banner10

Haldun Dormen: 'Tiyatro parlak bir devir yaşıyor, işlerini seviyorlarsa dört elle sarılsınlar'

Dünyaca ünlü tiyatrocu Haldun Dormen, mesleki kariyerini ve hayata dair tavsiyelerini  anlattı. Haldun Dormen, "Türkiye’de tiyatro şu anda çok parlak bir devir yaşıyor. İşlerini seviyorlarsa, dört elle sarılsınlar ve bırakmasınlar. Görüyorum bazen hemen cesaretlerini kaybediyorlar fakat tiyatro bir azim meselesidir. Azmetsinler ve sonuna kadar gitsinler. Bizim işimiz kolay değil, hele gençler için hiç kolay değil. Eğer başarılı olmak istiyorlarsa, parmaklarını işlerine geçirmeliler" diyor. Gençlere 7 tavsiyede bulunan Haldun Dormen, beğendiği 3 oyuncunun adını da söyledi.

Haldun Dormen: 'Tiyatro parlak bir devir yaşıyor, işlerini seviyorlarsa dört elle sarılsınlar'

Haldun Dormen, Kitabın Ortası (KO) Genel Yayın Yönetmeni Ezgi Aşık'a konuştu

Tiyatroya nasıl başladınız?

Ben tiyatroya başlamadım; tiyatrocu olarak doğdum, diyorum. Çünkü tiyatrodan başka hiçbir şey düşünmedim. Tiyatroyu hep görsel sanatların bir parçası olarak gördüm. Doğduğumdan beri bununla beraber yaşamayı sürdürdüm. Babam bana Almanya’dan bir kukla tiyatrosu getirmişti. O kukla tiyatrosu, benim tiyatroculuğumu başlattı. O dönem oyunlar yazıp, kuklaları oynatırdım. Arkadaşlarımı da çağırıp, onlara 5 kuruş 10 kuruşa bilet satıyordum.

Tiyatro sanatının duayenisiniz. Sanat geçmişinize baktığınızda sizin için yeri ayrı olan oyunlar hangileri?

Ben sahneye 360 tane performans koydum. Bunların belki 200’ü oyun, içlerinde şovlarda var. Benim için çok önemli olan “Şahane Züğürtler”i yeniden sahneye koyduk ve başarıyla oynanıyor. Bunlar beni çok mutlu ediyor. “Sokak Kızı İrma” ise Türkiye’de yeni bir devir açtı. Batılı müzikalleri ülkemize getirdi. Müzikalleri getirdi, demiyorum çünkü Cemal Reşit ve Muhsin Sabahattinlere ayıp oluyor. Onlar Türkiye’ye ilk müzikalleri 1930’lı yıllarda getirdiler. Ben ise Batılı müzikalleri getirdim. Mesela, Moliere’in “Kibarlık Budalası” oyununu 600. kez oynayacağız. Bu büyük bir şey, Fransa için bile büyük…

Haldun Dormen’e göre sanat nedir?

Sanat, benim işim. Bana göre sanat; bir şey öğretirken insanları mutlu etmektir… Tiyatro benim yaşamımdır; yaşam biçimimdir. Bu çok klasik ama böyledir. Her şeyim tiyatroya göre ayarlanıyor.

Gülerken Bir Şeyler Öğrenmek

Önceki sayılarımızda okurlarımız arasında kısa bir anket çalışması yapmıştık. Daha çok tiyatroya mı gidersiniz yoksa sinema mı sorumuza genel olarak sinema cevabını almıştık. Sizce neden böyle? Ve insanları tiyatroya nasıl çekebiliriz?

Ben bir tiyatrocuyum benim için tabii ki tiyatro öncelikli gelecektir. Fakat sinemayı da kenara koymuyorum, o da çok önemli. Bu durum ise sinemanın daha popüler olmasından kaynaklanmaktadır. Tiyatro aslında geride değildir. Tiyatroya gelen izleyiciler daha bilinçli şekilde geliyor. Gülerken bile bir şeyler öğreniyorlar. Sinema insanlara daha kolay şekilde hitap ediyor. Çünkü çok şaşalı ve debdebeli.

