banner10

S-400 ve F-35 alternatifleri daha doğrusu alternatifsizlikleri

S-400 ve F-35 konusu maalesef gündemden düşmüyor. Eskiden bu konularda yapılan saçma sapan yorumlara sadece sinirlenirdim. Şimdi ise bir yüksek irtifa hava savunma füzesi ile beşinci nesil savaş uçağını kıyaslayacak kadar saçmalayan yazılar, mesajlar ve tweetler gördüğüm için artık sinirlenmek bir yana mide bulandıracak seviyeye geldi. Bir tarafta 12 Milyar USD iş payı, 10 katılımcı Türk firması var. Daha dün bir konferansta dinlediğim firma yetkilisinin F-35 projesinde ürettiğimiz parça sayısı ve teknolojik niteliğinin sadece kendi firması adına şaşırtıcı boyutunu taktir ve hayretler içinde dinledim. Diğer yanda acil ihtiyaç kapsamında alınmış gerçekten ihtiyaç olan ve parasının bir kısmı ödenmiş bir hava savunma füzesi var. Ancak sonuçta sadece bir füze yani çok rollü bir savaş uçağı değil. Bu tartışmaları gördükçe içimde zaten meyveden anlasalar elma ile armudu kıyaslamazlar diyorum.

“Zaten, hava kuvvetlerinin savaş uçağı ve hava savunma füzesi ihtiyaçlarının hangisine ne kadar ve ne derece, ne sayıda ihtiyacı olduğunu bilseler ve bir füzenin neler yapabileceği ile bir savaş uçağının neler yapabileceğini kestirebilseler bu yorumları yapmazlar” diyorum. Üstelik bu yorumları yapanlar ya iktidar partisine oy veren veya S-400 alınmasını desteklediğini deklare etmiş olan birden fazla muhalefet partisinin taraftarları olan medya ve sosyal medya ejderhaları. Zaten enteresan olan taraf da bu. Sanki S-400 ve F-35’i mevcut hükümet almamış. Mesele sanki S-400’ü iktidar almış da F-35’i daha önce iktidarda olan ama şu an S-400 alalım diyen bir muhalefet partisi almış gibi veya almış kadar komik.

Bu yazıyı birçok yöne çekeceksiniz biliyorum. O yüzden sonda söyleyeceklerimi başta söyleyeyim. Artık herkes itiraf etmeye başladığı için ben de söyleyebilirim, sanırım. S-400 teknik inceleme sonucuna göre değil, siyasi tercihe göre seçilmiş bir sistem. Eğer öyle olmasa yani sadece verim, fayda-maliyet göz önüne alınsa idi ta T-LORAMIDS zamanında yarışan üç sistem içinde yani Patriot, FD-2000 (Çin füzesi) ve Aster-30/SAMP-T içinde seçim yapılırken Aster-30 alınıp geçilmesi gerekirdi. Ancak Gezi Olayları ve bu olaylara Aster üreticisi Fransa’nın ciddi desteği var idi. Yani iş karışık. Size 9 yıl süren T-LORAMIDS ihalesini ve sonrasında bugüne kadar yaşanan olayları Türkiye’de en yakından takip eden kişilerden biri olarak kronolojik olarak anlatıp, yorumlayabilirim. Ancak kısa bir roman olur. Ne siz okursunuz ne de artık faydası var.

Velhasıl teknik ve stratejik sebeplerle en başta alınmasını istemediğim Çin füzesi FD-2000 ve sonrasın da S-400 yerine EUROSAM Aster-30 sistemini özellikle TF-2000 hava savunma muhribinde de kullanabileceğimiz için tercih ettiğimi belirterek şunu beyan etmek istiyorum. Gelinen siyasi noktada gerek 1 Milyar USD ödeme yapıldığının açık kaynaklarda yazması, gerekse kaporanın verildiğinin resmi kanallarda açıklanmasını göz önüne alarak, S-400 ve yanında balistik füze savunması için 1,5 yıl önce talepte bulunduğumuz PAC-3 MSE ve dahi F-35’in yani üçünün de alınması taraftarıyım. Dolayısı ile bu makalenin tamamını okurken lütfen bunu dikkate alın.

Dünyada bu kadar siyasallaştırılan başka bir uçak ve füze var mı? Bu sorunun cevabını merak ettim ve hafızamı yokladım. 30 yıldır askeri teknolojileri ve faaliyetleri takip ediyorum ve INF Antlaşmasına gelene kadar ve sonrası zamanlarda 1980’lerdeki Pershing-2 ile SS-20 balistik füzeleri ile son yıllarda Güney Kore’ye yerleştirilecek THAAD füzesine karşı halkın (muhalefetin) tepkisi haricinde görmedim. O zaman Avrupa’daki Amerikan nükleer füzelerine ciddi halk tepkisi vardı. Bir de Kore’de tepki gördük. Yani demek istediğim hani şimdi S-400 alalım F-35’den vazgeçelim diyenler ile tersini söyleyenler birbirlerine “vatan haini” diyor ya. Hani Türkiye’de yaklaşık 2 yıldır S-400 sadece bir füze olsa da ona karşı çıkmak “vatan hainliği” ya. Daha enteresan aynı hükümet aynı asker aynı SSB (eski SSM) aldığı halde F-35 almak da “vatan hainliği, Amerikan mandacılığı” görülüyor ya. Yani bir vatandaş düşünün: ABD baskı yapmadan önce bile geçen sene aynı siyasi mekanizma tarafından alınan hatta pilotlar eğitilsin diye Amerika’ya gönderilen F-35’i alalım, S-400’ü almayalım derse vatan “haini olabilirdi” ya. Tam tersi için söyleyenler de var ya…

