banner39

TBMM Başkanı Şentop: Yassıada'nın bu yeni yüzü tarihi bir yüzleşme ve yepyeni bir başlangıçtır

TBMM Başkanı Şentop, "Yassıada'nın bu yeni yüzü sıradan bir imar ve peyzaj çalışması değil, tarihi bir yüzleşme ve yepyeni bir başlangıçtır." dedi.

TBMM Başkanı Şentop: Yassıada'nın bu yeni yüzü tarihi bir yüzleşme ve yepyeni bir başlangıçtır

TBMM Başkanı Mustafa ŞentopDemokrasi ve Özgürlükler Adası Açılış Töreninde yaptığı konuşmada, 27 Mayıs darbesinin yol açtığı travmaya yönelik yüzleşmenin, bu travmayı ortadan kaldıracak bir yeni başlangıç olduğunu belirterek, "Bu sembolik adada yükselen binaların malzemesi maddi unsurlar değildir. Bu adada gördüğümüz her binanın temelinde milletimizin özgürleşme iradesi, darbelere karşı çıkma direnci, anayasal düzeni savunma kararlılığı bulunmaktadır. İşte bu yüzden bugün Yassıada'nın bu yeni yüzü sıradan bir imar ve peyzaj çalışması değil, tarihi bir yüzleşme ve yepyeni bir başlangıçtır." diye konuştu.

Şentop, milletin vicdanında açtığı derin acı, uzun yıllar hissedilen bu askeri darbenin demokrasiye yönelik bir suikast olarak gerçekleştiğini, milletin özgürleşme iradesine olduğu kadar, kalkınma çabasını da engelleyen gerici ve ilkel bir tertip olduğunu kaydetti.

Bu tertibin sonunda Başbakan Adnan Menderes ile bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edildiğini anımsatan Şentop, bu cinayetlerin yalnızca bu üç önemli vatanpervere ve ailelerine değil, onları seçen millete yönelik de bir zulüm olarak tecelli ettiğini dile getirdi. 

TBMM Başkanı Şentop, sandığa ihtiyaç duymadan ve milli iradeye dayanmadan iktidar olmak isteyen kesimlerin meşrulaştırmaya çalıştığı, özlemle andığı bu askeri darbenin ruhunun uzun yıllar milletin ve sivil siyasetin önünü kestiğini, Türkiye'nin kalkınmasına yönelik hamlelerin en büyük engeli olduğunu vurguladı. 

Türkiye'de gerçekleşen askeri darbeleri, ikbal ve iktidar arayışındaki bir grup maceracı ve çetecinin girişimi saymanın eksik kalacağını belirten Şentop, şöyle devam etti:

"Ülkemizde gerçekleşen her askeri darbenin asıl sebebi Türkiye'nin bağımsız politikalar geliştirecek güce erişmesini engellemektir. Bu sebeple milli kadrolar ne zaman Türkiye'yi ilerleme istikametine soksa bu hamleleri kendileri için tehdit gören odaklar harekete geçerler. Darbecilerin teşebbüslerine gerekçe olarak ilan ettikleri her şey dışarıdan tezgahlanan bu suikastlerin bahaneleridir. 12 Mart 1971'de, 12 Eylül 1980'de, 28 Şubat 1997'de ve en son 15 Temmuz 2016'da millete kasteden hain girişimlerin ilk halkası olan 27 Mayıs askeri darbesi muhakkak ki yabancı bir aklın, gayri milli bir duruşun ve kifayetsiz bir siyasi çizginin eseridir. Böyle olduğunun en açık delili 27 Mayıs askeri darbesinden itibaren belli aralıklarla gerçekleşen anti demokratik müdahalelerin milletin refahı ve özgürlüğü aleyhine netice vermiş olması, her darbeden sonra Türkiye'nin saldırılara daha açık ve yabancı güçlere daha fazla bağımlı hale getirilmesidir."

"Toplum ve siyaset hayatı uzun yıllar bu yarayla yaşamak zorunda kaldı"

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, meşum bir hadise ve hastalıklı bir geleneğin ilk örneği olan 27 Mayıs askeri darbesinde cisimleşen tavrın, Türkiye'nin o tarihten itibaren mücadele ederek gerilettiği ve her an kendisine karşı müteyakkız olunması gereken bir anlayışın ürünü olduğunu söyledi. 

Bu anlayışın her an fırsat aradığının 15 Temmuz darbe girişiminde açık ve uyarıcı bir şekilde görüldüğünü dile getiren Şentop, "Demokrasimiz, sivil siyaset ve aziz milletimizin hukukunu bizzat koruma şuuru 27 Mayıs askeri darbesinden bu yana iftihar edeceğimiz seviyede gelişmiştir. Bugünlere kolay gelinmemiştir bu gelişimin sağlanması için çok ağır bedeller ödenmiştir." dedi. 

