Orta Menzilli Balistik Füzeler - INF antlaşmasının iptali ABD Kartalı'nın Rusya ile yeni bir silahlanma yarışını başlatır mı?

Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu güçler dengesi içinde en önemli silahlanma parametresini, ABD ve SSCB arasındaki nükleer silahlar ve atım vasıtaları olarak füze sistemleri teşkil etmiştir. Taraflar arasında Detante-Yumuşama sürecini hızlandıran kırılma noktası ise, silahsızlanma çalışmaları ve silahların kontrolü müzakereleri olmuştur.

Bu kritik noktada Avrupa harekat alanında Orta Menzilli Füze Antlaşması, müteakiben; Türkiye’nin de taraf olduğu AKKA-Avrupa Konvansiyonel Kuvvet Anlaşması ile NATO ve Varşova Paktı üyesi devletlerin silahszılanma ve güven artırıcı politikalarında yakınlaşma faaliyetlerini hızlandırmıştır.

Soğuk Savaş döneminin olası bir nükleer savaş olasılığını azalatarak, Doğu-Batı yakınlaşması ve yumuşama politikalarınıne en belirgin hukuki belgeleri arasında yer alan 1987 tarihli INF Antlaşması, Avrupa-Atlantik İttifakı ile Rusya arasındaki nükleer kuvvetler dengesinin ve uluslararası güvenlik yapısının sıklet merkezlerinden birini teşkil etmiştir. ABD Başkanı Ronald Reagan ve SSCB Devlet Başkanı Mikhail Gorbaçov tarafından imzalanan anlaşma, nükleer başlık kapasitesi olan orta menzilli füzelerin üretimini ve konuşlandırılmasını karşılıklı şekilde yasaklanmasını öngörmektedir.

2 BİN 500 FÜZE KULLANIMDAN KALDIRILDI

Anlaşma, ardıl devlet sıfatı ile ABD ile Rusya arasında hukuken yürürlükte kalmıştır. Taraflar, INF Anlaşması gereğince, karadan- karaya 500 ila 5 bin kilometre arasında menzile sahip yaklaşık 2 bin 500 füzeyi kullanımdan kaldırmasını sağlamışlardır. Bu kritik süreçte, SSCB’nin dağılması, eski Varşova Paktı’nın tasfiyesini tetiklemiştir. Bu mihvalde, NATO ve AB’nin genişlemesi, Avrupa’da Doğu-Batı ayrışmasını ortadan kaldırırken, demokrasi ve liberal ekonominin sosyalizme karşı elde ettiği barışçı devrim olarak da nitelendirilmiştir.

Ancak, Yugoslavya iç savaşı ile başgösteren Balkanlar’daki istikrarsızlık, ABD’nin Körfez Savaşı ve Afganistan’a müdahalesi, Rusya’nın sert eleştirilerine neden olmuştur. Kremlin, Kozyrev’in ‘’Atlantik’’ hattını terk ederek Primakov’un savunduğu ‘’Avrasya’’ stratejsine rota değişikliğine gitmiştir. Rus askeri ve siyasal eliti bu çerçevede takip ettiği ‘’Yakın Çevre’’ Doktrini ile NATO ve AB’nin sınırları bölgesinde genişlemesine karşı ilan ettiği Kırmızı Çizgilerini deklare etmiştir.

RUSYA SİLAHLANMA FAALİYETLERİNE GERİ DÖNDÜ

Bu tutum, Rusya’nın uluslararası sistemde 1988 Gürcistan, 2014 Ukrayna ve nihayet 2015 Suriye askeri müdahalaleri ile tekrar Büyük Güç statüsü ile yeniden silahlanma faaliyetlerine geri dönmesini başlatmıştır. Başkan Putin, ABD’nin Füze Kalkanı projesine karşı, Rusya’nın nükleer yetenekli 5. jenerasyon modern balistik füzeleri ile karşılık vermiştir. Bu gelişme, ABD Başkanı Trump’ın INF Anlaşması’ndan geri çekileceği açıklamasının hayata geçirilmesi için düğmeye basması ile neticelenmiştir. Trump, Rusya'nın yıllardır yasaklanan silahları ürettiği ve envaterinde bulundurduğunu, böylece anlaşmayı ihlal ettiği gerekçesi ile ülkesinin INF Anlaşması'ndan çekilme kararı aldığını açıklamıştır.

KARAR RESMİ OLARAK TEBLİĞ EDİLDİ

Nitekim, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Bolton, Moskova'da Başkan Putin ile görüşmesinde, ABD'nin INF anlaşmasından geri çekilme kararını resmi olarak tebliğ etmiştir. Vladimir Putin, ABD Ulusal Güvenlik Sekreteri John Bolton’a, “ABD armasındaki zeytinleri kartal mı yedi?” sorusu ile, ABD’nin INF Anlaşması'ndan çekilme kararına sert bir şekilde tepki göstermiştir. Putin’e karşılık veren ABD John Bolton ise, “Ben yanımda zeytin dalı ve zeytinler getirmedim.’’ mesajı ile ülkesinin, düğmeye bastığı yolundaki net ve kararlı tutumunu ortaya koymuştur.