Hani altı üstü anayasa değişikliği olan yani “Sanki Kıbrıs’ı Yunalılara verelim mi veya üniter yapıyı değiştirsek mi?” gibi sorular referandum ediliyormuş gibi ülkenin yeni anayasasını onaylarken “Evet” diyecek vatandaşlar ile “Hayır” diyecek olanlar karşılıklı birbirini yine böyle “vatan hainliği” ile suçlayıp bu sığlıkları yapıyordu ya. İşte S-400/F-35 mevzu da aynı böyle bir durum aldı. Kore’de ve Avrupa’da füzelere karşı çıkanlar ile destekleyenlerin durumu gibi. Birde biz de oldu çok şükür!

Son günlerde ABD’nin S-400 kararımızdan dolayı F-35 tehditleri arttı ve buna en üste seviyeden Sayın Cumhurbaşkan’ı tarafından bazen sert bazen mesele S-400’den vazgeçmek ise kabul edilemeyeceğini ifade eden açıklamalar yapıldı. Ancak ben bugüne kadar ne kendisinden ne başka bir siyasiden ne de askeri üniformayı hala taşıyan birinden “F-35 almak ülkeye zarardır ve milli menfaatlerimize aykırıdır” diye bir söz duymadım.

O zaman sağda solda yazan …’a size ne oluyor diye sormak lazım. Ha, ABD’nin yaptığına karşı bir tepki ise haklılık payı var ama bilmem farkında mısınız bu idare ve bu askerler hala daha pilotlarımızı geri çekmedi ve hala F-35 almak için elinden geleni yapıyorlar.

Aslında argüman olarak ABD’nin haklı olma ihtimali var veya olabilir. Bunun için gerçekten S-400 ve F-35’in her ikisine hâkim teknik bir adam olmak lazım. Ancak ABD zamanlama olarak yerden göğe kadar haksız. Çünkü bir kere egemen bir ülkeye dayatma kabul edilemez. Ama diğer yandan adam “almayacaksın” demiyor ki. Alırsan F-35 vermem diyor. Bu da onun egemenliği ancak hukuki değil. Çünkü baştan yapılan bir anlaşma, o kadar harcanan para, tesis, pilotaj var ve daha da önemlisi Türkiye S-400 alacağım diye yıllardır açık seçik söylüyor. Yani gizlenmiş, bir anda açıklanmış bir açıklama değil.

F-35 ile S-400’ün aynı topraklarda daha ziyade aynı hava kuvveti bünyesinde uçması F-35 RCS değerleri yani radarda bıraktığı iz ve diğer ALIS, ağ merkezli harp vb. elektronik sistemleri açısından risk. Suriye’de S-400 var ve İsrail F-35’leri uçuyor diyenlere cevap olarak ise daha önce bir havacılık sayfasında yazdığım F-35 yazılarında ayrıntısını açıkladığım gibi arada dağlar kadar fark var diyebilirim.

-Yazıları ismimin yanına F-35 yazıp web.’den kolayca bulabilirsiniz. (www.kokpit.aero)

-S-400 üzerine ve entegrasyon sorununun düşüreceği verimini anlamak için de Bilimevi Yayıncılığın çıkardığı Dış Politika dergisinin internetten satın alıp 2.Sayısındaki çok uzun ve ayrıntılı S-400 teknik incelemeyi okuyabilirsiniz (2 yıl önceki bilgileri içerir)

-S-400 üzerine ve F-35 üzerine havacılık sayfasında yazdığım teknik makaleler için blog sayfamdan linkleri görebilirsiniz. En az 10 tane daha işin teknik yönünü anlatan makaleler var:

http://hakankilicaero.blogspot.com/2018/09/tum-makale-linklerim-all-my-articles.html?view=flipcard

-Yine F-35 üzerine “F-35 Alternatifleri” üzerine uzun bir inceleme yazısını yani tüm rakip uçakları tek tek anlatarak özünde alternatifinin olmadığını anlatan yazıyı Dış Politika Dergisi 6.Sayıda bulabilirsiniz.

-F-35 üzerine uzun bir Türkçe rapor için ise “f-35 rapor hakan kılıç” yazmanız yeterli. Bir stratejik araştırma kuruluşunda (BİLGESAM) yayınlandı.

