Beyaz Diş beyazperdede

Beyaz Diş beyazperdede

ABD’li romancı Jack London’ın ölümsüz eseri ‘Beyaz Diş’ aynı isimle beyazperdeye uyarlandı. Oscar ödüllü animasyoncu Alexandre Espigares’ın yönettiği yapımda, bir kurt köpeğinin gözünden insanların vahşi dünyası eleştiriliyor. Göz yormayan etkileyici çizimler ve konuya eklenen birkaç farklılık seyir keyfini katlıyor. Ancak 85 dakikalık filmde romanın ruhu haliyle kayboluyor



Hangisi daha çok acıtır; doğa mı yoksa insanlar mı? ABD’li romancı Jack London’ın aynı isimli başyapıtından uyarlanan ‘Beyaz Diş’ (Croc Blanc / White Fang) izleyiciye önce bu soruyu yöneltiyor, ardından da cevabın insanlar olduğunu söylüyor. 89 dile çevrilen romanıyla aralarında da farklılıklar bulunuyor. Ancak belirtmek gerekiyor ki 85 dakikada 280 sayfalık romanın aktarımı haliyle mümkün olamazdı. Bu nedenle filmin yönetmeni Oscar ödüllü animasyoncu Alexandre Espigares ile senaristler Serge Frydman, Philippe Lioret ve Dominique Monfery birkaç değişiklik yapmış. Bunların başında mesajın minimalize edilmesi, karakterlerin azaltılması, romanın başıyla finali geliyor. Fakat ‘Beyaz Diş’in animasyonu her yaştan izleyiciye hitap eden gerçekten iyi bir yapım olarak izleyiciye sunuluyor.


Filmin açılışında Beyaz Diş’in köpek dövüşlerine katılmasının görüntüleri beyazperdeye yansıyor. Seyircilerin arasında iki köpekle dövüşmek üzere olan kahramanımızın akıbeti merak ettiriyor. Bu sahne gelecekte yaşanacak bir sekans. ‘Kilit an’ yani “Acaba şimdi ne olacak?” sorusunu doğuruyor. Zaman değişiyor.


Kısa süren köpek dövüşü sahnesinin ardından başlangıca gidiliyor. Beyaz Diş’in nasıl büyüdüğü ortaya çıkıyor, onu yavruyken, en sevimli haliyle görüyoruz. Lakin romanda ailesinin tüm detayları belliyken filmde bunu öğrenemiyoruz, yoğun kar altında annesi ile hayatta kalma serüvenini izliyoruz. İlk dakikalar anne ile oğlun ormandaki maceralarını anlatıyor.


Romanda genişçe yer bulan vaşak ile annenin dövüşü de minimalize edilenler arasında yer alıyor. Romandaki vahşet animasyonda yok. Gelelim mesaja: Bu, romanda doğanın ve insanların vahşiliği üzerine aktarılırken animasyonda genel itibarıyla insanlar hedef tahtasına oturtuluyor. İlerleyen süreçte Beyaz Diş hızlıca büyüyor, insanların arasına karışıyor. Kızak çekiyor, Kızılderili Gri Kunduz tarafından eğitiliyor, sonra hikâyenin kötü karakteri Güzel Smith’e satılıyor, köpek dövüşlerinin şampiyonu oluyor. Ama her yükselişin bir de düşüşü vardır ki -burası aşikâr- animasyonun açılışındaki iki köpekle dövüş anları gelip çatıyor…


Finalde ise yine değişiklik yapılmış. Spoiler vermiyorum fakat gayet tadında sunulduğunun altını çizmek gerekiyor. Özellikle kentleşme süreci sonrası doğa-insan ilişkisiyle baskın taraf dengesi çok iyi kotarılmış. Bunu şöyle açıklayabiliriz: National Geographic’in yabani hayatın anlatıldığı Afrika-savana ya da Amerika belgesellerini düşünün; şartlar karşısında üstünlüğü elde eden taraf kazanıyor. Fareler yılanlara, yılanlar sırtlanlara, sırtlanlar aslanlara yem oluyor. Bazı durumlarda da her şey tersine dönüyor veya değişkenlerin etkisiyle ortalık izleyenler için cümbüşe evriliyor: Timsah nehir kenarında su içen bizona saldırıyor, bir anda aslan çıkıp yiyeceği sahipleniyor ama bizonun ailesi gelip aslanı kovalıyor… Animasyonda annesi köpek, babası kurt Beyaz Diş diğer köpekler karşısında üstün. Ancak insanın şeytani zekâsı ile benciliği arasında tıpkı gerçek doğadaki gibi sıkışıyor. Ayrıca doğada zevk için öldüren ya da işkence eden hayvan yokken insanlar böyle değil. Amaçları doğrultusunda her şeyi yok ediyorlar. Filmde tüm bunları görmek mümkün. ‘Beyaz Diş’ ailece keyifle izlenebilecek, köpek sevgisini de aşılayan bir yapım.




Kaynak: Karar

Güncelleme Tarihi: 19 Ağustos 2018, 11:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner19

banner6

banner17