banner38

Yazar Ali Sandıkçıoğlu, Hasan Arıkan'la yaşadığı hatırayı yazdı

Yeni Akit yazarı Ali Sandıkçıoğlu bugünkü köşesinde "Merhum hocamız Hasan Arıkan Hoca Efendinin Hatırasına Çalıklı Hacı Dursun Efendi gelince…" başlıklı yazıyı kaleme aldı.

Gündem 13.11.2021, 11:56
Yazar Ali Sandıkçıoğlu, Hasan Arıkan'la yaşadığı hatırayı yazdı

Değerli kardeşlerim, bundan kısa bir süre önce ebediyete göç eden yüzlerce, binlerce ümmeti Muhammedin evladına ulumi Arabiye dersleri okutan, rahlede, kürsüde, minberde, hacda ve kitaplar yazarak dinimize çok güzel ve samimi hizmetleri olan hocamız Hasan Arıkan’ın hatırasına köyümüz Silyan’da yaşadığım bir hatırayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Rabbim, Hz. Peygamberimiz (SAS) Efendimizin dini tebliğe başladığı günden bugüne ihlas ve samimiyetle Allah rızası için hizmet edenlerden razı olsun. Trabzon ve Rize havalisinde Çalıklı Hacı Dursun Efendiyi hemen hemen bilmeyen yoktur. Merhum Medrese tahsili yapmış son devrin büyük âlimlerinden biri idi. Hayatta iken Of’ta (Çalık) köyünde çok talebeler okutmuştur… Okuttuğu talebelerinden bugün ülkemizde din ve Kitabullah için hayırlı hizmet yapanlar halen vardır. Dursun efendi gibi Medreseden (Medres-i Kuzat) birincilikle mezun olan Silistreli Hacı Süleyman Hilmi Tunahan Efendi (KS) Hazretleri (Üstazımız) dünya malına, mevki ve makama iltifat etmeden kendini yok olmak üzere olan İslam dininin ihyası ve Kur’an-ı Kerim’i okuma ve okutmak, ehli sünnet itikadını yaymak üzere İslam’a adamıştı. Bulabildiği fakir talebeleri okutuyor. Her hâlükârda okutabilmek için çareler arıyordu. En zor şartlarda takiplere uğramasına, karakollara götürülmesine rağmen bazen taksilerde, bazen otobüslerde bazen süt mandıralarında, bazen de çiftliklerde veya tren kompartımanlarında gidiş, geliş bileti alarak gidip dönene kadar talebeler okutuyordu… Bugün dünyanın birçok ülkesinde dini celili İslam’a, Kur’an-ı Kerim’in okutulması için gayret gösteren birçok talebesi mevcuttur. Çünkü Süleyman Efendi Hazretleri okuttuğu bütün talebelerine kurs açmayı, Kur’an-ı Kerim okutmayı, bidatlardan uzak kalmayı, Hz. Peygamber Efendimizin sünneti seniyyelerini bütün güçlükleri göğüsleyerek yaymayı, ihya etmeyi öğütlüyordu (Bu arada dine Allah rızası için ihlasla hizmet eden bütün dini cemaat ve gruplardan Cenabı Hak razı olsun.).  Ancak (Bugün üzülerek şunu ifade etmek durumundayız ki, günümüzde bir kısım idarecilerin kötü idareleri yüzünden bu nezih topluluk birçok noktada ehli sünnet itikadından ayrılmış, bidat ve hurefalara sapmışlardır. Rabbim inşallah yakında kurtarıcı bir el veya eller gönderir.