Şentop, toplum ve siyaset hayatının çok uzun yıllar 27 Mayıs askeri darbesiyle açılan ve Yassıada yargılamalarıyla derinleşen bir yarayla yaşamak zorunda kaldığını belirterek, 27 Mayıs'ın hukukun araçsallaştırıldığı, milli iradenin tepesinde bir kılıç gibi sallandığı dönemin miladı olduğunu kaydetti.

Yassıada'nın, başta Adnan Menderes olmak üzere milletin temsilcilerine en ağır muamelelerin reva görüldüğü bir kötülük ve işkence merkezi olduğunu hatırlatan Şentop, şunları ifade etti:

"Yassıada yargılamaları ve akabinde gerçekleşen idamlar, toplumsal ve siyasi hafızamızda tamiri çok zor yaralar açmıştır. Merhum Menderes'in elleri bağlı bir biçimde idam sehpasına götürülüşünü gösteren resim, siyasetçilere ve onlara güvenen milletimize verilen bir gözdağıdır. Bu alçaklık yetmezmiş gibi siyasi ve fikri mücadele yaptığını zanneden bazı gafiller zaman zaman bu fotoğrafı çıkarıp millete ve siyasetçilere dayatmaya kalkışabilmişlerdir." 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık" sözünün, Menderes'in bu fotoğrafı üzerinden üretilmeye çalışılan dayatmaya karşı bir kararlılık ve güçlü bir meydan okuma olduğunu vurgulayan Şentop, "Darbeciliğin yenilmesinde 15 Temmuz'da en açık haliyle ortaya çıkan milli direnişte bu meydan okumanın payı şükranla anılmayı her zaman hak edecek ölçüde büyüktür." dedi. 

Şentop, bugün bir araya gelerek yeni haliyle ziyaret edilen adanın 60 yıl önce işlenen siyasi ve hukuki bir cinayetin olay mahalli olduğunu belirterek, "Bu ada milli iradenin karşısına dikilen vesayet heyulasının sembol olarak uzun yıllar hafızalarda ve zihinlerde yer etmiş şeklidir. Bu yüzden bu adanın adı 2013'te Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak değiştirilmişti. Şimdi nihayi bir adım daha atılmakta, bu ada yep yeni yüzüyle milletimizin karşısına çıkmaktadır." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şükranlarını sunan Şentop, adanın yenilenmesinde emeği geçenlere de teşekkür etti.

"Milli hafızamızın daima güçlü ve canlı tutulması zorunludur"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın açılış töreninde, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi.

Bakan Ersoy, 27 Mayıs 1960 gününün Türkiye Cumhuriyeti ve milletinin tarih sayfalarına "kara leke" olarak geçtiğini söyledi.

Cumhuriyetin özünü demokrasinin, demokrasinin temelini ise milli iradenin hakimiyetinin oluşturduğunu belirten Ersoy, "Kanı ve canı pahasına devletini kuran, yönetim şeklini belirleyen ve Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbali için alın terini harç yapan aziz milletimizin iradesine yönelik her saldırı, onun kararını hiçe sayan her zihniyet, kendisini milletten üstün gören her kibirli vesayet odağı, Cumhuriyetimizin temellerine ve değerlerine yönelik açık bir tehdittir. Devletine ve milletine gönülden bağlı olan hiçkimse bunu kabul edemez ve böylesi bir anlayışın yanında yer alamaz." ifadesini kullandı.

Millete rağmen hareket eden bu kesimlerin sebep olduğu her şeyin acı, yıkım ve geri kalmışlık olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, Türk milletini yolundan çevirmeye, iradesine pranga vurmaya çalışanların sonunun hüsran ve hezimet olduğunu, bundan sonra da böyle olacağını kaydetti. 

Tarihin asla olup bitmiş olaylar silsilesi olarak değerlendiremeyeceğine işaret eden Ersoy, tarihin etkisi ve yankısının daima sürdüğünü anlatarak, "Tarihe 'geçmişte kaldı, önümüze bakalım' diyerek yaklaşırsak çok geçmeden ufkumuzun karardığı ve bakacak bir önümüzün olmadığı gerçeğiyle yüz yüze geliriz ya da başkalarının önümüze koyduklarıyla avunur, kimliğimizi, karekterimizi, milli varlığımızı, manevi köklerimizi kaybederiz." dedi.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin geçirdiği değişimin net bir ifadesi olduğunu dile getiren Ersoy, şöyle devam etti:

"Yassıada ise hafızamızdan asla silinmemesi gereken bir bilinç ve farkındalığın anahtar kelimesidir. Milli hafızamızın daima güçlü ve canlı tutulması zorunludur. Çünkü bu hafıza varlığımızın somut ve soyut gerçeklerini, değerlerimizi ve deneyimlerimizi barındırır. Hepimizin malumudur ki bunları unutanlardan olursak aynı zamanda unutulanlandan da biri oluruz. İşte bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Yassıada Demokrasi Müzesi inanıyorum ki bu noktada daima bir hatırlatıcı olacaktır." 

