banner10

Halil Halid Bey'in hayat hikayesi | Halil Halid Bey kimdir?

Halil Halid Bey gerçekte kimdir? sorusu Halid Halid Bey karakterinin TRT1'de yayınlanan Payitaht Abdülhamid dizisinin ardından bir kez daha gündeme geldi. Peki, 1869-1931 yılları arasında yaşayan son devir ilim ve fikir adamlarından Halil Halid Bey kimdir? İşte Halil Halid Bey'in yaşam öyküsü

Halil Halid Bey'in hayat hikayesi | Halil Halid Bey kimdir?

Halil Halid Bey gerçekte kimdir? Halil Halid Bey'in yaşam öyküsü, biyografisi nedir? sorusu Halid Halid Bey karakterinin TRT1'de yayınlanan Payitaht Abdülhamid dizisinin ardından bir kez daha gündeme geldi. Türkiye Diyanet Vakfı'nın İslam Ansiklopedisi'nde Halil Halid Bey kimdir? sorusuna yanıtı veriliyor. Halil Halid Bey, İngiltere Cambrige Üniversitesi'nde ders veren ilk Osmanlı bilim adamıdır. İngiliz ve Fransız yayılmacılığına şiddetle karşı çıkmıştır. Peki, Halil Halid Bey kimdir? İşte Müellif Mustafa Uzun imzasıyla Halil Halid Bey'in yaşam öyküsü

HALİL HALİD BEY KİMDİR?

Ankara’da doğdu. Babası Çerkeşşeyhizâde Ahmed Refî Efendi, annesi Refika Sıdıka Hanım’dır. Dedesi Osman Vehbi Efendi, II. Mahmud devrinin İstanbul ruûsu pâyeli önde gelen ulemâsındandır. Osman Vehbi’nin babası Çerkeşî Mustafa Efendi, Halvetiyye’den Şâbâniyye’ye bağlı Çerkeşiyye kolunu kuran bir şeyh idi. 

Halil Hâlid, henüz dokuz yaşında iken babasının vefat etmesi üzerine amcası Mehmed Tevfik Efendi tarafından büyütüldü. Ankara’da rüşdiyeden mezun olunca İstanbul’a gitti. Önce amcasının teşvikiyle Beyazıt Medresesi’nde üç yıl okudu, ardından girdiği Mekteb-i Hukuk’u bitirdikten sonra (1893) Ebüzziyâ Mehmed Tevfik’in yardımıyla yazı hayatına atıldı ve onun matbaasında çalışmaya başladı. Burada çalışırken İstanbul’a gelip giden birçok yabancı ile tanışma fırsatı buldu. 

Ailesi, II. Mahmud tarafından dedesine tahsis edilen toprakların idaresinin Abdülhamid döneminde ellerinden alınması ile oldukça güç bir duruma düşmüştü. Halil Hâlid, bir yandan mahkemelerde on beş yıl süren bu toprakların gelirini geri alma mücadelesinden bir sonuç elde edememenin verdiği maddî ve mânevî sıkıntı, öte yandan medresede ve Mekteb-i Hukuk’ta okuduğu halde askerlikten muaf tutulma hususunda karşılaştığı zorluklar sebebiyle bunalmıştı.

İLK YILLARDA SULTAN ABDÜLHAMİD YÖNETİMİNE TAVIR ALDI

Bunların da tesiriyle dönemin bir kısım aydınları gibi II. Abdülhamid yönetimine karşı tavır alan ve bu yüzden takip altında bulunan Halil Hâlid, her an tutuklanabileceği endişesi yanında tahsilini ilerletmek amacıyla İngiltere’ye gitmeye karar verdi. The Times gazetesi muhabiri bir İngiliz’in yardımı ile 1894 yılı Mayıs ayı başında gemiyle İngiltere’ye kaçtı. Ebüzziyâ Tevfik’in yazdığı tavsiye mektubu ile o sırada Londra’da bulunan Abdülhak Hâmid’e yakınlık sağladı. Ailesine tahsis edilmiş olan toprakların geri verilmesi için Abdülhamid’e bir mektup yazdıktan on beş gün sonra Londra’daki Osmanlı büyükelçisi Rüstem Paşa, mâbeyinden gelen emir üzerine Halil Hâlid ile görüşerek Türkiye’ye geri döndüğü ve Abdülhamid aleyhine herhangi bir teşebbüste bulunmadığını ispat ettiği takdirde kendisine hiçbir zarar gelmeyeceği, ellerinden alınan toprakların da iade edileceği konusunda onu ikna etti. Bunun üzerine Abdülhak Hâmid’in teşviki ve yabancı bir ülkede maddî sıkıntı içinde yaşamaktan kaynaklanan zorlukların da tesiriyle Ağustos 1894’te İstanbul’a döndü. Ancak umduğunu bulamayınca Kasım 1894’te tekrar İngiltere’ye gitti. Halil Hâlid, İngilizce’yi öğrendikten sonra İngiliz gazetelerinde yazılar yazarak uzun yıllar sürecek olan, Osmanlı Devleti’yle ilgili gerçeklerin Batı kamuoyuna aktarılması hizmetine başladı. Ayrıca Selim Fâris’in Londra’da çıkardığı Hürriyet gazetesinde yayımlanmak üzere İngiliz gazetelerinden tercüme edilen yazıları Türkçe bakımından düzeltme görevini üstlendi.

