banner38

Serkan Türk: 'Yazmak kelimelerin bir ruha ulaşma biçimidir'

Roman, deneme, şiir ve öykü alanında yazan Serkan Türk, "Yazmak bir düşünme ve görme biçimi. İnsanın kendini, çevresini, evreni anlamaya çabalamasından başka bir şey değil. Kelimelerin bir ruhu varsa o ruha ulaşma biçimi. Taşın taşa değmesinden nasıl ses çıkıyorsa sözcüklerin yan yana gelişinden de bir müzik yükseliyor. "diyor.

Röportaj 06.01.2022, 14:53 06.01.2022, 20:26
Serkan Türk: 'Yazmak kelimelerin bir ruha ulaşma biçimidir'

Modern çağda masalların, destanların, dengbejlerin, söylencelerin, şiirin birbirinin içine geçtiğini ve yeni bir tür doğuracağına ifade eden Serkan Türk ile kaleme aldığı eserleri ve yazar olma serüveniyle ilgili röportaj gerçekleştirdik. 

“Bazı yüzleri sonsuza kadar hafızamda tutmak istiyorum. Her şeyin giderek kirlendiği bu dünyada güzel şeylere ihtiyacım var.”

Bize kendinizden, hikâyenizden, yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz? Mesela nasıl bir çocuktunuz? Geçmişinizin, ailenizin ve çevrenizin yazarlığınız üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Çocukluk uzak ülke… Şimdi milyon yıl geçmiş gibi durup insanın geçmişine bakması, bir yabancıdan bahsedermiş gibi kendinden bahsetmesi çok zor geliyor. İçe dönük bir çocuktum. Defterlere, kitaplara, sözcüklere ve hayallere yüzünü dönmüş. Bir dönemse böceklere, ağaçlara, toprağa tutunduğumu hatırlıyorum. Köyde bir tarlamız vardı, tarlanın ortasında bir küçük kuyu… O kuru kuyuya iner ve uzanırdım otların üzerine. Gök başımın üzerinde, bulutlar resim resim akıp giderdi. Bazen uzun uzun susardım, bazense uydurduğum hikâyeleri görürdüm insanların yüzlerinde.

Peki, sizin serüveninizde yazarlık; ne ifade ediyor, neye tekabül ediyor?

Yazmak bir düşünme ve görme biçimi. İnsanın kendini, çevresini, evreni anlamaya çabalamasından başka bir şey değil. Kelimelerin bir ruhu varsa o ruha ulaşma biçimi. Taşın taşa değmesinden nasıl ses çıkıyorsa sözcüklerin yan yana gelişinden de bir müzik yükseliyor. Kendimi bir anlamda avcı olarak görüyorum. Gözüyle, kulağıyla, duyularıyla bulduğu hikâyeleri ihtiyacı olanlara taşıyan…

Öykülerinizde doğa tasvirleri çok baskın. Hayal gücünüzü besleyen bir kaynak diyebilir miyiz doğa için?

Üç yaşında okuma yazma öğrendim. Meraklı bir çocuktum. Buna rağmen bazı yeteneklerimin ayrımında değildim. Mesela, resim yapmak konusunda pek becerikli değildim ama hikâyeler uydurup anlattığımda bir o kadar dikkat kesilirdi çevremdekiler bana. Doğa renkleriyle, değişimleriyle pek cömert, zaman zaman korkutucu, bir o kadar da güvenli bir sığınak. Beni de kışkırtan işte böyle manzaralar. Her şeye gebe bir boşluktan doğduğuna inanırım çünkü hikâyelerin.

Ausgang” romanının zihninizde çıkış noktası ne zaman ve nasıl oldu? Yazım sürecinde neler düşünüp hissettiniz?

Neredeyse bir on yıl önce gördüğüm bir yüksek duvar ve onun ardındaki evde yaşlı bir adamın ölmüş olması… Kimdi o adam, nasıl bir hayat yaşamıştı, neleri deneyimlemiş, nelerden dolayı umutsuzluğa kapılmıştı. Onnik Efendi, bu sorularla doğdu zihnimde. Yaşamın son dönemecinde yaşlı bir adamın düşünce ve his dünyasına ulaşmak kimi zaman yaralayıcı, kimi zamansa başına gelenleri kabullenişinde gördüğüm vakur duruşun öğreticiliğine duyduğum hayranlık. O, zamanın hurdasıydı ve her insan eninde sonunda o çöplüğün nadide parçasına dönüşüyordu. Yaşlı Ermeni adamın dokunaklı yaşamında ve diğer kahramanların sıkıştıkları görünmez sınırlarda gezinmek, binlerce yıldır tekrarlanan gizli öğretileri de görmemi sağladı.

“Ausgang” romanınıza şiirinizle başlayıp şiirinizle bitiriyorsunuz. Bu eğiliminizin nedeni ya da nedenleri nelerdir? Kendinize özgü bir teknik yaratma girişimi diyebilir miyiz?

Şiir, öykü, deneme. Bu türlerin hepsinde yazmış biri olarak zamanla bir melez türe yöneldiğimi söylemem mümkün. Modern çağda masalların, destanların, dengbejlerin, söylencelerin, şiirin birbirinin içine geçtiğini ve yeni bir tür doğuracağına inanıyorum.

