banner39

Hiperaktif Şehzade Nasıl Fatih Oldu?

Derin Tarih dergisi, Fatih Sultan Mehmed'i psikolojik boyutuyla ele alıyor. Fatih’in çocukluğu, eğitiminde anne ve babanın rolü, hocalarının katkısı, 12 yaşında tahta çıkmasının sebepleri, liderlik vasıfları, cesaret ve adalet anlayışı ve uygulayışı, yüksek ideallerini uygulamada gösterdiği kararlılık, sır verip ser vermeyen bir yapıda oluşu, istihbarata çok önem vermesi gibi hususlar işleniyor. Metin Uygun derginin bu dosyasında yer alan Nevzat Tarhan röportajına dair yazdı.

Hiperaktif Şehzade Nasıl Fatih Oldu?

Türk ve dünya tarihinin en önemli hadiselerinden birisi İstanbul’un fethidir. Bu hadisenin kahramanı Fatih Sultan Mehmed de sadece Türk tarihinin değil dünya tarihinin en önemli simalarından birisidir. Etkileri bugün dahi devam eden İstanbul’un fethi hadisesi ve kahramanı Fatih’in tarihi, siyasi olarak değerlendirilmesi yeterince yapılmış, fakat psikolojik değerlendirilmesi fazlaca yapılmamıştır. Derin Tarih dergisi, Mayıs 2018 tarihli 74. sayısında bu konuyu psikolojik boyutuyla ele alıyor. Fatih’in çocukluğu, eğitiminde anne ve babanın rolü, hocalarının katkısı, 12 yaşında tahta çıkmasının sebepleri, liderlik vasıfları, cesaret ve adalet anlayışı ve uygulayışı, yüksek ideallerini uygulamada gösterdiği kararlılık, sır verip ser vermeyen bir yapıda oluşu, istihbarata çok önem vermesi gibi hususlar işleniyor.

Derginin kapak dosyası olarak ele aldığı konu, ‘Hiperaktif Şehzade Nasıl Fatih Oldu?’ başlığı kapağa taşınarak veriliyor. Dosyada Doç. Dr. Yakup Albayrak’ın, “Baba Rekabeti Ve Büyük Fetih”; Prof. Dr. Sefa Saygılı’nın, “22’sinde Dünyayı Değiştiren O Ruh” ve Doç. Dr Ali Kuşat’ın, “II. Mehmed’in Bilinçaltı Fethe Nasıl Programlandı?” yazıları ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan’la Özlem Kocukeli Özbay ve Havva Akdağ tarafından yapılan, “Fatih İstanbul’u Önce Bilinç Altında Fethetti” başlıklı bir röportaj yer alıyor.

Fatih’in 12 yaşında tahta çıkması, sonra tahttan inmesi

Nevzat Tarhan röportajda, Fatih’in hiperaktifliğini kontrol altına almak için gür sesli, otoriter görünümlü Molla Gürani’nin özellikle hoca olarak seçildiğini belirtir. Gürani’nin ehlileştirici kişiliğinin Fatih’i etkilediğini söyler. Fatih’in çocukluğunda aldığı eğitimde özellikle anne sevgisi ve baba güveninin oynadığı role dikkat çeker. Fatih’e anne sevgisi yoğun olarak verilmiş, hatta 2-3 kişinin verebileceği bir sevgiyle büyütülmüştür. Osmanlı’da bütün şehzadelerde olduğu gibi Fatih’e de idealler aşılanmıştır. Yetişmesinde hocalarının etkisi büyüktür. Özellikle Molla Gürani’nin etkisi daha fazladır. Gürani, haram-helal hassasiyetini bilhassa işlemiş, vurgulamıştır. Baba Sultan II. Murad ilim adamlarına büyük önem vermiş, diğer İslam ülkelerinden önemli ilim adamlarını Bursa’ya davet etmiş, böylece Fatih’te ilme ve ilim adamına karşı bir sevgi aşılamıştır.

Fatih’in 12 yaşında tahta çıkması, sonra tahttan inmesi konusu bugün dahi üzerinde tartışılan bir konudur. Tarhan bu hususta, baba Sultan Murad’ın çocuk Fatih’in geleceğini parlak gördüğünden onun tecrübe kazanması, devlet işlerinin nasıl yürüdüğünü görmesi ve sorumluluk duygusunu geliştirmek için böyle bir fırsat vermiş olabileceği görüşünü dile getirir. Fatih’e verilmek istenen eğitimin de böyle bir amacının olabileceğinden söz eder. Tecrübeli bir sadrazamın yanında onu geleceğe hazırlamak, onun yanında pişmesi, riskli ve sorumsuz davranışları olan Fatih’in sorumluluk alması için baba tarafından böyle bir yola başvurulmuş olabileceğini açıklar.