Yıl 1957- 1958 seneleri idi. Süleyman Efendinin ilk talebelerinden olan Antalya, Alanyalı Hasan Arıkan Düzce’de Kur’an Kursu’nda talebeler okutuyordu. Zamanın şartları ağırdı. Kurs basıldı, talebeler dağıtıldı. Köylümüz ve komşumuz, aynı zamanda hocamız; merhum Hüseyin Kaplan’ın üstazımızdan izin almak sureti ile bir kısım talebeleri ile Hasan Arıkan bizim köye geldi. Köyümüz; Rize ilinin Kalkandere ilçesine bağlı Çayırlı Köyü, eski adı Silyan’dı. O zaman yollar da muntazam değildi. Köyden Rize’ye, Rize’den köye gidip gelebilmek için saatlerce yol alınıyordu… Doğru dürüst arabalar yoktu. Yolculuklar ekseri kamyonların kasası üzerine yapılıyordu. Koltuk ne gezer… Varsa bir tahta oturak… Hasan Arıkan köye geldiği zaman ben ilkokulu yeni bitirmiş köyümüzün imamından (Oflu) Kur’an dersleri alıyordum. Dersim de Tebareke suresini ezberlemekti. Merhum babam o zamanlar, bitişik merkezi bir köy olan Kayabaşı’nda terzilik yapıyordu. Merhum babam ille de hafız olmamı istiyordu. Ben Yasin, İnna Fetehna, Amme cüzünü ezberlemiş, Tebareke’yi ezberliyordum. Bir kısım arkadaşlarım da hafızlık yapıyordu. İbrahim Kurt, Ömer Kılıç (Merhum), Muhammed Kılıç bunlar benden biraz daha yaşlı idi ve hafızlık yapıyorlardı. Hasan Arıkan köyümüze geldikten ve Arapça okutmaya başlattıktan sonra babama: “Oğlun hafızlığı her zaman yapabilir. Onu bize ver Arapça okutalım” dedi ve babam ikna oldu. Beraber ilkokulu bitirdiğimiz birkaç arkadaşla beraber biz Arapça’ya başladık. Düzce’den Hasan Arıkan’la gelen talebeleri de bizimle yeniden başlattılar. Onların arasında Harun Reşit Tüyloğlu, Hüsnü Yılmaz, Mahmut Yazıcı, Kazım Yazıcı, Ahmet Tüyloğlu, Hüseyin Balcı, Süleyman Latifoğlu, Mehmet Erdem ve daha birçokları vardı. Aman yarabbi o ne azimdi. O ne çalışma idi. O ne gayret idi… Gece geç saatlere kadar ders çalışmalar, sabah erkenden kalkmalar. Teheccüd ve nafile namaz kılmalar, manevi vazifeler, tesbih çekmeler, zikri kalbi, her akşam Ayetel Kürsi, her sabah Selatınnariye hatmi, Yasını Şerif hatimleri, dualar, ilticalar… Haftada bir gün bütün Kur’an-ı Kerim hatmi yapılırdı (Haftalık Kuran hatmi öyle bir hale geldi ki, civar köylerden gelen kadınlar, erkeklerle caminin içi ve dışı dolar dolar, taşardı. Silyan’da okuyan arkadaşlarımız bunu çok iyi bilirler.). Talebe, hoca ve ders okuyan talebeler arasında olan muhabbet ve sevgiyi yazı ile bugün anlatmak gerçekten mümkün değildir. İhlas var. Samimiyet var. Küçüklerden büyüklere saygı, büyüklerden küçüklere sevgi var… Daha doğrusu teveccüh var. Resulullah Efendimizin mucizeleri, Hz. Üstazımızın kerametleri apaçık zuhur ediyordu. Beslenmeye gelince fakirlik yıllarıydı. Kursun ambarda bir şey yoktu. Bazen bulgur çorbası, bazen makarna, bazen bizim yörenin meşhur karalahana çorbası. Her vakit yemekte herkese çeyrek ekmek… Ekmek bile kıt… Sabahları kahvaltıda sayı ile altı zeytin. Fazlası yok… Öğlen yemeğinde varsa bir tabak çorba, küçükse bir soğan, büyükse soğan ikiye bölünüyor. Çeyrek ekmek, bir bardak su ve tuz. Ders okutan hocamız Merhum HASAN ARIKAN ve diğer tüm hocalarımızın ayrı yemek hanesi yok. Hizmetçisi yok. Çaycısı yok. Yemekçisi yok. Terlikçisi yok. Havlucusu yoktu. Ekmek şu fırından olsun, çay şu marka olsun, içme suyum şu, yemeklerimde tereyağından başka bir şey kullanılmasın tembihi yok. Salatalarımda mutlaka hakiki zeytinyağı olsun, masadaki tabakların düzeni şöyle olsun, tabaklarım şu olsun, ekmeğim kepekli olsun deme gibi bir lüksleri hiç yok. Hoca Efendi talebeleri ile üzerinde bir örtü dahi olmayan derme çatma tahta masalarda, ağaç kaşıklarla yemeğini yiyor ve tahta peykelerde oturuyordu. Hocanın ayrı yatacağı bir odası bile yok. Talebeleriyle aynı odada, yer yatağında yatıyor, sabah yatağı toplanıyor. Ama gerçekten feyiz var. Bereket var. Teveccüh var. Ruhaniyet var.

