’a kadar süren savaşta, yaklaşık iki milyon insan ölmüş, iki milyon kişi yaralanmış, beş milyon kişi de göçmen durumuna düşmüştür. Ülkedeki 10 milyon mayın yüzünden de 400.000 insan hayatını kaybetmiştir…

(Tabii olarak bu kadar olmasa da ABD işgalinde de aynı şeyler yaşanmıştır. Sayı olarak daha az olsa da nitelik aynıdır.)

-Taliban Hareketi ve Taliban’ın Doğuşu Afganistan’da doğan bölge tarihinde ilk Taliban hareketi değildir…Taliban’ın doğuşu, 19. asra kadar gitmektedir.

-Sovyet işgali döneminde askeri eğitim ile birlikte dini eğitim de almış olan mücahitlerin yedek kuvveti olan Deobant ve Aligarh medreselerine katılan gençler de, son derece katı kurallar içeren dini bir eğitimden sonra, İslami bir Devleti kurmak için askeri eğitime de tabi tutulmuşlardı. Ancak işgalin bitmesinden sonra, ABD Afganistan’ı unutmuştu. ABD’nin desteklediği Mücahit grupları da kendi yörelerinde küçük devletler kurmaya başlamışlardı. Taliban, bu hareketlerin dışında kalmıştı. Söz konusu gruplar, 1988–1995 yılları arasında birbirleriyle sayısız savaşa girişmişlerdi. Bu çatışmalarda, sadece 1992–1995 yılları arasında yaklaşık 30 bin kişi ölmüş ve 100 bin kişi de yaralanmıştı

-Afganistan konusundaki önemli uzmanlardan Amerikalı Barnett R. Rubin 1995 yılında: “Afganistan’daki başarısızlığın nedeni yalnızca Afgan Devletinin kendisi veya halkı değil, bu devleti önce destekleyen, sonra da yöneticilerini bir kenara atan uluslararası sistemdir” demektedir. Taliban’ın doğuşu tam da bu süreçte olmuştur…

-Pakistanlı Ahmet Raşid’e göre Taliban, Afganistan’ın iç karışıklıklarla boğuştuğu sıralarda ortaya çıkan bir gruptur ve çoğu işgalde yetim ve öksüz kalmış Pakistan’daki medreselerde büyüyen çocuklardan oluşmaktadır. Afganistan’a barışı getirmek, halkı silahsızlandırmak, Şeriatı uygulamak ve Afganistan’ın bütünlüğünü ve İslami karakterini savunmak gibi hedeflerde kısa sürede önemli başarılar elde etmişti…

-Taliban’ı, mücahitler arasında sonu gelmek bilmeyen kanlı mücadeleler doğurmuş, Taliban’ın eğitimi için ihtiyaç duyulan mali destek ise önemli ölçüde Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinden sağlanmış, askeri ihtiyaçlar ise Pakistan ve ABD tarafından karşılanmıştır. Daha önce adı sanı duyulmamış olan bir güç, birkaç hafta gibi kısacık bir zaman diliminde ve sadece 10 kişi civarında can kaybı vererek Afganistan’ın ikinci büyük şehrini ele geçirince, Taliban’ı asıl destekleyen güç Pakistan dış istihbarat birimi olan ISI olduğu için, Pakistan tarafından sevinçle karşılanmıştır. Pakistan Başbakanı Benazir Butto Şubat 1995’te Taliban’ı resmen tanıdığını açıklamıştı. Bundan sonraki üçüncü haftada ise Taliban, 31 vilayetin 12’sini ele geçirerek Afganistan’ın en büyük gücü konumuna gelecek ve Kabil’in kapılarına dayanacaktı…

-1996 Mart ayı başlarında ABD Kongresi üyesi olan, ayrıca Senato Dış ilişkiler Güneydoğu Asya Alt Komitesi üyeliğini de sürdüren Hank Brown, altı yıl içinde Kabil’i ve diğer nüfuz merkezlerini ziyaret ederek, bütün Afgan hiziplerini Washington’da bir araya getiren bir toplantı çağrısı yapmayı düşünüyordu…

(Taliban heyetini ABD ziyaretinde NASA’ya bile götürmüşler.)