Değerli ve Özel İşler Yapılıyor

Günümüzdeki tiyatro oyunlarını nasıl buluyorsunuz?

Ben günümüzdeki tiyatroculuğu çok değerli buluyorum. Özellikle alternatif tiyatroları çok başarılı buluyorum. Çünkü yeni yazarlar ve öğretmenler yetişiyor. Aktörler zaten yetişiyordu. Pek çok okul var ki hepsi iyi aktörler yetiştiriyorlar. Parlak yönetmenler güzel işler yapmaya cesaret ediyorlar; oturmuş tiyatronun yapamayacağı şeyleri…

Bir üstat olarak aktörlere ne gibi tavsiyeler bulunabilirsiniz?

Betül’ün söylediği laf gibi; “Çalış, çalış, çalış…” Bence vazgeçmemeliler. Benim genç aktörler için yazdığım “Olmak veya Olmak” kitabım var; bu işe gireceksin ve olacak başka çaresi yoktur. Hayatta inişler ve çıkışlar hep var. Fakat sen hep çıkışlara doğru gideceksin; hiçbir zaman “Eyvah bittim, mahvoldum” demeyeceksin.

Her Sabah Aynı Saate Uyanırım

Haldun Dormen’in bir günü nasıl geçiyor?

Her sabah 08:30’da kalkar, gece 02:00’de yatarım. Sabah bulmacamı çözerim. Aşağı yukarı her akşam oyunla geçiyor. Haftada üç oyun oynuyorum. Şimdi dördüncü oyuna hazırlanıyoruz, onun provaları oluyor. Bir de beşinci kitabımı yazıyorum. “Ondan Bundan” diye, kitabın üçte biri bitti yılbaşından sonra üzerinde yoğunlaşacağım. “Yıldızla Haldun” diye bir oyun yazmıştım, daha doğrusu bana “Yıldızla Haldun” diye bir oyun yazmamı önermişlerdi. Çünkü Yıldız Kenter’le sadece İngiltere turnesinde aynı sahneye çıktık. Bunun dışında ikimizin beraber sahnesi yok. Bir yayınevi oyunu yayımlamak istedi, benim de hoşuma gitti. Kitap bu hafta basılacak.

Kitaplar ile aranız nasıl?

Çok seviyorum ama okuyacak vakit bulamıyorum. Eskiden daha çok okurdum, 15-25 yaş dönemimde çok kitap okurdum. Hatta babam kızardı, derslerine çalışmıyorsun, diye.

İşimi Sevdiğim için Yorulmuyorum

Bu kadar yoğun iş temposunda yurtiçi ve yurtdışı… Motivasyon kaynağınız nedir? Yaşam enerjinizi nereden alıyorsunuz?

İşimi sevmemden, insanları sevmemden, insanlarla beraber olmaktan zevk almamdan ve işimden çok büyük zevk almamdan dolayı hiç yorulmuyorum. İnsanları sevmek ve insanlarla beraber bir şey yapmak önemli… İnsanları sevdiğim ve onlarla beraber iş yaptığım için çok rahat ediyorum. Ben hiçbir zaman bir işi tek başına yapmaktan hoşlanmadım. Hep paylaşmaktan hoşlandım. “Dormen Tiyatrosu” 40 sene boyunca devam etti ve hiçbir zaman benim tiyatrom değildi; bizim tiyatromuzdu. Bu çok önemlidir.

Tiyatro sanatını icra etmek isteyen gençlere ne gibi önerileriniz olur?

Türkiye’de tiyatro şu anda çok parlak bir devir yaşıyor. İşlerini seviyorlarsa, dört elle sarılsınlar ve bırakmasınlar. Görüyorum bazen hemen cesaretlerini kaybediyorlar fakat tiyatro bir azim meselesidir. Azmetsinler ve sonuna kadar gitsinler. Bizim işimiz kolay değil, hele gençler için hiç kolay değil. Eğer başarılı olmak istiyorlarsa, parmaklarını işlerine geçirmeliler.

Haldun Dormen hayata dair gençlere 7 tavsiye verse, neler söyler?