Köyümüzde bir hayli talebe oldu. Çevre köylerden duyanlar geldiler. O zamana kadar âlimler yatağı diye adlandırılan Of ve Of’un köylerinden de talebeler geldi. Bizim köyde Arapça okumaya başladılar (Bu arada Oflu imam köyümüzün imamlığını kıskançlığı yüzünden kendi isteği ile bırakıp köyüne döndü.). O günlerde elektrik yoktu. Gaz lambasını bile vatandaş idare ile kullanıyordu. Gece aydınlanma bir süreye kadar lüküs lambası ile, belli bir zamandan sonra gaz lambası yanıyordu. Gündüz aynı yerde dersler okunuyordu. Öyle zaman oluyordu ki, günde beş altı saat ders okuyorduk. Diz üstüne oturarak önümüzde rahle de olmadan kitabımızı sol elle tutuyor sağ elle de kayıtlar (notlar) yapıyorduk. Sadece namaz ve yemek aralarında molamız oluyordu… Hocamız “Gayret edelim Ümmeti Muhammedin sizlere ihtiyacı var, bir dakika boş geçirecek vaktimiz yoktur.” diyordu. Cumartesi pazar günleri kazamızda müftülük yapan Üstazımızın ilk talebelerinden Ahbap dediği maneviyatı çok yüksek Ahbap Hoca da derslere katılıyor, Hasan Arıkan’a yardım ediyordu. Ahbap Hoca’nın (Mehmet Aksoy) manevi sohbetleri, ders arasında yaptığı yorgunluğu gidermek için sohbetler, anlattığı fıkralar hala gözümün önünde. Kulağımda canlı gibi. Kendisi hacda Safa ile Merve arasında say ederken ruhunu teslim etmiş ve mübarek beldelerde kalmıştır. Cenabı Hak rahmet eylesin. Hz. Allah (CC) sevdiklerinin şefaatlerinden mahrum eylemesin… Silyan’da genç bir hocanın sarf, nahiv, şerhi akaid, mantık, mani, usulü fıkıh ve feraiz dersleri okuttuğu etrafa yayıldı. Durum muhitin en büyük alimlerinden olan Çalıklı Dursun Efendi’ye kadar gitti… Bir güneşli günde yaz mevsimi merhum Dursun Efendi ata binmiş, yanında iki üç köylüsü ile Of’tan yaya olarak bizim köye geldiler… Maksadı Allahu alem kim bu genç? Nasıl Arapça okuyor ve okutuyor? Onu yerinde görmek ve incelemek üzere gelmişti. Seksen kadar talebe var. Hasan Arıkan şerhi Akaid okutuyor (Bilenler bilir şerhi akaid oldukça zordur ve zor meseleler anlatılır.). Beyaz sakallı, yaşı bir hayli ilerlemiş, Dursun Efendi bizim dersimize girdi. Hocamızın sağ tarafına oturdu. Diğer arkadaşları ve bizim köyden birkaç yaşlı kişi de ders halkasının arka tarafına oturdular. Bizim kitaplarımız ellerimizde. Önümüzde rahle bile yoktu… Dersimiz “Esbabı ilim”, “vel ilhamu leyse min esbabil marifeti” idi. Oldukça zor ve karışık bir bahisti. O zamana kadar dersi hem de hafızı Kuran olan Harun Reşit Tüyloğlu okuyordu. Hasan Arıkan da açıklama yapıyordu. Dursun Efendi gelip oturunca Hasan Arıkan Hocamız: “Buradan sonra derse Ali (ben) devam etsin.” dedi. O zaman fizik ve yaş itibarı ile talebelerin en küçüğü idim… Ben ibareyi okuyorum. Hasan Arıkan mana veriyor. Açıklamalar yapıyor… Talebeler, dinleyenler tabir caizse kendinden geçmiş bir vazıyette. Ancak Üstazımızın teveccühü her hali ile belli oluyordu… Sanki bütün Allah dostları kalkmış Silyan’a gelmiş bizim dersimizi dinliyorlardı… Çalıklı Hacı Dursun Efendi bir Hasan Arıkan’a bakıyor bir de dönüp bana