banner8

Evlenmek isteyene faizsiz borç desteğinde detaylar belli oldu

Faizsiz borç vererek, gençlerin evlenmesine destek olmak amacıyla kurulan Karz-ı Hasen Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Koca, Akit’e yaptığı açıklamada, “Evlenecek olan gençlere borç veriyoruz. Düğün öncesinde ihtiyaçları doğrultusunda peşin bir ödeme yapıyoruz ve sonrasında kişinin ekonomik imkanları dahilinde bir ödeme planı ile bu parayı tekrar geri tahsil ediyoruz” dedi.

Gündem 21.12.2020, 14:07 21.12.2020, 14:17
Evlenmek isteyene faizsiz borç desteğinde detaylar belli oldu

Ülkemizde evliliklerin azalmasında ekonomik problemlerin önemli bir yeri olduğunu görüyoruz. Yuva kurmak isteyen gençlerin önündeki bu sorunu çözmek için yakın zamanda duyarlı insanların bir araya gelmesiyle Karz-ı Hasen Vakfı kuruldu. Kamuoyunda takdirle karşılanan Karz-ı Hasen Vakfı’nı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Koca ile konuştuk.

Karz-ı Hasen Vakfı hangi amaçla kuruldu?

Günümüzde çeşitli sebeplere bağlı olarak evlenmek çok zorlaştı. Temelde meseleye baktığımızda ekonomik yetersizlik öne çıkıyor. Son yıllarda gençlerin ailelerinden ayrılıp, kendi yuvalarını kurmak için oldukça yüksek ekonomik bir çıta oluştu. Kentlerdeki hayat koşulları bunu tetiklediği gibi kültürel dönüşüm de bundan önemli bir etken. Bizler bir grup arkadaşımızla bir araya gelerek, gençleri evliliğe teşvik etmek için ne yapabiliriz, diye bir soru üzerinde uzun uzun tartıştık. Konuyu farklı perspektiflerden ele aldık ve değerlendirmeler neticesinde Karz-ı Hasen Vakfını kurduk. Özünde Karz-ı Hasen karşılıksız yani herhangi bir ekonomik fayda beklemeksizin borç vermek demektir.

Amacımız; yuvaların kurulmasına katkı sunmak

Bu yola çıkarken sizi motive eden ne oldu?

Biz Karz-ı Hasen Vakfı’nı kurarken gençlerin evlenmesine destek olalım diye yola çıktık. Bu yolculuk gönlü geniş birkaç hayırseverin bir araya gelmesi ile başladı. Bizim yükümlülüğümüz yola çıkmak. Allah, yola çıktıktan sonra zorluklarla birlikte kolaylıkları da beraberinde veriyor. Allah’ın ahdidir malum: “Her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır.” Biz gençlere kolaylık sağlayan ellerin emanetini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak, tertemiz yuvaların kurulmasında bir katkı sunmak için çaba göstereceğiz. Şu ana kadar evliliklerine vesile olduğumuz gençlerimizden, ailelerinden bolca dua alıyoruz.

Her başvurana borç verebilecek misiniz?

Şartları uygun, belli bir düzeyde geliri olan herkese imkanlarımız dahilinde destek olmak azmindeyiz. Ancak şu an için kaynaklarımız sınırlı. Bireysel taleplerin yanında, çok sayıda çalışanı olan işverenlerin çalışanlarına sağladıkları evlilik yardımlarını derli toplu ve şeffaf bir şekilde onlar adına organize etmeyi hedefliyoruz. Vermiş olduğumuz borçları tekrar geri tahsil ettikçe yeniden borç olarak yeni çiftlere destek olarak vermeye devam edeceğiz.

“Hiçbir ticari hedefi olmayan bir yapıdır”

Başvurular nereye yapılıyor?

Evlilik desteği almak isteyen gençler www.gencyuva.org sayfası üzerinden vakfımıza başvurabilirler. Genç Yuva Sosyal Yardım Kooperatifi, Karz-ı Hasen Vakfı’nın kurmuş olduğu ve borç verme süreçlerini yürüten, hiçbir ticari hedefi olmayan bir yapıdır.

Karz-ı Hasen Vakfı benzeri oluşumlar İslam dünyasında yaygın mı?

