banner10

İş Konuşuyoruz 30. Bölüm: Hepsiburada Kurumsal İletişim ve İlişkiler Grup Başkanı Koray Öztürkler

İş Konuşuyoruz'un 30. bölümünde Hepsiburada Kurumsal İletişim ve İlişkiler Grup Başkanı Koray Öztürkler ile bir araya geldik. Türkiye'de e-ticaretin her geçen gün daha da fazla kişiyi çektiğini belirten Öztürkler, 2018 yılında en çok bebek bezi alışverişi yapıldığını söyledi. En çok alışveriş yapılan günler ise cuma ve pazartesi.

İş Konuşuyoruz 30. Bölüm: Hepsiburada Kurumsal İletişim ve İlişkiler Grup Başkanı Koray Öztürkler

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Üniversitede pazarlama eğitimi aldıktan sonra master yaptım. Biraz teknolojiye olan merakımdan dolayı yönetim sistemleri konsantrayonu yaptım.Bunu yurt dışında yapmak kısmet oldu.

Son yıllarda Telekom ağırlıklı çalıştım. Türkiye'ye döndükten sonra yani 94 senesinde mobil tam olarak başlamak üzereydi. Yeni lisanslar alınmıştı. Ben bankacılık tarafında başladım ama aklım telekominikasyondaydı. Yapı Kredi'de 4 sene program değişim yönetimi yaptıktan sonra Turkcell'e geçtim.

Burada uzun yıllar kaldım. 15 yılı tamamladıktan sonra kendi şirketim ile biraz daha iletişim ağırlıklı ve yönetim danışmanlığı vermeye başladım. 2017'nin ocak ayında Hepsiburada'da Kurumsal İletişim ve İlişkilerden Sorumlu Grup Başkanı olarak başladım.

Hızlı büyüyen ve heyecanı da yüksek olan e-ticaret sektörüne adım atmış oldum. Çok hızlı büyüyen ve dünyada olduğu gibi Türkiye'de de dijital dönüşümün son derece önemli olduğu günümüzde, şirketleri kucaklayan ve dönüşümü destekleyen perakende ile el ele iş birliği içerisinde büyüyen bir sektör olduğu için de, açıkçası ilgimi çektiği için tekrar kendi işimi bırakıp biraz da kurumsal gömleği giyme alışkanlığından olsa gerek, kurumsal hayata geri döndüm.

E-ticaretin toplam ticaret içindeki payı nedir?

E-ticaretin şu an toplam ticaret içerisindeki payı yüzde 5 civarında. Buna 2018 sonu itibari ile yaklaşık 30 milyar TL diyebiliriz. Sektör yıllık aşağı yukarı yüzde 35 büyüyor. Biz Hepsiburada olarak hep sektörün üzerinde bir ortalama ile büyüyoruz. 2018 yılında yüzde 60 ortalama ile büyüdük. Bizim öngörümüz, 2023'e kadar hem iç ticarette hem dış ticarette 10 kat büyüme potansiyeline sahip bir sektör bu.

E-ticaretin aslında lokal olması gerekmiyor. Perakendenin ihracatını destekler nitelikte konumlamak lazım. 2018 yılında bunu yapmaya başladık. Toplamda piyasa oyuncularının ve bizim katkılarımızla 205 milyar TL'lik bir pazar hacmine ulaşması mümkün görünüyor. Biz de 2019'da yıllık büyümemizi benzer seviyelerde sürdüreceğiz. Türkiye'de kullanıcılar online perakendeye, alışverişe yönelmeye eğilimli. Genç nüfusumuz var. En çok alışveriş yapanlar 25-35 yaş arasında. 18-24 yaş nüfusun çok önemli bir kısmı.

Böyle olunca teknolojinin verdiği avantajla ve perakendenin dijital dönüşüme gösterdiği ilgi ile pazarın büyümesini bekliyoruz. Tabi bir de internet altyapısının gelişmesi, akıllı cihazların hemen hemen herkeste olması bunların hepsi etkenler arasında. Ama esas olarak bizim de online alışverişe olan güveni artırmamız ve daha çok kişiyi çekme çabalarımız neticesinde bu oranları yakalayacağız görünüyor.

E ihracatla alakalı olarak Ticaret Bakanlığı'ndan beklentileriniz var mı?