bakıyordu. Gerçekten küçük sarışın bir çocuğum. Zaten ders arkadaşlarım bana küçük Ali derlerdi. Yemek ve temizlik nöbeti dahi hiçbirisi küçük olduğum için bana yaptırmazlardı… Mevla hepsinden razı olsun. Daire biçiminde oturmuşuz. Ben halkanın tam orta kısmındayım. Hem Dursun Efendinin hem de Hasan Arıkan’ın tam karşısına geliyorum. Bir saat kadar yerde hasır üzerine oturarak dersimizi Hacı Dursun Efendi dinledi. Sonra sol eli ile Hasan Arıkan’ın omuzuna vurarak aynen şöyle dedi: “Evladım bunca zaman ders okuturum. Bu yaşıma geldim. Şimdiye kadar ben bu esbabı ilim bahsini böyle anlayamadım… Bu nasıl bir güç, bu nasıl bir sistem, bu nasıl bir okutma usulü, gencecik çocuk yanlışsız akaidin ibaresini okuyor. Sen de çok ama çok güzel açıklamalar yapıyorsun… Bu, hocanız Süleyman Efendinin manevi kuvvetini gösterir… Ben kendisini tanırım. Medresede o bizden daha önce, daha kıdemli idi… Evladım çok sevindim, Allah sizden razı olsun. Allah sizlere zihin açıklığı versin. Hocanız bu devirde Allah’ın dinine ne güzel hizmet ediyor.” dedi. Kendine ve arkadaşlarına köylülerimizce hazırlanan yemekler ikram edildi. Geldiği arkadaşları ile önce köyümüzün kahvesine uğradılar. Orada köylülere köyünüze nur yağıyor aman kıymetini iyi bilin gibi nasihatlerde bulunmuş. Ondan sonra da Kayabaşı Köyü üzerinden derenin karşısındaki Of’a bağlı Ağaçseven Köyü, Başköy ve Keler Köyleri yolu üzerinden kendi köyüne gittiler. Tabii Hasan Arıkan’ın ünü daha da arttı. Öyle bir hale gelindi ki müracaat eden talebeler çoğaldı. Alacak yer bulunamıyordu. Silyan’da okuyanların büyük bölümü vaiz, müftü, Kuran Kursu öğretmeni, imam, müezzin olarak Allah’ın dinine hizmet ettiler. Halen edenler ve emekli olanlar da vardır.

Geçenlerde şerhi Akaid kitabımı karıştırırken esbabı ilim bahsine baktım ve kitabın kenarına “Bu dersi okurken Çalıklı Dursun Efendi geldi. Ondan sonra da dersi ben okudum.” notumu düştüğümü gördüm. Aradan yarım asırdan fazla bir zaman geçti. Bu hatıramı genç kuşaklarla paylaşmak için yazıya döktüm… Bu yazı yazıldığı zaman HASAN ARIKAN Hoca Efendimiz ve kardeşi eski Fatih vaizi, haftalık UFUK ve BABİALİDE SABAH gazetelerinin imtiyaz sahibi Mehmet ARIKAN da hayatta idiler. Şimdi her ikisi de malum hastalık sebebi ile baka âlemine göç eylemişler. Allah bütün geçmişlerimize ve hoca efendilere rahmeti ile muamele eylesin inşallah. Ders okuduğumuz arkadaşların birçoğu rahmetlik oldu. Allah ebedi aleme gidenlere gani gani rahmet eylesin. Hayatta olanlara Mevlam hayırlı ömürler ihsan eylesin. Bu hatırayı eminin benden daha iyi hatırlayacak arkadaşlarım vardır. Cenabı Hak evvel emirde kendi Rahmetinden, Resulünün şefaatinden, Resulünün gerçek varislerinin teveccühlerinden bizleri mahrum eylemesin. Şu fani dünyada kalan ömrümüzü Mevlamızın razı olacağı şekilde; ihlaslı ve samimi hizmetler eyleyerek tamamlamayı Rabbim hepimize nasip eylesin. Hatıra yazımı noktalarken hocalarımın ve talebe arkadaşlarımın hayatta olanlarını hürmetle, saygı ile, baka âlemine göç edenleri de