ABD, RUSYA'YA SÜRE TANIDIĞINI AÇIKLADI

ABD tarafı, bu bağlamda, INF Anlaşması’na uymadığı gerekçesiyle eleştirdiği Rusya’ya 90 gün süre tanıdığını açıklamıştır. Nitekim, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Rusya'ya, INF Anlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi için 60 gün süre verdiklerini belirterek, "ABD için anlaşmada kalmanın bir anlamı kalmamıştır." demiştir.

Rusya’nın Novator 9M729 olarak da adlandırılan çok sayıda SSC-8 füze bataryası geliştirdiğini belirten Pompeo, menzili nedeniyle bu füzenin Avrupa için doğrudan tehdit olduğunu belirtmiştir. Pompeo, "Anlaşmada iki taraf var ama sadece biri uyuyor. Buna bir anlaşma denemez." diyerek, Rusya'nın "hukuksuz" politikalarının, müttefikler ve ABD tarafından "tolere edilmeyeceği" uyarısında bulunmuştur.

NATO'NUN AÇIKLAMASI

Öte yandan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ise, "Müttefikler, Rus füze sisteminin INF Anlaşması'nı ihlal ettiği ve Avrupa-Atlantik güvenliğinde önemli risk oluşturduğu konusunda mutabık" açıklamasında bulunmuştur. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de Rusya’nın anlaşmaya uymak için son bir şansı bulunduğunu belirterek, “Ancak biz de INF Antlaşması’nın olmadığı bir dünyaya hazırlanmaya başlamalıyız” demiştir. NATO ayrıca "NATO Rusya'nın 9M729 isimli bir füze sistemi geliştirdiği ve konuşlandırdığı, INF anlaşmasını ihlâl ettiği ve bunun da Avrupa-Atlantik güvenliğine tehdit oluşturduğu sonucuna varmıştır" resmi açıklamasında bulunmuştur. Son İttifak toplantısında ise, ABD’nin çekilme kararını gözden geçirmesini talep eden NATO’nun bazı Avrupalı üyeleri gelinen aşamada çekincelerini geri çekmişlerdir.

KREMLİN CEPHESİ

Kremlin’e göre ise, Trump yönetimi anlaşmadan geri çekilmek için bahane aramaktadır. Nitekim, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Rusya’nın INF Anlaşması’nı sıkı bir şekilde uyguladığını belirtmiştir. Rusya Dib Lavrov ise  "ABD, 9M729'un anlaşmayla yasaklanan bir menzilde test edildiğini öne sürdü. Bu testlere ilişkin elimizdeki veriler, aksini kanıtlıyor. Füze sistemi, anlaşmada izin verilen bir menzilde ve anlaşmada öngörülen koşullar altında test edildi" açıklamasında bulunmuştur. ABD'nin bu tavrının Rusya'yı zorladığını belirten Putin, Washington'un anlaşmadan kesin olarak çıkması halinde Rusya'nın karşılık vereceğini ifade etmiştir. Putin, "Karar çoktan sessizce verilmişti. Bizim bunu fark etmeyeceğimizi düşündüler. Pentagon’un bütçesiyle bu füzeler geliştiriliyor. Fakat, bu açıklamanın kamuoyuna yapılmasından sonra bunlar ortaya çıkacak. Diğer adım olarak ise birilerini suçlamak gerekiyordu. Elbette Batı için en basit ve bilinen suçlu Rusya’dır. Bu böyle değil, biz bu sözleşmenin ihlaline karşıyız. Eğer bu olursa, uygun bir şekilde buna cevap vereceğiz." görüşünü öne sürmüştür.

YENİ BİR SİLAHLANMA YARIŞI MI BAŞLIYOR

ABD tarafı, INF Anlaşması’nın iptali yolundaki yeni füzler hakkında dünya kamuoyu ile yeterli düzeyde detaylı bilgiyi paylaşmamaktadır. Bu durum, Rusya tarafının geri adım atmayacağı iradesini dikkate aldığımızda yeni bir nükleer silahlanma yarışını devreye gireceği varsayımını güçlendirmektedir.

Kanaatimize göre, ABD tarafı, Çin’in nükleer silah üretme kapasitesini ve INF Anlaşmasına taraf olmamasını da dikkate alarak, yeni jenerasyon füzelerini devreye sokması sürpriz olmayacaktır. Bu noktada, Avrupa’lı müttefiklerden Almanya, Fransa, İtalya’nın, Rusya’nın tepkisini dikkate alarak kendi ülkelerinin topraklarında bu füzeleri konuşlandırmaya karşı durabilecekleri,buna mukabil Pentagon’un NATO’nun Baltık bölgesinin yanı sıra, Rusya’ya Arktik bölgesinde ikinci bir nükleer füze üsleri elde etmesi beklenebilir. Sonuç olarak, dünya kamuoyunun yeni bir nükler silahlanma yarışı ile mücadele etmesinin ufuktaki yeni sürpriz gelişme olacağı düşünülmektedir....

YORUM EKLE

banner8

banner19

banner6

banner17