banner39

Milli Türk Talebe Birliği 50. dönem genel sekreteri Dr. Yusuf Akkaya beyefendi vefat etti

MTTB 50. dönem genel sekreteri beyin cerrahı Dr. Yusuf Akkaya Medine-i Münevvere’de vefat etti.

Milli Türk Talebe Birliği 50. dönem genel sekreteri Dr. Yusuf Akkaya beyefendi vefat etti

Dr. Yusuf Akkaya'nın vefat haberini mensubu olduğu Fatih Gençlik Vakfı twitter hesabından duyurdu. 

Kendisini tanıyan ve değişik vesilelerle irtibat kuran Ahmet Ziya İbrahimoğlu onun hakkında şöyle demektedir:

Bugün Sabah Medine-i Münevvere’de Emaneti Teslim Eden, Merhum Dr.Yusuf Akkaya Abiyi Böyle Tanıdım; Böyle Bildim...

1986 yılında Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye ziyarete gitmiş geri dönüyordum. Ben Toyota münübüsümle önde, Mekke Üniversitesinde Yüksek Lisans yapan Nihat Tosun kardeşimiz de taksisi ile arkamdan beni takip ediyor gibi ilerliyoruz. Nazım Karaman abi Medine’deki çikolata türü gıda maddelerini Medine’den Mekke’ye getirmemi rica ettiği için arabanın arkasında bir miktar yük var ve sıcaktan etkilenebilecek maddeler olmaları sebebi ile güneş etkisini artırmadan Mekke’ye varmak istediğim için hızım yüz km nin üzerinde...

Sabah saatleri ve Medine’den 100 km uzaklaşmış Teyme denilen bölgede iken ön sol lastiğim patlıyor. Araba sola çekiyor; ben sağa derken kontrolü kaybettim ve sola devrilen araç bir kaç yüz metre sürükleniyor. Ön cam kırılıyor; ilk oğlum Enes 4 yaşında, camdan fırlayıp yol kenarına savruluyor. Arabada eşim ve 6 çocuğum var. Eşim ve üç çocuğum yaralanıyor; ben ve diğer üç cocuğum yara almadan ayaktayız. Aracı orada bırakıp yaralıları en yakın sağlık ocağına kontrol ettirdikten sonra Medine’ye Alman Hastahanesi olarak bilinen hastahaneye ulaştırıp yatırdık...

Üç numaralı kızım elinden ve başından yaralı ameliyata alındı. Ben sağlam olan çocuklarımı Mekke’ye götürüp bırakmak ve geri dönmek zorundayım; yardıma ihtiyacım var. Hastahane’de sordum soruşturdum; Yusuf Akkaya isimli bir beyin cerrahı olduğunu öğrendim fakat görüşemedim. Acilen Mekke’ye gidip çocukları eve bırakarak komşulara emanet edip aynı gün Medine’ye döndüm. Bu arada Hastahanede bir Türk aile olduğunu duyan Yusuf Akkaya kendi branşı olmamasına rağmen uğrayıp durumlarını sormuş ve hastaları ziyaret ederek bilgi almış olduğunu öğrendim. 

Ondan önce ismini dahi duymadığım bu doktoru iyice merak etmiştim. Ev Telefonunu öğrenip aradım. Onun da benim gibi çok çocuğu olduğunu öğrenince görüşme  isteğimi bildirdim. Hastahanede buluşup tanıştık...

Ameliyat olan kızımın elini ve başını kontrol etti. Hastanın yanında bir şey demedi. Dışarı çıkınca kızımı kendi isteğimle hastahaneden çıkartıp al ve dışarda buluşalım dedi. Neden diye sormama fırsat vermeden dışarda konuşuruz dedi. Dediği gibi kızımı, sorumluluğu üzerime alıp gerekli işlemi yaptım ve alıp dışarı çıkarttım. Yusuf Akkaya yanıma geldi ve haydi eve gidip çocuğu bırakalım ve sen de işine bak dedi. Şaşkınlığımı yüzümden anlamış olsa gerek ki, Hocam kızınızda hassasiyet var; müdahale hatalı ve sıkıntılı, meslektaşıma bunu anlatmam zor ve yanlış anlama ihtimali yüksek. Onun için ben kızınızı evde kendi kontrolümde tedavi etmeye çalışacağım. Kızını eve bırakıp gidebilirsin dedi. Altı yaşında bir kız çocuğunu hiç tanımadığı bilmediği bir eve bırakmak kolay mı, çocuk feryat edip ağlamaya başladı. Çaresizliğimi yüzümden okuyan Yusuf Abi, Hocam sen arkana bakma, diğer çocuklarınla ilgilen, sakın merak etme, bizde benzer yaşta olan arkadaşları ile birazdan seni unuttururuz inş. demesini hiç unutamam...
Daha önce hiç tanışmadığınız bir hekim, 6 yaşında bir çocuğunuzu, tıbbı bir müdahale hatasını, meslektaşına hissettirmeden, kendi evine alıp günlerce tedavi etmesi görülmüş, duyulmuş, alışılmış bir şey değil...

Ondan sonra değişik vesilelerle irtibatımız devam etti. Mekke’ye gelip döner; otel işlettiğimizi bildiği halde, bana duyulmak istemezdi; yaptığı iyiliğin karşılığında bir beklentiye girmiş hissi uyandırmaktan çekinir; uzak durmayı tercih ederdi. Bundan dolayı defalarca sitem ettiğim halde, gönlümce ona hizmet etme fırsatı bulamadım...
Başkalarına yük olmayı sevmez fakat başkalarının yüküne katlanırdı. Aylık gelirinin bir kısmını hayra harcamaktan uzak durmaz; imkan ve fırsat buldukça vakit namazlarını Mescid-i Nebide kılmaya çalışırdı. Gönül insanı olduğunu çevresindeki herkes bilirdi. Genelde insan kıymeti bilmeyen Suudlular bile ona hürmet eder; severlerdi. Devlet sektöründe çalışan bir hekimin özel sektöre geçmesine sıcak bakılmaz; onay verilmez olmasına rağmen, Alman Hastahanesi olarak bilinen Hastahaneden çalıştığı özel hastahaneye geçmesine onay verilmiş; anlayış gösterilmişti. Ağızı besmeleli eli hassas ve şifalı bir hekimdi. Türk hekimlerinin itibar ve şerefini yüceltmiş hâzik bir hekimdi. 

Kıbrıs doğumlu Amerikan vatandaşı olan Dr.Nejat Tajen Bey ile beraber çalıştığı seksenli yılların ortalarında ona nasıl yardımcı olduğunu, kendisi için her hangi bir şey istemekten hoşlanmadığı halde onun için benden ilgi destek ve yardım istemesini unutamam. Yusuf Abinin, yeri boş kalacak insanlardan olduğunu görerek yaşayarak bilenlerdenim...
Rabbim, rahmet ve mağfireti ile muamele eylesin. Enbiya, Evliya ve Şüheda ile beraber haşreylesin. Kıyamette Onunla buluşmayı bahş eylesin...
Ruhun şad makamın âli olsun Yusuf Abi...

15/09/2020 Üsküdar/İstanbul 
Ahmet Ziya İbrahimoğlu

Güncelleme Tarihi: 15 Eylül 2020, 23:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42

banner19

banner43