Şimdi aradaki dağlara dönelim. Özetle, dünyadaki tüm F-35’ler hatta yine Amerikan yapımı kimseye satılmayan F-22 ve Çin yapımı yine kimseye satmadıkları en iyi uçakları olan J-20 radar reflektörleri ile uçuyor. Yani dünyadaki tüm F-35’ler ABD ve İsrail’dekiler dahil reflektörlü uçuyor. Henüz savaş çıkmadığına göre Amerika’daki kuş uçmaz, kervan geçmez daha doğrusu kuş uçurulmayan, kervan geçirilmeyen çok geniş test sahası olan meşhur 51.Bölge gibi yerler hariç reflektörsüz uçmuyor. Zaten hep anlatılır ya, F-22 ilk uçamaya başladığında testlerde hava trafik kontrolleri veya radar operatörleri kaza olacak diye isyanlardaymış. İşte o gün bugündür kaza olmasın yani sivil trafik ve çok daha önemlisi düşmana RCS/radar izi istihbaratı vermesin diye uçağı radarda gösteren reflektörler takılı uçuyorlar.

Bu ne demek? Bu şu demek çıkarması çok basit ve pratik bir işlem olan reflektörler takılı olduğundan şu an dünyada F-22, F-35 ve J-20 ülke içinde ancak özel testlerde, ülke dışında ise asla reflektörsüz uçmuyor. Yani stealty modunda, yani düşük radar görünürlüğü ile uçmuyor.

Sonuçta Suriye’deki S-400’lerin İsrail F-35’lerinden öğreneceği hiçbir şey yok. Ya bizde ne olabilir? Birincisi uçağın RCS kayıtları test edilirken pilotun şu an, şu açı ile dönüşteyim, ters döndüm, tono attım, loop attım, hücum açısını zorladım vs. şeklinde bilgi vermesi ve radar operatörünün ona göre kayıt ve veri tutması fark oluşturacaktır.

Diğer yandan hakkında hemen hemen hiçbir şey bilinmeyen F-35’in elektronik harp sistemi Barracuda’nın S-400’e karşı ne yapacağı şu an dünya üzerinde araştırabilecek tek ülke biz olacağız. Çünkü ikisini birden alan tek ülke olacağız. Bunu daha basit açıklayayım. Konya EHTES sahasında F-35 uçarken S-400 kilit attığında F-35 elektronik karıştırmaya başladığında kilidi kıracak mı kıramayacak mı? Bunu ilk test eden ülke olacağız. Hani olmaz ya reflektörü çıkardık diyelim. Fakat ABD savaş durumu harici kesinlikle izin vermez ve ben Türk yetkililerinde dürüst davranacağından eminim ama muhal farz gizlice reflektörü bir gece çıkarıp F-35’i S-400 üzerine saldık. Dünyada F-35’in stealthly modunda (tam stealth) S-400 tarafından kaç kilometre de yani kaç kilometre kala göründüğünü ilk keşfeden ülke olacağız. Dikkat ederseniz görünmez demedim. Dünyada görünmez bir uçak, gemi vs. yok. Mesele kaç km’den göründüğü. F-16, 400 km’den görünürken F-35’i 40-50 km’de görüyorsa görmese de olur. Çünkü radar çoktan tepesine anti-radar füzesini veya SOM füzesini yemiş olacaktır.

Bu arada Çin ve Rusların F-22, F-35 gibi stealth uçakları gören radarlar yaptığı iddiasına bir göz atalım. Evet özellikle düşük frekans UHF ve L bant ile KU bant radarlar hakkında ciddiye alınacak iddialar var. Kesin bir şey diyemem. Belki de gerçekten Rusya ve Çin artık stealth teknolojisini bitirdiler. Belki de ABD haklı. Bunu bilmek için F-35 veya Çin radar firmasında veya istihbarat teşkilatlarında bizzat çalışmak lazım. Ancak bu bile yetmeyebilir. Çünkü benim merak ettiğim nasıl bu kadar iddialı oldukları. Yani Çin ve Rusya reflektörsüz bir F-22 veya F-35 nerede bulmuş ki, yakalamış. Çin denizinde reflektörlü gezen uçakları avam tabiri ile Çinli dedeleri bile görür. Adamlar zaten görünsün diye reflektör takmış. Yani dünyanın neresinde Rus ve Çin radarı reflektörsüz bir Amerikan F-22/F-35 yakaladı ki? Bir tane F-22’yi Suriye’de yakaladılar ve servis ettiler onun da makalelerimde radar değil IRST denen kızılötesi sensör gürüntüsü olduğunu anlattım, takip edenler makaleyi hatırlayacaktır.

Diğer yandan S-400’ün siber saldırı veya casus yazılım ile F-35 ALIS sistemini heckleyeceği iddiası var. ALIS yani Otonom Lojistik Bilgi Sistemi öyle bir sistem ki biraz espiri ile anlatacak olursak: pilot havada sinirlenip MFD ekrana yumruk atsa daha ülkesine dönmeden yani aşağı inmeden ABD’deki ALIS merkezine “pilotun biri ekranı kırdı, kargoya bir ekran verin hemen” dedirtecek kadar uçağı kontrol altında ve sürekli ağ içinde tutan bir sistem (ülkelerin ALIS’ı kapatma yetkisi var). Dolayısı ile bu ABD iddiası doğru ise çok sakat. Ancak kişisel görüşüm zaten birkaç ay önce bilgi güvenliği sisteminin modernizesi için yeni ihale de yapıldı. Ben S-400’ün bu şekilde hiçbir şartta F-35’e sızacağına inanmıyorum. Bu bir Amerikan abartması bence.