İKİNCİ KONSOLOS TAYİN EDİLDİ

Abdülhamid rejimine karşı olmasına rağmen Londra’daki Osmanlı büyükelçiliğine ikinci konsolos tayin edildi (1897). Londra şehbender vekili sıfatıyla II. Abdülhamid’e Basra körfezi hakkında 23 Şubat 1313 (7 Mart 1898) tarihinde bir rapor sundu. Siyasî meselelere vukufunu gösteren, ayrıca İngiltere’nin bölge hakkındaki emellerini çok iyi tesbit etmesi bakımından önemli olan bu raporu hazırladıktan bir süre sonra Londra’daki Osmanlı sefir ve konsolosu aleyhine Türkçe bir risâle neşretmesi sebebiyle görevinden alındığı bilinmektedir. Bir ara Hürriyet adıyla yeni bir gazete çıkarma girişiminde bulunduysa da başarılı olamadı.

CAMBRIDGE'DE DERS VEREN İLK TÜRK HOCA

Cambridge Üniversitesi’nde ders veren ilk Türk hoca olan Halil Hâlid, bu görevini daha sonra Foreign Service Students Committe ve Board of Oriental Studies’te sürdürdü. Ayrıca Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland’a üye seçildi. 1902 yılında Cambridge Pembroke College’da yüksek lisans yaptı, bir yandan da siyasî hukuk tahsili gördü.

LONDRA'DA CAMİ YAPTIRMA GİRİŞİMİ

Bu yıllarda Londra’da bir cami yapılması için teşebbüse geçen Halil Hâlid İstanbul gazetelerinde kampanya başlatarak para toplamaya çalıştı (bu konudaki faaliyetleri hakkında Sebîlürreşâd’da çıkan yazıları için bk. Ceyhan, s. 114-115; ayrıca bk. Koloğlu, IV/21, s. 146-147). 1904’te on üç ay kadar devam eden Mısır ve Sudan seyahatine çıktı. Bu seyahati esnasında Londra’da yapılacak cami için yardım kampanyasını sürdürdü. 1905’te XIV. Şarkiyatçılar Kongresi’ne katılmak üzere Cezayir’e gitti. Bosna-Hersek’in Avusturya tarafından ilhakı sırasında (7 Ekim 1908) halkı Avusturya’ya karşı boykota teşvik etti ve bu girişiminde başarı sağladı (Halil Hâlid boykot kelimesini Türkçe’de ilk kullanan kişidir, bk. Ahmed İhsan, s. 275; Toros, II/11, s. 311). 30 Eylül 1911’de Türkiye’ye dönmek için Cambridge Üniversitesi’ndeki görevinden ayrıldı. 

MECLİS-İ MEBUSAN'A GİRDİ

Nisan 1912’de İttihat ve Terakkî Fırkası Ankara mebusu olarak Meclis-i Meb‘ûsan’a giren Halil Hâlid Encümen-i Maârif reisliği yaptı ve Tedrîsât-ı İbtidâiyye Kanunu’nun çıkarılmasında önemli rol oynadı. Meclisin 4 Ağustos 1912’de feshi üzerine siyasî hayattan ayrıldı. Bombay başşehbenderliği görevini kabul ederek Haziran 1913’te Hindistan’a gitti. Burada, İngiltere’de iken Hindistan müslümanları ile temaslarda bulunmuş olmasının da avantajıyla verimli çalışmalar yaptı.

HİNT MÜSLÜMANLARI YÜZLERCE MEKTUP YAZDI

Mayıs 1914’te istifa edip İstanbul’a döndüğünde Hint müslümanları yüzlerce mektup göndererek Halil Hâlid Bey’in vazifesinde kalmasını istemişlerdir. 1922’de İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Fakültesi’ne tayin edilen Halil Hâlid, daha sonra İlâhiyat Fakültesi’nde akvâm-ı İslâmiyye etnografya muallimi olarak görevine devam etti. Burada müslüman milletlerin etnografyası, İslâm felsefesi, antropolojiye giriş gibi dersler okuttu. Ayrıca Mekteb-i Harbiye’de İngilizce dersleri verdi. Halil Hâlid, rahatsızlığı sebebiyle ölümünden birkaç ay önce Kahire’ye gittiyse de hastalığının artması üzerine İstanbul’a döndü. İki gün sonra 29 Mart 1931’de vefat etti ve Merkezefendi Kabristanı’na defnedildi. 

İŞGAL ALTINDAKİ MÜSLÜMANLARIN HAKLARINI KORUMAYA ÇALIŞTI

Halil Hâlid millî ve mânevî değerlerine bağlı, geniş kültüre ve tarih bilgisine sahip bir Osmanlı aydınıdır. Arapça, Fransızca ve İngilizce’yi iyi derecede bilmesinin yanı sıra Almanca, Farsça ve Urduca’ya da vâkıftı. Çeşitli seyahatleri ve gözlemleri sonucu Osmanlı Devleti’nin eninde sonunda Avrupalılar’la bir savaşa girmek zorunda kalacağını önceden farketmişti. Bundan dolayı çalışmalarını Avrupalılar’ın emperyalist emellerinin anlaşılması konusunda yoğunlaştırmış ve işgal altındaki müslüman milletlerin haklarını korumaya çalışmıştır. Özellikle İngiliz gazetelerinde yayımlanan makalelerinin önemi Abdülhak Hâmid’in mektuplarından açıkça anlaşılmaktadır. İngiliz ve Fransız yayılmacılığına şiddetle karşı çıkan Halil Hâlid yazılarında, Afrika ve Asya’daki kolonilerin bağımsızlık mücadeleleri sırasında uğradıkları zulümleri anlatmıştır. Eserleri ve yazıları özellikle Hindistan’daki müslüman aydınlar arasında geniş yankı uyandırmış, Urduca, Arapça ve İngilizce olarak geniş bir okuyucu kitlesi bulmuştur. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner6

banner17