Ticaret Bakanlığımız bu konuda çok güzel programlar yapmışlar. Türkiye'den yurt dışına atılan adımları marka tanıtımlarını destekler nitelikte uzun süreden beri gelen bir program var. Yine ihracata yönelik üyelik bazlı destekleyen teşvik modelleri var. Bütün bunlara baktığımız zaman sektörün üzerine düşeni yapması ve devletin desteği bir bütün. E-ticarette en büyük maliyet kalemleri lojistik ve kargo maliyetleri. Ancak teknolojinin getirmiş olduğu bir avantaj var.

Yani dükkanınızı kuruyorsunuz ve herkes her yerden görebiliyor. Bizim ihracat ile ilgili girişimlerimiz çerçevesinde tabi yerelleştirme de yapıyor olacağız. Yani Orta Doğu'dan bakan müşterimiz Hepsiburada'nın Arapçasını ve kendi para biriminde ödeme seçenekleri ile bizi görecekler ve aslında Türkiye'deki perakendecilerden ürün satın alacaklar. Bunu belirli ülkelerde bu şekilde lokalize ederek dünyaya açılıyoruz. Bölgede zaten en hızlı büyüyen e-ticaret şirketiyiz. Dolayısı ile bu açıdan çok potansiyel var. Kamu ile iş birliklerimiz hep var.

Bunlar hem ticari boyutta hem de sosyal sorumluluk boyutunda projeler ile ilgili. Ne kadar çok ticaret yaparsak vergi katkısı da o ölçüde olacak. E-ticaret hem yerel firmaların, bölgelerin kalkınmasına, hem devletin gelirlerini artırmasına katkı verecek önemli sektörlerden bir tanesi oluyor.

2017'nin Mayıs ayında ‘Kadın girişimcilere teknoloji gücü' diye bir sosyal sorumluluk projesi başlattık. Bizim sahip olduğumuz bütün pazarlama ve teknoloji gücünü kadınlara pozitif ayrımcılık yaparak hem istihdama katılımlarının artışı hem de Türkiye'de daha çok kadın girişimci olsun diye Hanzade Hanım'ın da çok ciddi desteği ile bu projeyi başlattık. Burada komisyon oranlarından kargo oranlarına kadar platform içerisinde kadın girişimcilerin ürünlerinin ön plana çıkarılmasına kadar geniş bir yelpazede kadın girişimcilere destek programımız var.

Türkiye'nin her yerinden şu anda kadın girişimciler internette satılabilir bir ürünü olduğu durumda platformumuz üzerinden satış yapabiliyorlar. Bu şekilde sanal mağaza açarak Hepsiburada üzerinden internetten satış yapan 4 binin üzerinde kadın girişimcimiz var. Bu projeyi geliştirmeye devam ediyoruz.

E-ticaretin daha hesaplı olduğu ve Türkiye'nin son dönemde içinde bulunduğu ekonomik durum da göz önüne alındığında kullanıcı sayısında bir artış var mı?

Trafikte ve kullanıcı sayında artış var. Biz aylık anlamda 90 milyon trafiği aşmış durumdayız. 29 milyon da tekil kullanıcı var. Rakamlar seneden seneye ciddi artışlar gösteriyor. Farklı yaş gruplarından insanlar internete ilgi duyuyor. İnternetten alış veriş yapmak için geliyor ve satın alma yapıyor. Zaten sipariş adetlerimizdeki artıştan dolayı yüzde 60 seviyesinde hem alışveriş sipariş adetlerinde hem de gelir seviyesinde artış gösterebiliyoruz.

Platformumuzda 18 milyonu geçen bir ürün çeşitliliği ile karşı karşıyasınız. Teslimat seçenekleri, fiyat kurguları hepsi bir bütün. E ticaretin kendine göre enflasyon ile mücadelede doğal bir avantajı var. Biz enflasyonla mücadele kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bu öngörüsü doğrultusunda pazar yerimizde bulunan tüm perakendecilere, işletmelere, iş ortaklarımıza çağrıda bulunduk. Ve ilave yüzde 10 indirimler geldiğini gördük. Her kesimden farklı teklifler geldi. Neticede yılın sonuna kadar ürünlerini eritmek isteyen, yeni ürünlere odaklanmak isteyenler için de aynı zamanda bir fırsattı.

Platformun avantajıyla onları ön plana çıkartıp satışları gerçekleştirebildik. Bence başarılı bir kampanyaydı. Yine yerli ve milli ürünler konusunda Ticaret Bakanlığı'nın yerli üretim logosu vardı. Yerli üretim logosunu tüm yerli ürünlerde kullandık. Farklı sayfalar yaptık bunları ön plana çıkarttık. Yerli ürünlerde cep telefonundan, mobilya, ev yaşam ürünlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede %100'ün üzerinde artış alan ürün grupları yakaladık.