Şu ana kadar anlattıklarım için “İyi de hocam bunun bize zararı ne? Ne güzel ikisini de test ederiz?” dediğinizi duyar gibiyim. Bir kere zararı bize direk olarak değil, dolaylı. Çünkü bizde NATO’dayız. ABD için ise doğru ise kafadan sakat bir durum. Neden? Çünkü yine ABD iddiasına göre S-400 bakım yetkisi bizde olmayacağı için (ki bu doğru), bakım için gelen Rus personel çok kolayca arşiv kayıtlarına (S-400 etrafında 400-450 km aralıkta sinek gibi uçuşan F-35’lerin radar kayıtlarını) tehdit kütüphanesini/güncellemelerini yapmak için soktuğu USB ile veya nasıl yapıyorsa o şekilde kolayca alabilecek, kopyalayabilecek. Böylece F-35 radar verileri ile tehdit kütüphanesine ilişkin yazılımlar güncellenerek RCS değerine göre S-400’ün hangi pozisyon hangi açıda kaç km’den nasıl gördüğü anlaşılacak ve kaba anlatımla tüm Rus HSS sistemleri ABD denizaltılarının sonar ses imzasını almış Rus gemisi gibi olacak. Yoksa radar ekranında F-35 görünce F-35 yazan bir eko yanıp sönecek demiyorum. Ama biz radarlarımız şu açı ile şu mesafeye yerleştirdiğimizde ABD F-35’lerini şu mesafede görebiliriz gibi birçok veri çıkabilir.

İşte bu sebeple kaç yazımda Türk tarafı gerek bakım anında IKK’ya dikkat edeceğini gerekse F-35’ler ile S-400 arasında yapılacak olası test ve karşılaşmalarda ABD tarafına bilgi vereceğini ve ABD’ye Rusya aleyhine kesin taahhütte bulunması gerektiğini yazdım. Yani adamları rahatlatmamız lazım. Eğer F-35 almak istiyorsak başka yolu yok.

Diğer yandan bunca yazdığım şeye ve bazı yazamadıklarıma rağmen (F-35 ve silah kullanma sınırları ile S-400 konusunda Rus Moskova kaynaklarının teknoloji transferi, ortak üretim konusunda olumsuz kulis söylemleri ve konuşlanma şartları vb.) Amerikan tarafı Türkiye’ye “S-400 alırsan F-35 vermeyiz? Hatta F-16 yedek parçaları bile riske girer” söyleminde HAKSIZ.

Evet, NATO ülkesinin Rusya’dan stratejik silah alması mantıklı ve rantabl değil. Zaten bu yüzden ilk zamanlar karşı çıktım. Evet, IFF yazılımı yapıldı ama Türk uçakları hariç tüm NATO ve daha doğrusu dünyanın gerisini “unknown” (bilinmeyen/tanınmayan uçak) görmesi ciddi sorun. IFF NATO uçaklarına da uyumlu hala getirildiğini söyleyenler neye göre söylüyor bilmiyorum. NATO evet demedikçe teorik olarak bile S-400’ün NATO uçaklarını dost görmesi mümkün değil. Radar entegrasyonunu olmayacağını ve mahsurlarını çok yazdığım için girmeyeceğim.

Ve evet Türkiye S-400 seçmekle büyük bir riske girdi. Batıyı yani EUROSAM ve LM (ABD) firmalarını ve hükümetlerinin istediğimiz gibi yüksek irtifa hava savunma sistemi satmamakla suçladı ve bu sebeple S-400 aldığını söyledi. Oysa ToT yani teknoloji transferi vermediğini söylediğimiz Patriot yetkilisi LM direktörü bana bizzat IDEF-15’de “verdik ama yine de Çin füzesini seçtiler” dedi. Diyelim ki yalan söylüyor. Zaten doğru bile söylese ben dünyada hiç kimsenin hiç kimseye anti-balistik füze teknolojisi vermeyeceğini adım gibi biliyorum. Çünkü nerede ise 10 yıldır BMD sistemlerini yani anti-balistik füzeleri araştırıyorum. Yani ToT verdik dedi ama ne kadar, neresi ile alakalı?

Ancak diyelim adam yalancı. Fakat Ruslar da ToT vermedi. Çin füzesi ToT vermediği için iptal olmadı mı? Hatta BEA’deki fuarda CMPEC firma yetkilisi çok değerli bir savunma sanayi yazarımıza ki dergisinde yazdı, “Ne ToT’u kardeşim. Siz bizimle x kadar füze 3,6 Milyar USD anlaştınız ToT istiyorsanız yeniden ihale, yeni fiyat olmalı” demedi mi? (Bunu da 3 yıl önce yazdım).

Yani dünyada kimse kimseye ToT vermiyor. Tek istisnası İsrail Arrow füzeleri. Orada ise 4 ortaktan üçü zaten Amerika firması. Hem de Top100’ün ilk üçü. Lockheed Martin, Raytheon ve Boeing.