-BM Genel sekreteri Kofi Annan’ın “Afganistan, Büyük Oyun’un yeni bir versiyonu haline geldiği” ifadesi de buna işaret etmektedir. ABD, Pakistan, Petrol Şirketleri ve Taliban Taliban’ın “Petrol ve Doğalgaz Büyük Oyunu” ile tanışması Carlos Bulgheroni sayesinde olmuştu. İtalyan asıllı Arjantin petrol şirketi Bridas’ın yönetim kurulu Başkanı Bulgheroni, şirketinin Türkmenistan’daki doğalgaz yataklarını Pakistan ve Hindistan’dakilerle birleştirmeyi, böylece Afganistan’da hatta Hindistan’la Pakistan arasında barışın sağlanmasına da imkân tanıyacak altyapı bağlantılarını kurmayı hayal ediyordu…

-Afganistan’da iç savaş, dağlarda ve cephelerde sürerken, başka bir savaş da Arjantin petrol şirketi Bridas ile Amerikan petrol şirketi Unocal arasında “Orta Asya’dan başlayarak Afganistan’dan geçecek petrol ve doğal gaz boru hattının” kontrolü için büyük kentlerin masa başlarında planlanıyor ve Kandahar’ın tozlu sokaklarında yürütülüyordu. Yani Taliban silahlandırılıp cepheye sürülürken Afganistan’ın jeostratejik konumunun kontrolü amaçlanıyordu. Böylece, Afganistan’ın, stratejik önemine petrol ve doğalgazla yeni bir sayfa daha eklenmişti

-Bulgheroni ile Pakistan Başbakanı Benazir Butto ve Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı arasında 16 Mart 1995 yılında Afganistan üzerinden geçecek bir boru hattının fizibilite çalışmasının hazırlanmasına izin veren momerandum imzalanmıştı. Pakistan Başbakanı Benazir Butto’nun eşi Asıf Zerdari “Bu boru hattı Pakistan’ın Orta Asya’ya açılan kapısı olacak ve ona muazzam fırsatlar sunacak” diyordu…

(Bundan sonra ABD, Rusya, Suudi Arabistan, Taliban, Türkmenistan, Arjantinli petrol firması vb. aktörler arasında uzun ve yorucu bir mücadele başlar. Tüm kavga Afgan doğal gazının Pakistan üzerinden denize ulaşmasını, Amerikan-Suudi firmaları mı, Rus firmasına da %5 veren Arjantin petrol şirketi mi yapacak kavgasıdır.)

-ABD, 1999 yılından itibaren yavaş yavaş Taliban’ı Pakistan ile baş başa bırakma politikası uygulamaya koydu. ABD’nin bölgeden en üst düzeyde sorumlu Diplomatı “ABD, Taliban’ı desteklemeye razı oldu, çünkü Taliban’ın arkasında duran Suudi Arabistan ve Pakistan hükümetleriyle yakın bağlarımız vardı. Ancak artık böyle hareket etmiyoruz ve kendilerine bu meselenin kesin biçimde halledilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyordu. Taliban ise hiç kimseye minnet duymak istemiyordu. Taliban ve Pakistan ilişkileri oldukça karmaşıktı. Taliban’ın mı Pakistan’a yoksa Pakistan’ın mı Taliban’a hâkim olduğu belli olmadığı için ABD’nin ikisinden birini ya da ikisini birlikte saf dışı etmeye karar vermesi bekleniyordu. Taliban, Pakistan’daki devlet kurumları (Pakistan İstihbaratı ISI Başkanı Hamit Gül gibi), siyasal partiler, İslami gruplar, medreseler, uyuşturucu mafyası, işadamları çevresi, nakliyecilerle olan derin bağları nedeniyle kimseye vefa borcunu ödeme zorunluluğu göstermiyordu. Ama ne var ki ABD, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşşeref’in ifadesiyle “ehven-i şer” kabul edilen Taliban’ı feda etti. 11 Eylül 2001 terör saldırılarının kendine yapılmış bir ‘savaş ilanı’ kabul eden ABD, teröristlere savaş ilan ettiğini belirterek, 7 Ekim 2001’de İngiltere ile birlikte “11 Eylül’ün sebebi Usame Bin Ladin, El Kaide terör örgütü ve Taliban rejimi”ne karşı askeri operasyon başlattı. Kısa bir sürede Taliban rejimini yıkarak Afganistan’ı kontrol altına aldı…