Çağın değişmesi sadece İstanbul’un fethi ile olmadı

Tarhan’a göre çağın değişmesi sadece İstanbul’un fethi ile olmadı. O dönemde Avrupa’da kale ve surların içi derebeyler için güvenli bir alan oluşturmaktaydı. İstanbul’un fethi surların yıkılabilir olduğunu göstermiş, egemenlik algısını da değiştirmiştir. Surların yıkılabilir olduğunun anlaşılması, ‘surların arkasındaki egemen olur’ inancının değişmesiyle Ortaçağ’da burjuva sınıfı ve krallıklar ortaya çıkmıştır. Rönesans ve Reform dönemini başlatan, fetihle birlikte surların yıkılabilir olmasının anlaşılmasıdır.

Fatih’in İstanbul’u alma hususundaki kararlılık ve hırsını da değerlendiren Tarhan, yüksek idealleri gerçekleştirme konusunda Fatih ile İskender ve Napolyon’u karşılaştırır. Napolyon ve İskender’de “başarısız olmaktansa ölmek daha iyidir” anlayışının olduğunu, onlarda başarısızlık korkususun bulunduğunu belirtir. Fatih’te böyle bir ümitsizliğin bulunmadığına dikkat çeker. Çünkü yüksek idealler uğrunda ya başarılı olmak var, ya da şehit olmak anlayışı. Bu da güvensizlik duygusunu ortadan kaldırıyor. Fatih yüksek idealleri gerçekleştirirken diğer liderlerden farklı olarak bunu egosu için yapmaz. Fatih, dini bir motivasyonla bu ideallerini gerçekleştirmeye çalışır. Hocaları sürekli olarak Hz. Peygamber’in (sas) müjdesine mazhar olmayı işlemişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin resmi ideolojisi adalettir

Fatih’in karakterinde en çok öne çıkan hususları da değerlendiren Tarhan, burada onun ilk olarak cesaretle adaleti birleştirdiğinin altını çizer. Hz. Ali’nin (r.a.) ‘adalet devletin dinidir’ sözünden hareketle, Fatih’in ülkesinde bunu sağlayanlardan biri olduğunu söyler. Adaleti devletin dini yaptığını ve bunu en yüksek derecede uygulayanlardan biri olduğunu belirtir. Adaletli bir yöneticinin olmasının halka güven verdiğini belirten Tarhan, bunun da ekonomik, sosyal, sermaye hareketliliğini artırdığını, devleti hızlı bir şekilde geliştirdiğini, Fatih döneminde de böyle olduğunu anlatır. Adalet kavramını en temele yerleştirdiği için Fatih’in çok ihanete uğramadığını da zikreden hoca, ihanete uğrayan liderlerin adaleti gözetmeyenler olduğunu ifade eder. Osmanlı Devleti’nin resmi ideolojisi adalettir ve Fatih bunu ciddi bir şekilde yaşamış ve yaşatmıştır.

Liderlerde bulunması gereken üç özellik

Röportajda dile getirilen hususlardan birisi de, Fatih’in stratejik hedeflere yönelik ataklar yapmasıdır. Bu konu onun ‘ser veren sır vermeyen’ anlayış ve tutumu çerçevesinde ele alınır. Fatih bir hedef koyduktan sonra devamlı istihbarat toplar. Karşıdan gelebilecek her türlü tehlike ve atakları bilmek, temkinli olmak ister. Bu tutumu hakkında, onun paranoya derecesinde istihbarata önem verdiğini, bunun da liderlikte, özellikle askeri liderlikte önemli bir özellik olduğu belirten Tarhan, Fatih’in ‘acaba’ demediğini, karar vermiş olduğunu, üzerine yürüdüğünü, karşı fikir getirip de değiştirme tereddüdü taşımadığını ifade eder. Liderlerde üç özelliğin bulunması ve birleşmesinin üzerinde duran Tarhan, bunları şu şekilde açıklar: İdealizm, Fatih’te üst seviyededir. Aktivizm, kendini ve orduyu harekete geçirme şeklinde vardır. Realizm de gerçekçi olup hayalci olmamak şeklinde mevcuttur.

Fatih’in eğitimindeki başarıda iyi bir anne-baba uyumunun dile getirildiği konuda, onun hayal gücü, kardeş katline cevaz veren kanunnameleri çıkarması gibi daha birçok husus işleniyor röportajda. Fetih ve Fatih her yönüyle ele alınmayı hak eden bir hadise ve şahsiyet. Bu sebeple çalışma takdiri hak ediyor.

Metin Uygun

Kaynak: dünyabizim

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner19

banner43