Dünyada farklı alanlarda çeşitli uygulamalar var. Daha ziyade mikro kredi şeklinde, küçük girişimcilere verilen destekler söz konusu. Ama yaygın ve büyük ölçekli uygulamalar maalesef yok. İslam’ın sosyal adalet ve ihtiyaç sahibini gözetme prensibi çerçevesinde geçmişte güzel örneklikler oluşmuş. Süreç içinde, kapitalist hayat biçimi her şeyi bir fayda üzerinde kurguladığı için Karz-ı Hasen kavramı da kurumsallaşmamış. Bizlerin sıhhatli toplumlar inşa etmek için çok güzel kavramlarımız var. Zekat, infak, sadaka. Karz-ı Hasen’i diğer kavramlardan ayıran temel özelliği borç olması. Dönemsel olarak desteğe ihtiyaç duyanın ihtiyacını gidermeyi esas alıyor. Bugünün dünyasında maalesef insanların ihtiyacını karşılayan en önemli mekanizma Kur’an’ın çok kesin bir dille yasaklamış olduğu faizle borç vermek üzerine kurulmuş. Biz buna kendi küçük imkânlarımız dâhilinde bir itirazımız olduğunu ifade etmeye çalışıyoruz.

Vakfın kuruluşunda Müslüman olmanın verdiği ağır sorumluluk hissini görüyoruz. Günümüzde Müslümanlar sorumluluk alanlarında yeteri kadar aktif mi?

 Allah, yeryüzünde fitnenin kaldırılması ve adaletin tesis edilmesi görevini insanoğluna vermiştir. İşte bu yüzden biz Allah’ın koymuş olduğu kuralları hayatının içinde tanzim etmeye çalışanları Müslüman olarak adlandırıyoruz. O yüzden günümüzdeki problemleri Allah’ın razı olduğu şekilde çözmek bizim sorumluğumuzdur. Ve dahası çözümlerin kurumsallaşmasını sağlamalıyız.

Günümüz dünyasında gelir paylaşımının problem olduğu, kapitalist dünyanın hegemonyası altında açlığın ve fakirliğin zirve yaptığı, doğal kaynakların büyük karteller tarafından sömürüldüğü artık sır değil. Müslümanlar olarak meselelerin çözüme kavuşturulması için kafa yormamız gerekiyor. Bu alandaki çaba keyfe keder bir durum değil. Bir zorunluk. Herkes imkânı dâhilinde çözüm üretmesi için gayret sarf ermek zorunda. Bizler Karz-ı Hasen vakfı olarak da hem Müslüman hem de bu toprakların insanı olmamız hasebiyle başkalarının getirdikleri sorunları düşünmeden kendimiz aynaya bakıyoruz. “Biz ne yapabiliyoruz?” diye kendimize soruyoruz.

Çok önemli mesele. Sorunları sürekli tenkit etmektense biz ne yapabiliyoruz diye yaklaşırsak aslında sorunlar daha rahat çözülecek değil mi?

Problemlerimizden bir tanesi sürekli karşı taraf olarak tanımladığımız kesimlerin yapıp ettikleri üzerinden kendimizi temize çıkarma çabası. Onlara göre kendimizi aklamaya çalışıyoruz. Falanca kişi şunu yaptı, falanca böyle yaptı demek bizi paklamayacaktır. Ayrıca bu, gayri ahlaki bir durumdur. Hatta ahiret inancının zayıflığından ileri gelir. Ahiret inancı nedir? Bize bu zamana kadar öğrettikleri gibi sadece ahiret inanmak değildir. Kişinin o an bulunduğu saatte, dakikada, saniyede yaptıklarının ve yapmadıklarının kaydı alındığının bilincinde olmasıdır.

Evlenmeye teşvik için finans desteği sağlıyoruz

Kurmuş olduğunuz vakıfla önemli bir boşluğu doldurdunuz. Sizce Müslümanlar başka hangi boşlukları kapatmalı? Hangi sahalarda daha aktif olmalıdır?

Bu büyük bir iddia olur. Büyük bir gediği kapatmadık. Bunu şu an için yapmamız da kabil değil. Çünkü karşımızda devasa büyüklükte sorunlar var. Biraz önce bahsetmiş olduğum “Biz ne yapabiliriz?” sorusunu ilk etapta Mavera Vakfı çatısı altında sorduk. Akabinde Kaz-ı Hasen alanında yoğunlaşacak müstakil bir vakfın kurulması düşüncesi olgunlaştı. Mavera Vakfı, Karz-ı Hasen Vakfı’na hamilik yapıyor. Biz mütevazı ölçekte gençleri evlenmeye teşvik edecek finansal destek sağlıyoruz. Onlara borç veriyoruz. Düğün öncesinde ihtiyaçları doğrultusunda peşin bir ödeme yapıyoruz ve sonrasında kişinin ekonomik imkanları dahilinde bir ödeme planı ile bu parayı tekrar geri tahsil ediyoruz. Bunu yaparken de herhangi bir ekonomik fayda gözetmiyoruz. Vade farkı veya organizasyon bedeli gibi hiçbir ek ücret talep etmiyoruz.