Peki bu kadar Amerika ve F-35 lehine, S-400 aleyhine yazdıklarıma rağmen Amerikan tarafı neden haksız? (S-400 entegre olmadığı için ne kadar verimsiz olacağına yani kendi başına standalone çalışınca balistik füze savunması zaten yapamayacağını hava savunmada bile veriminin düşeceğini sabah kadar yazarım ama konumuz değil.)

Haksız çünkü: Sayın Cumhurbaşkanı S-400 alma niyetimiz olduğunu nerede ise üç yıldır televizyonlarda söylüyor. Hadi o zaman blöf yapıyor sandınız. Ya çıkıp “Nihai anlaşmayı imzaladık, kredi alacağız, 2 sistem, 2,5 Milyar USD” dediği zaman neredeydiniz? Ben bu yazdıklarımı duyuyor ve biliyorum da koca Amerika’da bir tane bilen Allahın kulu yok muydu? Neden ta en başından arar acele bir heyet gönderip “Bakın, duyduk ki S-400 alıyormuşsunuz, şu şu sebeplerden asla aynı ülke elinde olmasına ve bir NATO ülkesinin S-400 almasına razı değiliz. Alırsanız F-35’i unutun” diye neden açık, net ve kesin konuşmadınız? Siz çıkıp cılız laflar ettiğinizde NATO Genel Sekreteri “Türkiye’nin iç işidir. Karışamayız. Türkiye sadık bir NATO ülkesidir” demedi mi? Ne oldu şimdi, S-400 gelmeye yaklaşınca birdenbire sadakatsiz bir üyemi oluverdik?

Şimdi parayı ödemişiz, hala daha yüksek irtifa hava savunma sistemimiz yok, etrafımızda sadece komşularımız ve denizlerimizde bizim uçaklarımız da dahil 2014’den beri sayısız askeri uçak düşürülmüş, gelmiş bize diyorlar ki S-400 alamazsın!

2014 yılından beri düşürülen uçaklar ve füze tipine dair şu an hatırladıklarım:

-Türk RF-4E Akdeniz’de, Suriye düşürdü (SAM?)

-Ukrayna SU-25 Ukrayna’da, Rusya düşürdü (A-to-A)

-Rus Su-24 Suriye’de, Türkiye düşürdü (A-to-A)

-Suriye Mig-23 Suriye’de, Türkiye düşürdü (A-to-A)

-Rus SU-25 Suriye’de, Muhalifler (MANPADS)

-Suriye SU-22M4 Suriye’de, ABD, (A-to-A)

-İsrail F-16D Suriye’de, Suriye (SAM)

-Rus İl-20M Suriye’de, dost ateşi (SAM)

(Suriye ve çevresinde kaza sonucu düşen Rus uçaklarını ve çevremizde düşürülen helikopterleri eklemedim.)

O zaman adama demezler mi bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Amacınız S-400 mü yoksa onu baskı unsuru olarak kullanmak için mahsustan son ana kadar beklediniz mi? Tam Trump’luk bir hareket. Oysa en başta kapalı kapılar ardında daha üç yıl önce hatta hatta sert bir nota ile “S-400 ile F-35’in aynı coğrafyada uçmasına asla müsaade edemeyiz, birini seçin” deseydiniz bizim yöneticilerimiz de şapkasını önüne koyup hangisinden vazgeçsek veya hangisini alsak diye bir kararı elbette egemen bir ülke olarak verirdi. Bu sıkıntıları da hiç yaşamazdık. Belki Patriot veya Aster-30 alıp kara humma gibi bulaştığı ülkeyi karıştıran S-400’e hiç bulaşmamış olurduk.

Şimdi evet, Türkiye bir taraftan yüksek irtifa hava savunma ve balistik füze savunma sistemlerini bir kısmını kendi başına, bir kısmını ise EUROSAM desteği ile geliştiriyor. Diğer yandan S-400’ün balistik füze önleme kapasitesi olmadığını anladığı için 1,5 yıl kadar ABD’ye Patriot alımı için müracaat etti. (Bunu Sayın Dışişleri Bakanımızın TV’de açıkladı) Yani biz S-400 alırken bile Patriot istemiş, bu derece dürüst ve şeffaf davranmışız. Peki Amerikan tarafı “Ne Patriot’u kardeşim bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Hem S-400 alıyorsun hem de gelmiş PAC istiyorsun” demiş mi?

Dememiş. Üstüne üstlük aradan bir yıldan fazla süre geçtikten sonra ABD Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye Patriot satışını onaylamış (yakın zamanda) ve müzakere ve kongre onay aşamasına geçilmesi kalmış. Yani Türkiye alım kararı ve fiyatı kabul etse çok bir sorun kalmamış. Pardon da ABD Dışişleri Türkiye’nin NATO ülkesi olduğunu mu, S-400 aldığını mı, yoksa F-35’in iddia edilen sebeplerden S-400 ile aynı ülkede kullanılmasının mahsurlarını mı yoksa Türkiye’nin F-35 programına 3.Dereceden ortak olduğunu mu bilmiyormuş? Başka bir mantıklı açıklama aklıma gelmiyor, çünkü. Muhtemelen “Hepsini S-400 şartına bağlı olarak söyledi, onayladı” şeklinde cevap verenler olacaktır. Ancak tekrar ediyorum başta verdiğiniz tepki o kadar cılızdı ki benim gibi sadece bir vatandaş bile “Bunlar dünya silah pazarını zımnen Rusya ile paylaşmış. Sen şuna PAC sat, ben buna S-400 satayım demişler” diye düşünüyordum.