rahmetle anıyorum. Cenabı Hak ölenlere rahmet, hayatta olanlara da imani kamil ile göç etmek nasip eylesin… Birçok yönlü olarak bugün bir duraklama devresi geçiren yurtlarımızın yeniden eski günlere dönmesi için maddi, manevi, yazılı, sözlü gayreti Allah rızası için herkes elinden gelen gayretleri göstermeye çalışsın. İnşallah bu nifak bu bölünmüşlük en kısa zamanda ortadan kalkar… Çok fazla müracaat olduğu için talebe alamayan, kapasite darlığı yaşayan, birçok müracaat sahibini sırada bekleten yurtlarımız ne yazık bugün talebe bulunamadığı için kapanmakta, gemiyi karaya oturtan idareciler “talebe sadakasına” çıkın talimatları vererek talebeler aramaktadırlar. İslam ve Kur’an’a hizmet ederek baka âlemine göç etmiş başta Hasan Arıkan Hoca Efendi olmak üzere hepsine Cenabı Hak’tan rahmetler hayatta olanlara sağlık sıhhat ve afiyetler dilerim. Âlemlerin Rabbi bir an önce ihvan ve ehavatımıza uyanmalar nasip eylesin. Eski güzel, feyizli, bereketli, saygının, sevginin, ihlas ve samimiyetin ön plana çıktığı günlere en kısa zaman içinde kavuşmak üzere cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Yorumlar (0)
banner35
14
açık
Günün Anketi Tümü
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
banner21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 14 36
2. Konyaspor 14 26
3. Hatayspor 14 26
4. Fenerbahçe 14 24
5. Alanyaspor 14 24
6. Başakşehir 14 22
7. Karagümrük 14 22
8. Galatasaray 14 22
9. Adana Demirspor 14 20
10. Beşiktaş 14 20
11. Antalyaspor 14 18
12. Gaziantep FK 14 18
13. Altay 14 17
14. Sivasspor 14 16
15. Giresunspor 14 16
16. Kayserispor 14 16
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 14 13
18. Göztepe 14 11
19. Kasımpaşa 14 10
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Ümraniye 13 27
2. Ankaragücü 14 27
3. Eyüpspor 14 27
4. Bandırmaspor 13 25
5. Erzurumspor 12 25
6. İstanbulspor 13 20
7. Tuzlaspor 12 20
8. Kocaelispor 13 20
9. Samsunspor 13 19
10. Adanaspor 14 18
11. Menemenspor 13 17
12. Gençlerbirliği 13 17
13. Boluspor 13 16
14. Denizlispor 13 15
15. Bursaspor 13 14
16. Manisa FK 14 14
17. Ankara Keçiörengücü 13 13
18. Altınordu 14 13
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Chelsea 14 33
2. Man City 14 32
3. Liverpool 14 31
4. West Ham 14 24
5. Arsenal 14 23
6. Tottenham 13 22
7. M. United 14 21
8. Wolverhampton 14 21
9. Brighton 14 19
10. Leicester City 14 19
11. Crystal Palace 14 16
12. Brentford 14 16
13. Aston Villa 14 16
14. Everton 14 15
15. Leeds United 14 15
16. Southampton 14 15
17. Watford 14 13
18. Burnley 13 10
19. Norwich City 14 10
20. Newcastle 14 7
Takımlar O P
1. Real Madrid 15 36
2. Atletico Madrid 14 29
3. Real Sociedad 15 29
4. Sevilla 14 28
5. Real Betis 15 27
6. Rayo Vallecano 15 24
7. Barcelona 14 23
8. Athletic Bilbao 15 20
9. Espanyol 15 20
10. Osasuna 15 20
11. Valencia 15 19
12. Villarreal 14 16
13. Celta de Vigo 15 16
14. Mallorca 15 16
15. Deportivo Alaves 14 14
16. Granada 14 12
17. Elche 15 12
18. Cádiz 15 12
19. Getafe 15 10
20. Levante 15 7