banner10

Kafalar Gerçekten Karışık: Türk Sinemasının Efsanesine Ayıp Etmişler!

Dünkü yazımda, isim vermeden Kafalar Karışık filminin afişinde yapılan ayıptan bahsetmiştim.

 ¨Aralık’ta vizyona girecek bir film var, bülten yollamışlar, afişini görünce üzüldüm, fragmanı izleyince acım daha arttı. Metin Akpınar, Cihan Ünal, Perihan Savaş, Erkan Can, Ruhi Sarı, Güven Kıraç, Nilgün Kasapbaşoğlu, Erhan Yazıcıoğlu... Yılların oyuncuları üç Vine komiğine dolgu vazifesi yapıyor.¨ diye sitem etmişim. Bu konu hakkında aynı cümlelerle bir de tweet attım ve filmin (başrol) oyuncularının da karıştığı bir tartışmanın pimini çekmiş oldum.

 

Sanırım bu konuda bazı açıklamalar yapmam gerekiyor ki olay daha net anlaşılsın.

 

Filmin afişinde, üç Vine fenomeninin en önde fotoğrafları ve en tepede isimleri var. Altta da Türk sinemasının bir sürü kıymetli oyuncusunun... Onlar da afişte bu üçlünün arkasına dizilmişler. Ben afişi bu haliyle eleştirdim, yine yaparım çünkü ilk filmlerinde Metin Akpınar’ı ikna edip oynatarak güzel bir iş yapmışlar ama afişte ismini altta ve küçük puntolarla yazarak Türk sinemasının yaşayan efsanesine ayıp etmişler. Bunun lamı-cimi yok, onun filmdeki varlığını ve ismini hem afişte hem de fragmanda onurlandırmanın bin tane yolu var ama afişte/fragmanda öyle bir umursama hali mevcut değil. Oradan savunma yapmak ve taarruza kalkışmak kolay ama bu durumun altını çizmemin gençleri çekememekle bir ilgisi yok.

 

Yine de yorumumu, filme karşı önyargılı olmak, gençleri çekememek olarak anlayan çok insan var. Önyargılı falan değilim ama yıllardır bu işi yapıyorum; fragman ortada, sinemaya gittiğimizde karşımıza Orson Welles’in Yurttaş Kane’i çıkmayacak. Her sezon onlarcasını izlediğimiz sulu komedilerden biri daha. Bunun da iyisi var kötüsü var ama derdim filmin iyi ya da kötü olması değildi ki!

 

En basit haliyle anlatayım. Gençleri çekememek bir yana epeyce destekliyorum, umarım ülkemizde bilimde, sanatta, sporda uluslararası başarılar kazanan bir sürü genç insan olur ve biz de onlarla gurur duyarız. Yıllardır üniversitelere gidip gençlere konuşuyorum, Youtube’de gençlerin motivasyonunu arttırmayı amaçladığım videolar çekiyorum. Gençlerle bir sorunum yok, hiç olmadı. Aksine kendi mesleğim söz konusu olduğunda onlarla en doğru ve yoğun iletişimi kuranlardan biriyim. Bu ülkede sinemacı olma hevesiyle yanıp kavrulan, harika senaryolar yazıp nefis kısa filmler çeken bir sürü genç insan var. Bir sinema yazarı olarak benim odağımda da o gençler var.

Bu üçlünün derdi Türk sinemasına büyük katkılar yapmak ya da başka gençler için bir yol açmak mı?

 

Hayır, kendilerini meşhur eden ama bedavaya yaptıkları Vine komikliklerini bir senaryo dahlinde sinemalaştırarak paraya tahvil etmek. Ben buna ¨hap yap para kap sinemacılığı¨ diyorum, Yeşilçam zamanlarından gelen bir türlü tedavisi bulunamayan bir hastalıktır. Bu arkadaşlarım da para kazanmanın daha zahmetsiz bir yolu olsaydı onu yaparlardı ama Halil Söylemez, Enes Batur gibi arkadaşlar sağ olsunlar, çektikleri filmlerle Youtube, Vine ve başka sosyal medyalardaki bir sürü komik arkadaş için bir tarif oluşturdu. Bu arkadaşlar da o tarif üzerinden gidiyorlar. Eğer ortada samimi bir sinema yapma hevesi olsa  avuçlarımı patlatırcasına alkışlardım. Var mı?

 

Gişe sinemamızın hali ortada... Bir sürü kötü film gösterime giriyor, Kafalar Karışık onların çoğundan iyi bile olabilir. Burası Hollywood değil, oyuncu olmak, film çekmek, başrole çıkmak kolay, sosyal medya fenomenleri de gelsin, film çeksinler. Kimsenin bir itirazı yok ama sosyal medyadan sinemaya geçerken bazı şeyleri doğru yapsınlar. Öncülerden Enes Batur, kendini durduramayıp amcasını harcayarak çektiği videosuyla kişisel felaketine yol açtı. Şimdi bu da genç, destekleyelim mi? Açıkçası ortada ah-vah edecek bir durum yok. ¨Amca baba yarısıdır¨ cümlesinin kurulduğu bir kültürde böyle bir terbiyesizliğin sonuçları olacaktı elbette. Bakın devam filmi projesi yapımcı firma tarafından iptal edildi.

 

Gençler alanlarını iyi kullanmalı, kariyer hedeflerini akıllıca yapmalı. Her şey para kazanma dürtüsünün etrafında döndüğünde ve gençliğin tecrübesizliğiyle buluştuğunda böyle kazalar yaşanabiliyor. Bu arada sosyal medyada başarmak bir başarı mı gerçekten yoksa Idiocracy filminde gösterilen distopyanın başlangıcına mı şahitlik ediyoruz. Sonuçta, Youtube’un en çok kazananı 8 yaşında oyuncaklarıyla oynayan bir yumurcak... Hal böyleyken Mars’a roket göndermiş gibi övünmenin alemi ne?


Kafalar Karışık ekibine vizyon macerasında başarılar dilerim. Benimle atışıp fanlarına hırpalatmak yerine hatalarından döndükleri, Yeşilçam efsanesini ve diğer kıymetli oyuncuları hakkettikleri şekilde onurlandırdıkları bir afişi en azından sosyal medyada paylaşmalarını arzu ederim. Bu gerçekten daha iyi olmaz mı?

 

murattolga@gmail.com

 

YORUM EKLE

banner8

banner19

banner6

banner17