“İlk kitaptan itibaren dil meselesi önemli oldu benim için. Pürüzsüz, akıp giden bir Türkçeyle yazmak istedim hikâyelerimi.”

Kitap çalışmalarınızın hazırlanış sürecinde ne gibi ne gibi ön çalışmalar yapıyorsunuz? Bu süreç nasıl gelişme gösteriyor? Çalışmalarınız sırasında sizi çok zorlayan bir konu oluyor mu?

Yazmaya değer bir fikir buldumsa not alırım ve üzerine çok uzun süre düşünürüm. Bir kitaba dönüşüp dönüşmeyecekleri başka meseledir. İşime yarayacak her türlü kaynağı bulur ve okurum. Belki bir metnin içinde iki cümlede geçebilecek bir konuya dair on kitap okuyabilirim. Öğrenme süreci, yazma süreci kadar heyecan verir bana. Zihnen hazırlık sürecini uzun tuttuğum için yol kazalarının önüne geçtiğime inanıyorum.

Yazarken neler hissedip düşünüyor, nasıl bir ruh hâline bürünüyorsunuz?

Herhangi bir metnin ortaya çıkma süreci benim açımdan ruhsal bir sağılma. O anların geleceğini hissettiğim anlarda nerede olursam olayım yazma süreci sekteye uğramıyor. Kalabalık bir kafede otururken de yolculuk hâlinde de olsam hikâye zihnimde bütünlüğe erişmişse mutlaka kâğıt üstünde beliriyor.

İlk kitabınızdan bugüne sizde neler değişti? Hem fikir hem üslup olarak değişimlerden söz edebilir miyiz?

İlk kitaplar, içsel bir dürtüyle ortaya çıkan metinlerden oluşturulur genellikle. Ne ile karşılaşacağınızı tam olarak bilemezsiniz. Zamanla deneyimlerinizle yol haritanızı keşfedersiniz. İlk kitaptan itibaren dil meselesi önemli oldu benim için. Pürüzsüz, akıp giden bir Türkçeyle yazmak istedim hikâyelerimi. Her kitapta da yeni şeyler denemekten çekinmedim.

Peki, yazarlık kimliğinizin yanında nasıl bir okursunuz? Son okuduğunuz üç kitabın isimleri neydi?

Çocukluğumdan beri kitaplarla aram iyi oldu. Fena bir kütüphanem yok. Uzun yıllar kitaplar üzerine hem radyoda hem de görüntülü platformlarda yayıncılık yaptım. Son okuduğum kitaplar ise Selahattin Yusuf-“Eve Dönemezsin”, Thomas Bernhard-“Odun Kesmek” ve Ahmet Büke-“Deli İbram Divanı”.

“Kahramanlarını tanı. Onlara hak ettikleri gibi bir atmosfer yarat.”

Edebî yolculuğunuzda özellikle etkilediğiniz, birikiminizde kilometre taşı niteliğinde diyebileceğiniz şair/yazar/düşünce adamları kimlerdir?

Bu soruyla ne zaman karşılaşsam Victor Hugo’nun “Sefiller”ini anıyorum. İlk gençlikte keşfettiğiniz şeylerin büyüsü bütün ömre yayılıyor çünkü. Sait Faik’in “Son Kuşlar”ını, Bilge Karasu’nun “Göçmüş Kediler Bahçesi”ni, Murathan Mungan’ın “Paranın Cinleri”ni, Adalet Ağaoğlu’nun “Ölmeye Yatmak”ını, İnci Aral’ın “Kıran Resimleri”ni, Latife Tekin’in “Sevgili Arsız Ölüm”ünü, Emily Bronte’nin “Uğultulu Tepeleri”ni de söyleyebilirim

Sizi en çok etkileyen kitap, film, müzik gibi eserlerin listesini yapsanız bu listede neler olur?

Kitapta Wolfgang Borchert’in “Ama Fareler Uyurlar Geceleyin”i, Jose Saramago’nun “İsa’ya Göre İncil”i, Sadık Hidayet’in “Kör Baykuş”u…

Pedro Almodavar’ın “Konuş Onunla”sı, Sidney Lumet’in “12 Kızgın Adam”ı, Anthony Minghella’nın “Soğuk Dağ’ı ilk aklıma gelen filmler arasında.

Yirmi beş yıl aralıksız radyo programcılığı yapmış biri olarak 90’lı yıllara damgasını vurmuş albümlerin tamamını söylemem gerekir. Bir albüme indirgemem gerekirse Nazan Öncel’in “Göç”ünü tek geçerim.

Son olarak hem bizlere hem de yazarlık yoluna ilk adımını atmış kişilere neler tavsiye edersiniz?

Kendini, doğayı, insanı dinle. Oku, dur, düşün ve tekrar oku. Bir fikir bulduysan not almayı ihmal etme. Kahramanlarını tanı. Onlara hak ettikleri gibi bir atmosfer yarat. Bir hikâyeyi mutlaka çok yönlü düşün ve anlat. İyi yazmayı besleyen şeyin daha önceki yazılanlar olduğunu unutma!

SÖYLEŞİ: EMRE ORHAN GÖKALP

Yorumlar (0)
banner35
-7
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
banner21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11