Yukarıdaki bir cümleye açıklama olarak: S-400 balistik füze imhasında başarılı diyenler ile makam ve mevkiileri ne olursa olsun her şart ve koşulda tartışabilirim. Zaten PAC talebimizin asıl amacı bana göre bu olmakla birlikte “Çin S-400 ile MRBM vurdu denemesi” haberlerinin yalan olduğunu ortaya çıkaran biri olarak bu konudaki makaleme müracaat edebilirsiniz. Şu kadar söyleyeyim S-400 balistik füze vursun diye değil, uçak, İHA, seyir füzesi vursun diye yapılmış bir sistemdir. Balistik füze tespiti daha doğrusu keşişimi için gerekli X-bant radar bile yıllar sonra ilave edilmiştir. Radar ilave edilmiş ama füzeler üzerinde hit-to-kill teknolojisini sağlayacak bir geliştirme bildiğimiz kadarı ile şu ana kadar yapılmamıştır. Dünya üzerinde yapılmış tek bir balistik füze test görüntüsü yoktur ve gizlidir diyenlere hemen cevabı yapıştırayım: Avangard, Poseidon, Kinzhal, Kalibr vb. en stratejik silahların dahi test görüntülerini TV’lerde ballandıra ballandıra gösteren Putin, S-400 bir SRBM vuracak da bunu reklam etmeyecek. Kusura bakmayın kimse buna beni inandıramaz.

Diğer yandan “yiğidi öldür hakkını yeme” mantığı ile 570 km bombardıman uçakları için, 400-450 km savaş uçakları için, 230-250 km balistik füze tespiti için radar menzili olan, 125 km, 250 km ve 400 km menzilli füzeleri ile balistik füze imhası için 60 km menzilli füzeleri olan S-400’ün mükemmel bir yüksek irtifa hava soluyan hedefler savunma sistemi olduğumu belirtmek lazım. Türk radar ağına kısıtlı olarak entegre olacağı söylentileri çıkan S-400 olsa da olmasa da düşman uçaklarının uzun menzili ile korkulu rüyası olacağını belirtmek isterim.

400 km menzilli füzesinin de geçende Çin’e teslim edilmiş olmasına rağmen Türkiye için en fazla 250 km menzilli füze verileceği ancak radar kabiliyetlerinin aynı olacağı tahmin ediliyor. Diğer yandan alternatifleri nedir diye sorarsak: Anti-balistik kabiliyeti söz konusu olduğunda PAC-3MSE’ye asla rakip olamayacağı gibi tam tersi de geçerli yani Aster-30, FD-2000/HQ-9 ve Patriot versiyonları PAC’lar söz konusu hava savunma yani uçak, İHA vurmak yani SAM sistemi ise S-400’e rakip olmaları çok zor.

Özellikle barış zamanı Ege, Akdeniz hatta Karadeniz’de Rus uçaklarının S-400 ile korunan bir bölgeye dalması alçak irtifa hariç çok zor. Hiçbir pilot S-400 kilidini göze alamaz. Dikkat ederseniz barış zamanı dedim. Çünkü Rusya veya Rus müttefiki Suriye, Ermenistan veya konjonktüre bağlı olarak yani Rusların kimin tarafında olacağına bağlı olarak İran için işe yarayacağı şüpheli. Çünkü radarı yapan Ruslar savaş zamanı gerekli tedbiri alarak çok rahat kendi radarlarını karıştıracaktır veya KORAL ve Hava Soj’a rağmen bunun bir yolunu bulmaları çok zor olamayacaktır. Oysa PAC alsak bunu başarmaları için Rusya ile eşit şartlarda olacağız. Ancak tekrar söylüyorum barış ve küçük krizlerde hemen bunun tedbirinin alıp uçaklara veya EW uçaklarına yüklemeleri imkânsız olduğundan barış zamanın S-400 ile korunan bir hava sahası Rusya ve müttefikleri için dahi çok çok caydırıcıdır.

İyi o zaman S-400’den vazgeçip hemen PAC alalım mı diyorsunuz? Hayır, bunu demek istemiyorum. Çünkü aynı şey onun içinde geçerli. Yine barış zamanı PAC’ın koruduğu yere ABD uçağı giremez. Zaten Patriot menzil değeri olarak S-400’ün hem radar hem füze olarak çok altında. (Sadece PAC-3MSE anti-balistik füzesi S-400’ün 30 km irtifa sınırına mukabil 45 km irtifaya kadar çıkabiliyor) Siz sormadan tekrar söyleyeyim genel savaş zamanını Allah bilir ama barış zamanı PAC ABD uçağını, S-400 de Rus uçağını vurur ve hiç affetmez, affetmedi de. Hatta Körfez Savaşı’nda IFF kodu olarak dost diye bağırmış olması gerektiği halde ABD Patriot’ları koalisyondaki İngiliz Tornado uçağını vurdu ve pilot öldü. Kendi F-16’sını da vuracakken kilidi fark eden pilot Patriot bataryasını Irak hava savunması sandığından (kendine kilitlendiği için) dönüp füze ile Patriot radarını imha etti. (Bunlar diğer kullanıcı ülkeler için de geçerli. Yani S-400 için bu açıdan ne geçerli ise PAC veya Aster için de aynı şey geçerli.