Çalışmaktan vazgeçmeyin.

Yorulmaktan şikâyet etmeyin, yorulmamaya bakın.

Elinizden geldiği kadar hayatı paylaşmaya çalışın.

“Türkiye’de yaşanmaz, Türkiye’de hayat bitti başka yere gidin” aptallığından vazgeçin; çünkü böyle bir şey yok! Türkiye’de olan zorlukların hepsi başka ülkelerde de var.

Umut, umut, umut. Umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin.

Âşık olup mesleğinizi ikinci plana atmayın.

Üretmekten vazgeçmeyin.

Yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığınız yeni projelerinizi konuşalım. Yeni bir kitap geliyor bunu biliyoruz ama dergimize özel başka neler söyleyebilirsiniz?

Ben Amerika’da eğitim görürken de Türkiye’de tiyatro yapmak istiyordum. Bununla ilgili her şeyi başardım. Ama belki sinemada yapmak isterim. 1960’lı yıllarda denedim ve ödüller kazandım. Para kazanamadım için sinemacılığı bıraktım. Sinemada iyi bir rol bulursam ve vakit varsa oynarım. Ama artık reji yapmam. İki kere yönetmenlik yaptım ve ödül kazandım. Benim için bu kısım böylece kapandı.

Son zamanlarda toplumun sanat faaliyetlerine katılımı konusundaki gözlemlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Seyircileri oyun esnasında göremiyorum. Oyun bittikten sonra fotoğraf çektirmeye geliyorlar. Zaman zaman bu sayı 150 kişiye kadar çıkıyor. Hemen herkesle fotoğraf çektiriyorum. Bakıyorum ki hepsi genç, bu durum çok hoşuma gidiyor. Benim seyircilerim ki orta yaşlı veya yaşlı değil… Gençler de benim seyircim, bu çok güzel bir şey… Tersi olsa bir oyunu 600 kez oynayamazdım herhâlde.

Bir Soru-Bir Cevap Bölümü

Sahnedeyken motivasyon kaynağınız nedir?

Rolüme inanıyorum, karakterime inanıyorum, kendime inanıyorum.

En sevdiğiniz parça?

En sevdiğim parçalardan biri; Madama Butterfly, “Wichita Grand Opera”

En sevdiğiniz müzisyenler?

Frank Sinatra, Whitney Houston

En sevdiğim sanat dalları?

Resimlere bayılıyorum fakat bir çizgi bile çizemiyorum. Hiç kabiliyetim yok. Resim toplamayı çok seviyorum ve seyretmeyi de… Maskeler ise hasbelkader toplandı, böyle bir merakım yoktu. Betül Hanım ile evliyken iki tane almıştık, sonra hediye gelmeye başladı. Tesadüfi bir koleksiyon oldu. Aynı zamanda sinemayı da çok seviyorum.

Beğendiğiniz sanatçılar var mı?

Yıldız Kenter’i dünyanın en iyi oyuncuları arasında görüyorum. Gençlerde Tilbe Saran, Ayça Bingöl gibi isimleri beğeniyorum.

Başarılı bir oyuncu olmanın sizce sırrı nedir?

Oyuncunun yaptığı işe inanarak oynamasıdır. Ve tabii ki abartmadan… Ben abartıdan nefret ederim. Benim için abartı; ölümcül bir şeydir.

Her gün yapmaktan keyif aldığınız bir rutininiz?

Bulmaca çözerken klasik müzik dinlemeyi çok severim. Evimde klasik müzik hep var, ama akşama doğru poplaşıyor.

En sevdiğiniz şehir?

İstanbul ve New York. Fakat geçenlerde Antalya’da bir oyuna gittik. Antalya’ya çok gittim ama en son gidişimden sonra bu şehirde benim favorilerimden bir tanesi oldu.

En sevdiğiniz kitap?

Dostoyevski “Suç ve Ceza”

Hayat mottonuz nedir?

Hayatı insanlarla birlikte yaşa, yapmak istediklerini insanlarla beraber yap.

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2019, 12:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner19

banner6

banner17