2018 yılında en çok ne alışverişi yapıldı?

2018 yılında insanlar en çok bebek bezi aldılar. 2017'de de bebek bezi almışlardı. Türkiye'nin en çok bebek bezi satan alışveriş merkezi diyebiliriz. 2018 yılında farklı kategoriler ön plana çıktı.

Biz Hepsiburada olarak elektronik ağırlıklı başlamışız. Cep telefonu, bilgisayar satışları gibi alanlarda veya teknik çözümlerde çok iyiyiz. Bunun dışında anne bebek, oyuncak, ev yaşam ürünleri, temel gıda, kitap gibi kategoriler en hızlı büyüyen kategoriler diyebiliriz. Bazı şehirler de ön plana çıkıyor. En çok alışveriş cuma ve pazartesi günleri olmuş. Saat aralığı olarak 12.00-14.00 aralığı… Öğlen mesai saatleri diyebiliriz.

Tabi diğer günlere yayılan bir internet alışverişi sürekli var. 18-24 yaş aralığı en genç grup. Bunlar daha çok cep telefonu ve bilgisayar alışverişleri ağırlıklı. Daha sonra 25-35 yaş grubu ki en çok alışverişi yapan, biraz daha hayatın içine ve geçim mücadelesi başlamış grup. Burada anne bebek, ev yaşam ürünleri ve sağlık güzellik ürünlerinin ön planda olduğunu görüyoruz. 35-45 yaş grubunda da temel tüketim, gıda gibi biraz daha yaşama eve aileye yönelik harcamaların yapıldığı yaş grupları ön plana çıkıyor.

Dünyanın en büyük e-ticaret platformu Amazon'un Türkiye'ye gelişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de e-ticaret çok rekabetçi, yıllardır uluslararası oyuncuların rekabet ettiği bir sektör. Amazon'un Türkiye'ye gelişi, Türkiye'ye ilgi ve aslında ekonomik anlamda da daha zorlu zamanlardan geçtiğimiz bu dönemde yatırım anlamında gelmesi bizce memnuniyet verici. İş modeli olarak Türkiye açısında baktığımız zaman Türkiye'de perakendeyi destekler nitelikte, yerel üreticiyi, tedarikçileri destekleyen istihdam yaratan, yerel ar-ge çalışma boyutunda teknoloji geliştirme anlamında ön plana çıkacak modeller önemli.

Bu modeller sektör olarak Türkiye'ye daha çok katkı sağlamamız gereken iş modelleri. Modellerin bu şekilde olması hem sektörü hem Türkiye'yi kalkındıracaktır. Bizi Amazon'un dünya genelindeki modelinden farklılaştıran daha yapıcı bir iş modeli ile demin söylediklerimi yapıyor olmamız. Biz perakende ile iş birliğine ve birlikte büyümeye inanıyoruz. Teknolojinin yıpratıcı bir güç olması gerektiğini düşünmüyoruz. Yıpratıcı değil yaratıcı ve sağlayıcı çözümlerle sektörü büyütecek şekilde teknolojiyi kullanmak istiyoruz.

Rekabet şartları Türkiye'yi büyütecek ve işletmelere destek olacak boyuta her türlü oyuncu ile rekabet edecek güçteyiz.

Bir tek tıkla ürün kapımıza kadar geliyor. Ancak arkada nasıl bir organizasyon var?

Bizim iki tane iş modelimiz var. Bunlardan bir tanesi; biz kendimiz perakendeciyiz. Yani gidiyoruz tedarikçilerle anlaşıyoruz, bazı ürünleri satın alıyoruz. Gebze'de 100 bin metrekarenin üzerinde büyüklükte bir depomuz var. Ürünleri depomuzda tutuyoruz ve depomuz üzerinden satışlarını gerçekleştiriyoruz. Yine tedarikçilerle çalışıyoruz, tedarikçilerden bu ürünleri satın alıyoruz.

