banner39

Türkiye Düşünce Platformu'ndan Dilipak'a destek: Aklımıza 'Vurun kahpeye' filmi geldi

Türkiye Düşünce Platformu, 27 Temmuz tarihli "AKP'nin papatyaları" başlıklı yazısında, aileyi İstanbul Sözleşmesi'nin ortaya çıkardığı haksızlıkları gündeme getirdiği gerekçesiyle hedef tahtasına oturtulan Abdurrahman Dilipak için destek mesajı yayınladı. Erol Yarar imzalı mesajda, "Hayatını hak mücadelesinde geçirmiş bir kişiye yazdığı bir yazının içinden cımbızla kelime seçip vurmak, aklıma 'vurun kahpeye' filmini getirdi" denildi.

Türkiye Düşünce Platformu'ndan Dilipak'a destek: Aklımıza 'Vurun kahpeye' filmi geldi

Yazar Abdurruhman Dilipak, aileleri paramparça eden İstanbul Sözleşmesi'nin ortaya çıkardığı enkazı anlatan 27 Temmuz tarihli "AKP'nin papatyaları" başlıklı yazısı sonrası, başta feminist çevreler olmak üzere birçok kişi tarafından hedef alındı. Konuya ilişkin Erol Yarar imzalı bir mesaj yayınlayan Türkiye Düşünce Platformu, Dilipak'a destek oldu. Açıklamada, Dilipak'ın sözlerinin cımbızlanarak seçildiği ifade edilirken, İstanbul Sözleşmesi'nin toplum ve aile açısından büyük bir tehdit oluşturduğu bir kez daha anlatıldı.

İşte söz konusu mesajın tamamı:

Hayatını hak mücadelesinde geçirmiş bir kişiye, yazdığı bir yazının içinden cımbızla kelime seçip vurmak, aklıma 'vurun kahpeye' filmini getirdi. Halide Edip Adıvar’ın romanında, yobaz hoca ve idealist öğretmen tiplemesi ile gerici hocanın iftiralarına uğrayan idealist öğretmen tiplemesi, dini değeri temsil eden hoca tipini aşağılayarak idealist modern kadın tiplemesini yücelten, o yıllardaki toplum mühendisliği çabalarının sinema versiyonu idi. Din, bilinç altında aşağılanırken, kadın üzerinden sözde hak ve modernlik mücadelesi veriliyordu. Günümüzde kadın üzerinden yapılan bu mücadele bitmiş değil. Ama ilginç ve üzücü olan o devirde mücadele eden tarafların, bugün farklı bir şekil alması. Ve dini değerlere tehditin ilk defa içeriden, yani muhafazakar addedilen bazı kişilerden gelmesi. Bazıları tahlil eksikliği, bazıları feminist modaya kapılma, bazıları ise çok bilinçli ve adeta feminizm akımına açık destek vererek yaptıkları bu çalışmaları üzüntü ve hayretle izliyorum. En acıtan darbe, içeriden gelendir ve umulmayan kişilerden gelmesidir.
Hukuk ve uluslararası yansımaları ülkemiz açısından önem arz eder ve şakaya gelmez. İstanbul sözleşmesi güzel görünümlü, ustaca makyajlanmış ve maalesef ülkemiz değerleri, ve aile yapısı için büyük tehlikeler içeren bir anlaşmadır, acilen çekilmek ve ona bağlı 6284 sayılı kanunun tadiline ihtiyaç vardır. Bazı temel kavramlara açıklık getirilmesi, yeni oluşturulacak kanunlar için bir temel teşkil edecektir.
Allah’a vereceği hesabı önceleyen kadınlarımıza sormak lazım,
Batıdaki kadın tiplemesi sizin rol modeliniz mi?
Batıdaki çoklu cinsiyet kavramını kabul ediyor musunuz?
Aile sizin için öncelik taşır mı?
Çocuğunuzun cinsiyet seçmesini doğal bir süreç olarak görüyor musunuz ?
Erkek üzerinden tek taraflı şiddet tanımlaması size doğal veya adil geliyor mu?

Biraz da iş adamlarımıza sormak lazım ;
Zenginleşmek ideal olabilir mi veya araç mı?
Son 20 yılda zenginleşenler, dini referanslara eskisi gibi dikkat ediyor mu?
İsraf ve gösteriş arttı mı?
Dindar görünümlü ihale kovalayıcıları çoğaldı mı?
İktidar partisine şirin görünen ve kol kola olmaya özen gösteren bazı iş adamları, Ak Parti ideallerini taşıyor mu?

Dilipak’a vurmayı bırakın, toplumdaki menfi gelişmeleri görün, modayı tekstil sektörüne bırakın, feminizm ve türevlerinden sakının, LGBT vs akımlara uzak durun, ve hakikaten kadını yüceltmek ve aileyi güçlendirmek istiyorsanız, özünüze dönün, Allah’ın ve elçisinin önüne geçmeden, çözümü köklerinizde arayın. 28 Şubat'ın zorlu dönemlerindeki bir sloganımız bugün de bize ışık olabilir,
“İstikbal köklerdedir"

Güncelleme Tarihi: 02 Ağustos 2020, 19:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42

banner19

banner43