"Başta Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu olmak üzere vesayet odaklarının ve iş birlikçilerinin karşısında dik duran, bu yolda hayatlarını veren tüm kahramanları rahmet ve saygıyla anıyorum. Onların hayatlarına el uzatanlar karanlığın içinde yitip gitmişler, bu kahramanlar ise güçlü, tam bağımsız ve lider Türkiye'nin ufkunda birer abide olarak ölümsüzleşmiştir." diyen Ersoy, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın Bizans, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin izlerini barındırdığına işaret etti.

Bakan Ersoy, adadaki birçok eserin, ziyaretçilerini beklediğini belirterek, "Tarihi dokunun yanında 680 kişilik konferans salonu, 500 kişilik kapalı restoran, 80 kişilik kafe, 600 kişilik cami, 328 kişi yatak kapasiteli konaklama ünitesi, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na kazandırıldı. Yine adı ve içeriğiyle geçmişin acı deneyimlerinin bugünün ve geleceğin çağdaş ve demokratik değişimlerine bağlayan birçok eser ziyaretçileri ağırlamayı bekliyor." dedi.

TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz'un konuşması 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Ali Kopuz da Yassıada'nın herkes için hüznün, aynı zamanda şahadete giderken bile milletin ve vatanın selametini düşünen bir metanetin simgesi olduğunu söyledi. 

Kopuz, "Miletten aldığı emaneti taşırken ailelerinden, arkadaşlarından ve tutkuyla bağlı olduğu milletinden koparılan, memleketimize büyük hizmetler vermiş üç demokrasi şehidinin hatırası burada yatıyor. Bu vesilesiyle vatana hizmet yolunda mücadele ederken en ağır bedelleri ödemek zorunda bırakılan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı rahmetle ve saygıyla yad ediyorum. Cenab-ı Hak hepsinin mekanlarını cennet eylesin, ruhları şad olsun." şeklinde konuştu.

Kopuz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ve himayesinde gerçekleştirilen bu projenin üç demokrasi şehidinin hatırasının gelecek nesillerine aktarılmasında önemli rol oynayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Sağolun, siz bize güvendiniz, inandınız. Bize Yassıada'ya yeniden inşa projesini üstlenme görevi ve sorumluluğunu verdiniz." diyen Kopuz, "Biz de TOBB ve 137 oda ve borsa ortaklığıyla kurulan Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş vasıtasıyla bu önemli işi üstlendik. Burası on yıllardır kimsenin uğramadığı, adeta kaderine terk edilmiş olarak bırakılmış bir adaydı. Biz burayı yerli ve yabancı misafirlerin ağırlanacağı, ziyaret edenlerin Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesine tanıklık edecekleri dev bir esere dönüştürdük." dedi.

Projeyi başarıyla tamamlayan ekibi tebrik eden Kopuz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Bundan sonra Yassıada denilince akla hüzün değil, umut gelecek. Burayı ziyaret edenler ülke olarak hangi zorlukları aşıp bu noktaya geldiğimizi hatırlayacak, Yassıada artık demokrasi ve özgürlüklerle anılmış olacak. Milli iradenin ve demokrasinin simgesi haline gelmiş olacak. Daha büyük hedeflere ulaşmamız için de bir mihenk taşı olacak. Yaklaşık 103 bin metrekare olan Yassıada'nın üzerinde 123 odaya sahip otel ve bungalov yapılarının yanı sıra 600 kişilik kongre merkezi ve 4 bin 198 metrekarelik Demokrasi Müzesi inşa ettik. Ama hepsinden önemlisi 27 Mayıs darbesinden sonra kurulan düzmece mahkemede yargılanmalarının yapılmış olduğu spor salonunu bir müzeye dönüştürdük. Böylece insanlarımız o günleri gerçek mekanlarında gezerek hissedecek. Yine yıllarca bakımsızlıktan ve terkedilmişlikten dolayı harabeye dönüşen tarihi ve kültürel miraslarımıza da sahip çıktık, onları da restore etmiş olduk. Yalnızca tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmakla da kalmadık. 62 bin metrekareyi yapısal ve bitkisel peyzaj alanı yaparak doğaya ve çevreye duyduğumuz hassasiyeti de gösterdik. Bu kapsamda 388'i ağaç olmak üzere 20 binden fazla yeni bitki dikildi. Yaptığımız ağaçlandırma ve yeşillendirme çalışmalarıyla Yassıada daha yeşil ve estetik bir görünüme kavuşmuştur."

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2020, 00:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42

banner19

banner43