Hatta şunu da belirteyim unutmayın ki son gelen ABD heyeti size IFF sistemi kapatılabilen “Beyaz Saray” versiyonunu verelim. Yani tüm dünyayı “unknown” gören Patriot. (Beyaz Saray üzeri uçuşa yasak bölge olduğu için giren tüm uçaklar isterse sivil ABD uçağı olsun PAC tarafında vurulacak şekilde ayarlanmış. Böylece “PAC alırsak ABD veya NATO uçağı nasıl vuracağız?” argümanına cevap olarak bu teklifi yapmışlar).

O zaman ne yapacağız? İşte bu yüzden milli füze geliştirmeye çalışıyoruz. Yoksa o füzeyi geliştirmek için 10 yılda harcayacağımız paraya 2 değil 10 sistem S-400 yanında PAC alır koyarız kenara. Ancak nereye kadar.

Sonuç olarak S-400 Türkiye’nin yüksek irtifa hava savunmasını 2 filo yeterli olmasa da en azından stratejik hedefler bazında giderecek ve geriye sadece balistik füze savunması kalacaktır. Bunun içinde şu an görünen en maliyet-etkin çözüm PAC-3MSE’dir. Ancak benim 34 bölümlük balistik füzeler ve savunma sistemleri yazı dizisini okuyanlar çok iyi öğrenmişlerdir ki balistik füze savunmasının çaresi ve garantisi yani %100 oranında bir yöntemi hiçbir ülkede yoktur. Dolayısı ile 5 sistem S-400 üstüne 5 sistem PAC alsak bile yine açıktayız. Yani ABD hariç dünyanın geri kalanı gibi. Çünkü her ikisi de sadece SRBM türüne karşı etkili. MRBM, IRBM, ICBM’leri önlemek bir yana rüyasını bile göremezler. Bu konuda (balistik füze savunması %100 kaplama) maalesef yapılacak bir şey yok. 40-50 yıldır bu işe para harcayan ABD olmak lazım. Çünkü Patriot’lardan başka çok çeşitli füze ve sitemleri var. Ancak yine de Yemen-Husi füzelerine karşı S.Arabistan’da halen eski model PAC-3’ler başarılı savunma yapmaktadır. Burkan-2 SRBM’lerine karşı %50 üzerinde başarı göstermiş ki, ölen ve yaralananlar olsa bile anti-balistik dünyasında bu muhteşem bir başarıdır.

Konumuza dönersek başka yerlerde anlattığım üzere değil 2 filo, 10 filo S-400’ün hatta ondan çok çok daha üstün THAAD veya SM-3 füzelerinin dahi 100 adet F-35 ile değişilmeyeceğini, füze sadece uçak vururken uçağın kara, deniz ve hava hedeflerine saldıran hele 5.Nesil F-35’in derin darbe görevli stratejik bir sistem olduğunu belirteyim (her ne kadar savaş uçakları taktik olarak geçse de 5.Nesil için bence geçerli değil).

F-35 mevzuna ve neden alternatifinin Türkiye için olmadığına ve Su-57 komedisine girmeyeceğim zaten başka yerlerde anlattım. En basitinden 5.Nesil olmayan ve seri üretime bir türlü geçememiş bir uçak. Daha F-16Blok50+’ların kaynak kodunu dahi alamamışken SU-57’nin verileceğini hem de bir NATO ülkesine hayal etmek çok zor. En fazla direk satış olarak SU-35 olabilir ki o da asla F-35 etmez. F-35 ile SU-35-57’yi de kıyaslayarak sayfalarca yazabiliriz. Ancak sonuç değişmez.

Ancak “her şey teknoloji değil, denge politikası, siyasi rest, tavır” gibi içi boş söylemleri duyar gibiyim. Evet bunlar uluslararası politikada mantıklı, içi boş olmayan birer uluslararası politika enstrümanı olabilir. Ancak askeri daha doğrusu savunma sanayine gelince hiçbiri için her zaman geçerlidir diyemeyiz. Yani sadece bir hava savunma sistemi için veya SU-57(Rus) için hava kuvvetlerinin yapısını ki milyarlarca dolardan bahsediyoruz, hatta TSK’nın yapısını kökten değişip daha büyük maliyet ile TSK’yı felç etmeye değmez. Çünkü hala batı silahları kullanıyoruz ve NATO’dayız. Bu ancak ve ancak keskin dönüşle ki bu karara da herkes saygı duymak zorunda kalır, NATO’dan çıkmak ile olur. Yani NATO’da kalıp S-400 almaya kalkınca dahi yaşadıklarımızı düşündüğümüzde ABD hiçbir itirazda bulunmasa dahi Rus uçakları ile hava gücünü idame ettirmek en azından depolardaki binlerce ABD yapımı füze/mühimmatı çöpe atmak demektir.