-ABD’nin Afganistan’a yönelik müdahalesinin ABD’ye sağlayacağı stratejik üstünlüklerini maddeler halinde kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

a) Afganistan’ın stratejik avantajlarının ABD lehine kullanılması.

b) Orta Asya petrol ve doğalgaz hatlarının kontrolünün ABD’nin eline geçmesi.

c) İran’ın kuzeyden kuşatılması.

d) Müstakbel güç Rusya, Çin ve Hindistan’ın kontrol altında tutulması.

e) Başta El Kaide olmak üzere terör örgütlerinin çökertilmesi.

f) Afganistan’da ekilen uyuşturucu alanlarının denetim altına alınması.

e) Bağımsızlığını yeni kazanmış Orta Asya ülkelerinin kontrol edilmesi ve bunların İran’a ya da başka ülkelere kaymasının önlenmesi…

-Sonuç Afganistan, coğrafi konumu itibariyle Türkistan, Çin, Hindistan ve İran’ı birbirine bağlayan tarihi ve tabii yolların kesiştiği, stratejik bir coğrafyada yer almaktadır. Jeostratejik öneminden dolayı, küresel ve bölgesel güç olma politikası güden ve hangi ülkenin eline geçerse, ona çok büyük stratejik avantajlar sağlayacak olan Afganistan, bu nedenle sürekli dış müdahalelere uğramıştır. Bu durum aynı zamanda Afganistan’ın devlet-millet homojenliğini ve kurumsallaşma sürecini engellemiştir. İngiltere ve Rusya arasında 19. yüzyılda yaşanan ve diplomasi tarihine “Büyük Oyun” olarak geçen olay, Asya Kıtasının kontrolü için Afganistan toprakları üzerinde askeri ve diplomatik alanlarda yaşanmıştır. Bu durum günümüzde de aynen sürmektedir. Afganistan’ın stratejik konumunun öneminden dolayı, buraya yapılan bir müdahale, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde ve dengelerde domino etkisi yapmaktadır…

Şimdi ABD hezimete uğradığına göre yeni konjonktür nasıl olacak? Herkesin merak ettiği soru bu. Belki de bu sade bir yenilgi değil ve daha fazla asker ve para (2 trilyon USD) kaybetmek istemeyen ABD’nin “yenemediğin eli öp” politikası. %100 kar ve hakimiyetten ödün vererek %30’a razı olmak. Daha fazla asker ve prestij kaybetmemek için bir plan. Yani yakında bir Müslüman ülke ile lityum yatakları konusunda Taliban anlaşırsa şaşırmamak lazım ve ülkesi önemli değil, çıkaracak firmanın ortaklıklarını sonuna kadar takip edip en sonunda bir Amerikan ortağı olup olmadığına bakmak lazım. Çünkü dünyada en fazla lityum talebi ABD ve Çin’den geliyor.