Bir de platformumuza kayıtlı 17 bine yaklaşan bir işletme sayımız var. Türkiye'nin en büyük markaları ve KOBİ'ler. Bunlar Türkiye'ye yaygın bir şekilde bizim üzerimizden ürün ve hizmet sunuyorlar. Sipariş geldiği zaman aslında siz müşteri olarak ya Hapsiburada satıcılı bir ürünü seçiyorsunuz veya diğer işletmelerin sattığı benzer bir ürünü seçiyorsunuz. Biz bu siparişi ya depomuz üzerinden size gönderiyoruz ya da siparişi işletmeye düşürüyoruz. İşletme bu siparişi görüyor. Kayseri'deki işletme İstanbul'a bu ürünü söylenen zaman dilimi içerisinde yönlendiriyor. Sistem bu şekilde. Her iki model de büyüyor. Pazar yeri modeli yani içinde işletmelerin bulunduğu model 2016 yılında kuruluyor ve şu anda sağladığı skala ile bizim iş modelimizde yüzde 50'nin üzerinde bir paya sahip.

İşin lojistik kısmında da biz gerek işletmeler için gerek kendi modelimiz içerisinde bütün kargo işletmeleri ile uygun anlaşmalar yapıyoruz. Sizin önünüze çıkarttığımız ve ya belli bir miktarın üzerinde kargo bedeli almadığımız durumlarda biz ve işletmeler ya o kargo bedelini adınıza ödüyoruz ya da müşterimiz en uygun fiyatı bu yaptığımız anlaşmalar üzerinden ödüyoruz.

Ekosistem olarak baktığımız zaman günlük herhalde 50-60 binin üzerinde insan o gün yapılacak ticaretin sağlıklı uygun gitmesi için çalışıyor. Efsane Cuma gibi bazı özel günlerde beklenen trafik artışlarına göre ekosistem içindeki hem oyuncular hem biz bu gücü artırıyoruz ve daha sağlıklı gitmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Efsane Cuma'da mesai kavramı ortadan kalkıyor. O üç dört gün boyunca neredeyse 24 saate yakın zamanı hem yönetim ekibi hem çalışanlar burada geçiriyoruz. Çünkü anlık müdahaleler anlık kampanyalar devam ediyor.

Eski milli tenisçisiniz. Biraz bundan bahseder misiniz?

Tenis ilk yıllarda benim için bir amaçtı ama daha sonra amaç olmaktan çıktı araç haline döndü. Çünkü tenis ile yurt dışında bir deneyim kazanıp üniversitede burslu okuma ihtimalini dikkate alarak ortaokul ve lise yıllarında buna çok ciddi olarak odaklandım. İlk 14 yaşında milli oldum. 18 yaşına kadar gençler ve büyüklerde milli takımda oynadım. Bu Amerika'da bir üniversiteden burs almamda etkili oldu. Aksi takdirde olmayacak bir hayal olarak kalabilirdi. Bir avantajı da daha uzun yıllar üniversitede tenisi geliştirme fırsatı buldum aynı zamanda da üniversiteye tenis sayesinde gitmiş bulundum.

Çalışma hayatında nasıl birisiniz?

Benim okuldan sonra ilk yaptığım işlerden bir tanesi sistem tasarım geliştirme ile ilgili işlerdi. Her ne kadar şimdi odağımda daha çok pazarlama ve kurumsal iletişime yönelik işler varsa da ilk yaptığım iş oydu. Tamamen okulda öğrendiklerimin dışında yeni bir şey yaptım. Orada teknoloji tarafında çok önemli metodolojik bir altyapı olması gerekiyor. Bu metodolojiyi uygularken de çok analitik olmak gerekiyor. Adım adım bazı kurguları yapıp herhangi bir hataya imkan vermemek lazım. O kültür biraz benim yönetim tarzıma yansımış diyebilirim.

Yapılan işi bir proje olsun bir aksiyon olsun belli bir analitik süreçten geçirmeyi seviyorum ve baştan sona görmek istiyorum. Dolayısı ile yönetim tarzıma yansıyan kısım bu diyebilir. Bu negatif mi? Zannetmiyorum. Bence vakit kaybı değil. Planlama ve işin bütününü düşündüğümüzde daha hızlı yol alabiliyoruz. Karar verme süreçlerinde hızlı olduğumu düşünüyorum. Ekiple çalışmayı seviyorum. Saate bakmadan çalışıyoruz. Tüm grup başkanları orta ve üst düzey yönetim, uzman kadrolar internetin getirdiği bu ortamda hem hızlı hem de mesainin olması gerektiği kadar çalışıyoruz.

İş hayatında kendiniz koyduğunuz kurallarınız var mı?

Güven ilişkisinin ve dürüstlüğün önemli olduğunu düşünüyorum. Aslın da işin önemli olan kısmı hem aşağıyla hem yukarıyla beklentiyi iyi yönetme. Bunu doğru yapmanın gerekliliğine ben çok inanıyorum.

Kaynak: Sözcü

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner19

banner6

banner17