Konu uzun bitirelim. Rus uçağı alalım diyenleri devletimizin neden NATO’dan ayrılmadığını, hatta ilişkileri onarmak için uğraştığını, silah ihalelerinden dev enerji ihaleleri gibi (Güneş enerjisi, Rüzgâr enerjisi ihaleleri) NATO ülkelerine neden verdiğini düşünmeye çağırıyorum.

Bu arada TCG Anadolu Havuzlu çıkarma gemimizin üzerine konacak 8-10 adet arası savaş uçağı içinde eskimiş demode İngiliz Harrier, ABD ortak yapım versiyonu AV-8B ve F-35’in B modeli hariç dünyada başka uçak olmadığını da hatırlatayım. Ayrıca 100 adet planlanan F-35A sayısına rağmen bir ay kadar önce Sayın Cumhurbaşkanı’nın ABD’ye 120 F-35 alma niyetimizi bildirdik demesi üzerine geri kalan 20 adedin F-35B şeklinde yorumlandığını da hatırlatayım.

Son olarak hadi S-400 aldık, F-35’den vazgeçtik, hava kuvvetlerini de eskiyen F-16’lar ile idare ettik, TCG Anadolu ve ikincisi yapılacak diğer gemi için Ruslara “bize dikey iniş-kalkışlı sıfırdan uçak geliştirin ama sadece 30 adet alacağız desek sizce yaparlar mı?”

Kimseyi küçük görmek, asla aşağılamak için değil ama bir ironiye dikkat çekmek için söylüyorum. Soruya “Evet yaparlar.” diyecek kadar konudan uzak ve siyasi taassup içinde yaklaşanlar bu yazıyı görmezden gelebilir.

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword

YORUM EKLE
YORUMLAR
ceyhun özkan
ceyhun özkan - 3 ay Önce

daha önce sayfanıza yorum yazmıştım ama yayınlanmamıştı şimdi bir daha yazayım belki gösterirsiniz.

f-35'in kontrolü ne derece bizde olacak, ilerde muhtemel bir bölgesel çatışmada, hatta en basit güneydoğudaki hava harekatında bile abd istemediği sürece kullanamayacağın 100 küsur uçağa 10+ milyar dolar gömmek.. savaş şartlarını falan bi kenara bırakın hele.

diğer tarafta 2,5 milyar dolar (aşağı yukarı f-35 maliyetlerinin çeyreği kadar belki daha da az) ödeyip ülkenin büyük bir savunma açığına çok daha 'nokta atışı' ve düşük maliyetli üstelik diğer ihtimale göre belki de daha risksiz bir çözüm getirmek..

abd nin ne olduğu belli, yıllardır bize yaptığı muamele de belli. 60 senedir abd silahlarına en ufak muhalefet göstermeyen 'uzmanların', 'gazetecilerin' (fatih altaylı gibi) rusya'dan alınacak (oldukça da kritik) ilk silah sisteminde bunca mecrada ortalığı ateşe vermeleri maalesef çok şeyin özeti zaten.

millet geri zekalı değil, bu konularla uzun zamandır haşır neşir olanlar zaten değil, devletin askeriyesi hiç değil. İşlerini bilen insanlar işlerini yapıyorlar çok şükür, umalım ki budan da dönmesinler.

kime bağlı olduğu, kimin uçağı olup kime hizmet edeceği tartışmalı olan her abd malına milyar dolarlar gömmeyi bıraksın artık bu ülke ki, akıllanıp daha ilerilere gidelim. hala aynı yerdeyiz ve ısrarla birileri bizi o aynı yerde tutmaya uğraşıyor çünkü.

Evren Yıldırım
Evren Yıldırım - 3 ay Önce

Sayın Hakan bey, söyleminize katılıyorum lakin size bir sorum olacak. F-35'i bir süper otomobile benzetelim bu aracın üretimine ortak olup satın almanıza rağmen nereye, neşekilde ve ne zaman gideceğinizi söyleyen bir patron var bunu mu yoksa canınız her istediğinde özgürce kullanabileceğiniz bir otomobil mi satın alırdınız. Mesele bu patron yarın öbürgün oturduğunuz evide yıkmaya kalkıyor ve bununla da kalmayacağı görülüyor ise ne yapardınız? Çok güzel araba genede alalım diyorsanız bilemem ama sorun sadece s400 almamak ile bitmiyor bunuda sizin bilmeniz gerekir diye düşünüyorum.

FAİK YILMAZ
FAİK YILMAZ - 3 ay Önce

Yine keyifle okunan bir yazı olmuş. Elimize sağlık.

EthemGülbay
EthemGülbay - 2 ay Önce

Suriye’deki davranışı ABD dost olmadığını gösteriyor. Yarın PKK ABD hava gücü ile saldırırsa ne yapacağız?

banner8

banner19

banner6

banner17