Veya doğalgaz boru hattını kim döşeyeceği belli olursa yani Taliban ileride birileri ile anlaşır ise işte bu tüm sorularımızın cevabı olacak. Şu an en büyük gelir kaynakları haşhaş üretiminin Avrupa’ya ve Ortadoğu’ya devam edeceği zaten bilenen bir gerçek. (Daha çok Avrupa. Ortadoğu’daki tüketiciler daha zengin tabaka olduğu için genelde Kolombiya Kokaini ile zehirlenmeyi tercih ediyorlar.) Avrupa ülkeleri zaten halkın uyuşturucu kullanımına alışkın ve Afganistan’dan içine katkı maddesi katılmamış, “temiz” esrarı üstelik suç örgütü olan mafyaların mümkün olduğunca sayısal olarak azalmış halde, aradan taşeronların çıkarılarak gelmesinden yana. Malum bazı Avrupa ülkelerinde esrar satmak yasal değil, ama kullanmak da suç değil. Yani alan razı satan razı durumu.

Taliban’ın Afgan ordusundan ele geçirdiği silahlara yani çoğu Amerikan malı olan silahlara geçmeden önce, yukarıdaki maddelerde ABD’nin Afganistan işgalinde hayal ettiği stratejik amaçlara biraz değinmek istiyorum.

En stratejik amaçları kuşkusuz, Rusya’nın olası Hint okyanusuna inmesinin (ihtimal) önüne geçme ve daha önemlisi Rusya ve Çin’in ortasında olan bu stratejik noktada müttefik bir hükümet kurduktan ve istikrarı sağladıktan sonra daimi hava ve kara üsleri kurabilmek. Düşünsenize şu an Rusya ve Çin’e ulaşmak için havada yakıt ikmali yaparak yerini belli etmek zorunda kalacak olan B-2 stealth bombardıman uçakları veya B-1 ve B-52’lerin bu ülkede üslenecekti. Yanlarında F-22, F-35 gibi uçakların veya elektronik harp unsurlarının çeşitli ISR uçaklarının üslendiğini. Bunu başaramasa bile Demirel zamanında kapatılan 22 Amerikan üssünden beri ABD’nin, Rusya’nın burnunun dibinde bir balistik füze erken uyarı radarı/sensörü yok. Diyarbakır ve Sinopta’ki dev sensör ve dinleme tesisleri Rusya’nın Sibirya’daki hatta Kuzey denizinden Kamçatka Yarımadasına (Kura test sahası) doğru fırlattığı balistik füzeleri (testlerde) atmosfer dışına çıktığında tespit edebiliyordu. Şu an sadece Malatya Kürecik’te 750 km teşhis menzilli, 1250 km tespit menzili bir radar ve İsveç Vardo’da var. Katar’da kurulan AN/FPS-132 henüz hazır değil. Yani Afganistan’a kurulacak bir balistik füze erken uyarı radar tesisi, Rusya ve Çin’in sürpriz nükleer saldırı yeteneğini tamamen ortadan kaldıracaktı. Ancak bu devasa tesis ve gizlilik derecesi çok yüksek teknoloji için savaşın bitmiş ve sıkı bir ABD müttefiki devlet kurulmalı idi ki bu hiçbir zaman olamadı. Diğer önemlisi ABD CENTCOM komutanlığının ileri karakolu gibi tüm Orta Asya’ya ani müdahale üssü gibi olacaktı. Doğalgaz boru hattı ve bunu Ruslara kaptırmamak da cabası.

Şimdi Taliban hangi konularda anlaştı ve ABD çekildi veya hiç anlaşmadan mı çekildi bu saf bir yenilgi mi? Bunu ancak zaman gösterecek. Kim ne derse desin bundan sonraki olaylara bakıp ileride “Ha şu konuda anlaşmışlar, yok yok Amerikalılar gerçekten tası tarağı toplamış kaçmış” diyeceğiz.

Öyle de olsa böylede Afganlıların üçüncü kez üçüncü bir süper gücü hezimete uğrattığı ve çekilmeye zorladığı kesin, bedeli çok çok ağır da olsa.

İnfo-grafikte görüldüğü gibi Afgan ordusundan Taliban’a kalan silah sistemleri olağanüstü sayıda. Bizim “Kirpi” aracının muadili mayına karşı etkili araçlardan kamyonlara, zırhlı araçlardan helikopter ve toplara kadar çeşitli türlerde. Şekillerinden de anlaşıldığı üzere makineli toplar, piyade tüfekleri, nakliye uçakları, genel maksat helikopterleri, hafif saldırı uçakları, irtibat genel hizmet amaçlı uçaklar, gece görüş gözlükleri vb. rakamlarda karşılarında.

Hemen söyleyeyim kalan hava araçlarının çoğu uçamaz duruma getirilmiş. Zaten Taliban’ın bunları uçuracak tip eğitimi almış pilotu da yok bakım personeli de yok. Uçurmak intihardan farksız. Sadece bir iki tanesini uçurabiliyor ki bunu da yaptı. Bir adet UH-60 Black Hawk uçuşu görüldü ve onu da dünya medyası adamı asıp altında sallandırdılar diye verdi. Doğruya doğru, eğriye eğri demek erdeminden hareketle bunun Taliban bayrağı gezdiren bir Taliban komandosunun helikopterden halatla sarkıtılması olduğunun sonradan ortaya çıktığını belirteyim.

Ancak daha ilginci Taliban’ın Kabil’e girişinden önce Afgan ordusunun uçabilir durumdaki uçak ve helikopterlerinin (22 ve 24 adet) Özbekistan’a kaçırılması. Hatta bunlardan 1 adet A-29 Super Tucano pervaneli hafif saldırı uçağının Özbek Mig-29’u ile iniş için kol uçuşuna geçtiği andan çarpışarak düşmesi. Her iki uçaktaki pilotların fırlatma koltuğu ile atladıkları rapor edildi. Ayrıca 13 adet uçağın daha Tacikistan’a kaçırıldığı haberleri geldi. Yani info-grafikteki hava araçlarının çoğu artık Afganistan’da değil.

Ancak Afganistan’da beni endişelendiren bunlar değil, kimde olduğu ve sayısı bilinmeyen MANPADS’ler. Videolarda her bir Amerikan askerinin birer tane FGM-148 Javelin AGTM (Anti-tank füzesi) ve Stinger (MANPADS) yüklenerek uçaklara bindiğini gördük. Yani bu yüksek teknoloji ve çok tehlikeli silahları bırakmadan gitmediler ama bunlar ABD yapımı idi. Ancak omuzdan atılan uçaksavar füzesi olan MANPADS’lerden Rus ve Çin yapımı olanlardan Afganistan’da çok vardı ve üstelik daha kötüsü Taliban’da değil ve kontrolü dışından silah baronları ve çeşitli grupların elinde. İşte bunları çeşitli örgütlere satılması ve dünyaya dağılması dünya sivil hava trafiği açısından tam bir felaket olur. Oysa daha önce Afgan-Rus savaşı sırasında ABD binlerce Stinger MANPADS’i mücahitlere bedava vermiş ve Sovyet yenilgisinin en önemli sebeplerinden birini oluşturmuştu. Yüzlerce Sovyet uçak ve helikopteri düşürüldü. Ancak bunların çoğu geri alındı kalanlarından 2001’de ABD işgali sırasında raf ömürleri bitmiş füzelerdi. Şahsen 11 Eylül ile ili ne zaman komplo teorilerini okusam benim aklıma kişisel komplo teorim olarak şu gelir: Eğer 11 Eylül 3-4 yıl önce olsa ve ABD o zaman girmek zorunda olsa, bir sürü ABD helikopteri düşmüş olacaktı. Sanki birileri gökdelenlere çarpmak için füzelerin raf ömrünü beklemiş. Tabi bunu iddia etmek gerçekten komplocuları da geçen bir yaklaşım olur ama bana her zaman çok ilginç gelmiştir.

Açıkçası Taliban’a güveniyor veya anlaşmış olabilirler ama bu başıboş MANPADS’lerden dolayı dünyada nasıl kıyamet kopmuyor anlamakta zorlanıyorum. Bu füzeler bırak sivil uçakları askeri helikopterleri bile çok rahat avlayabiliyor. Bu konuda çok fazla makalem ve olayları anlattığım videolarım olduğundan MANPADS kabiliyeti ve tehdidini daha fazla uzatmak istemiyorum. Zaten ilgililer mutlaka okumuştur.

Sonuç olarak Afganistan Taliban liderliğinde dünyaya kendini ispatlama ve tanınma gayretleri içinde olsa da bu gayretler uyuşturucu ve silah kaçakçılığının gölgesinde iç savaş korkusu-istikrarsızlık paradoksunda sürüp gidecek gibi görünüyor. Afganistan’ı bu kötü hale getiren dış ve iç dinamikler bundan sonra ne planlar yaptı ve bu planlar nerelerde ne kadar örtüşecek önemli olan bu. Bu örtüşmenin seviyesi Afganistan’da huzur ve refahın seviyesini belirleyecek. Tabi gönül ister ki keşke Afganistan’da sadece halk, demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi evrensel değerler kazansa.

(1): Doç.Dr.Hüseyin ŞEYHANLIOĞLU, “18. Yüzyıldan Günümüze Kadar Afganistan’ın Jeostratejik Önemi”, T.C. Türk İşbirliği ve Kalkınma idaresi Başkanlığı, AVRASYA ETÜDLERİ 34/2008-2.

Yorumlar (0)
banner35
22
açık
Günün Anketi Tümü
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
banner21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 4 10
2. Trabzonspor 4 10
3. Fenerbahçe 4 10
4. Konyaspor 4 10
5. Galatasaray 4 8
6. Hatayspor 4 7
7. Karagümrük 4 7
8. Kayserispor 4 7
9. Altay 4 6
10. Malatyaspor 4 6
11. Alanyaspor 4 6
12. Göztepe 4 5
13. Kasımpaşa 4 5
14. Gaziantep FK 4 4
15. Antalyaspor 4 4
16. Sivasspor 4 2
17. Adana Demirspor 4 2
18. Rizespor 4 1
19. Başakşehir 4 0
20. Giresunspor 4 0
Takımlar O P
1. Ümraniye 5 15
2. Eyüpspor 5 12
3. Ankaragücü 5 11
4. Tuzlaspor 4 10
5. Manisa FK 5 9
6. Erzurumspor 5 9
7. Kocaelispor 5 7
8. Boluspor 4 6
9. Samsunspor 4 6
10. Bandırmaspor 5 6
11. Denizlispor 5 6
12. Menemenspor 5 6
13. Adanaspor 5 5
14. Bursaspor 5 4
15. Ankara Keçiörengücü 5 4
16. Altınordu 5 4
17. Gençlerbirliği 5 4
18. İstanbulspor 4 3
19. Balıkesirspor 4 3
Takımlar O P
1. M. United 4 10
2. Chelsea 4 10
3. Liverpool 4 10
4. Everton 4 10
5. Man City 4 9
6. Brighton 4 9
7. Tottenham 4 9
8. West Ham 4 8
9. Leicester City 4 6
10. Brentford 4 5
11. Crystal Palace 4 5
12. Aston Villa 4 4
13. Wolverhampton 4 3
14. Southampton 4 3
15. Watford 4 3
16. Arsenal 4 3
17. Leeds United 4 2
18. Burnley 4 1
19. Newcastle 4 1
20. Norwich City 4 0
Takımlar O P
1. Real Madrid 4 10
2. Valencia 4 10
3. Atletico Madrid 4 10
4. Real Sociedad 4 9
5. Athletic Bilbao 4 8
6. Sevilla 3 7
7. Barcelona 3 7
8. Mallorca 4 7
9. Real Betis 4 5
10. Elche 4 5
11. Osasuna 4 5
12. Rayo Vallecano 4 4
13. Villarreal 3 3
14. Levante 4 3
15. Espanyol 4 2
16. Cádiz 4 2
17. Granada 4 2
18. Celta de Vigo 4 1
19. Getafe 4 0
20. Deportivo Alaves 3 0