Bizler borç verme meselesiyle gençlerimizin evlilik ile ilgili derdini çözülebileceğini düşündük. Bunu uygulamaya geçirdik. Bunu tamamen hayırsever bağışçıların desteği ile yapıyoruz. Hayırseverlerimizin desteğinin devamlılığı doğrultusunda bu uygulamamız müstakil olarak müesseseleşebilir. Bunu tesis edebilirsek, başka meselelerde çözme konusunda da örneklik teşkil edebilir. Meselelerin etrafından dolanmaktansa, konuyu enine boyuna ele alıp, imkânlar dâhilinde bir çözüm hayata geçirmek için bir birimizi teşvik etmemiz gerekiyor.

Efendim, evlilik yapmayan gençlerin artmasında maddi problemler önemli bir etken diyorsunuz. Tarafların ihtiyaç olandan daha fazla israf düzeyinde eşya aldığını görüyoruz. Nasıl böyle doyumsuz bir toplum olduk?

Maalesef, kapitalist, seküler bir düzenin ve dünyevileşmenin getirdiği bir sonuçtur. Bugün evliliği gereksiz gören önemli bir kesim var dünyada ve ülkemizde. Önemsiz görenler hayatlarına rahat devam etmektedirler. Önem verenlerin de maddi kaygıların ve beklentilerin büyük olmasının getirdiği geciktirmeler sorun teşkil etmektedir. Dünyevileşme yüzünden hep daha fazlasını isteyen bu düzenden haliyle toplumumuz etkilenmiştir. Bizler bunu doğru bir şekilde yönlendirmekte eksik kaldık. Buna mukabil evlilik kurumuna önem veren gençlerimizin dertlerine bir nebze olsun ışık tutmalıyız.

Asıl problem kötülüklerin alenen işlenmesi

Aile kurumunu yıpratmaya yönelik projeler ve sözleşmeler var. Bu uygulamalar hakkında neler söylemek istersiniz?

Esasında tartışılması gereken konu, sıhhatli bir toplumu nasıl inşa ederiz? Olmalıdır kanaatimce. Burdan baktığımızda aile toplumun temel taşı. Kişinin kişiliğinin, karakterinin, ahlaki değerlerinin oluştuğu bir koza aile. Siz bunu bozduğunuzda otomatik olarak, toplumu da bozmuş oluyorsunuz. Tersinden siz aileyi inşa ettiğinizde toplum da kendiliğinden olması gereken düzene kavuşmuş oluyor.

Toplumsal yozlaşma, bundan bin yıl önce de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Bizler ise tüm bu olumsuzluklara karşı mücadele içinde, direncimizi kırmadan bir duruş sergilemek zorundayız. Esas en büyük problem kötülüklerin ve yanlışların alenen işlenmesi, üstelik meşru olarak görülmesidir. Bir bireyin hayatın her alanında yaşadığı zorlukları hafifletmesi için aile emsalsiz bir kurumdur.

Son yıllarda sıkça konuşulan problemlerden birisi de güven. Güven yurdu kabul edilen dindar insanların güvenirliğinin zedelenmesinin sebebi nedir? Yeniden mütedeyyin insanlar bu güveni sağlamak için ne yapmalıdır?

 Bir kişi sosyal ve ticari hayatlarında kendisine bir yol haritası çiziyor. Bu yol haritasının dışına bir kez bile çıktığında haliyle o kişi ile ilgili kanaat tersine dönüyor. Farz edelim ki bir öğretmen yeni tanıştığı öğrencilere ilk dersinde nasıl ders işleyeceklerini, nasıl bir iletişim kuracaklarını anlatıyor olsun. Öğretmen önceden çizdiği bu yoldan çıkarsa, orada öğretmen olarak kalmaya devam edebilir mi? İlk halindeki gibi öğretmenlik yapabilir mi?

Dindar olduğunu iddia etmek başkadır, dindar yaşamak bambaşkadır. Aslında dindarlık kavramı da yanlıştır. Zaten Müslüman yaşadığı çağda Allah’ın rızasına uygun yaşayandır. Dindarlık sadece ritüelleri yerine getirmek değildir.

Gençlerimiz dindar olduğunu iddia ettiği kişilere bakıyor ki bu kişiler iş hayatında, aile içinde, arkadaşlarıyla vb. her yerde farklı maske taktığını görüyor. Gençlerde, böyle dindarlık kalsın diyor. Dindarlık kisvesine bürünen bu kişiler maalesef “Müslüman” karakterine zarar veriyor.

Çoğu çalışmalarınızın merkezinde gençler var. Gençlerden umutlu musunuz?

Çok umutluyum. Gençlerimiz şu an daha önyargısızlar. Yeter ki biz onlara davranışlarımızla örnek teşkil edelim. Öncülük yapan, dönüşümü gerçekleştiren genelde azınlıklardır. Sayısal üstünlük kurma, seküler dünyanın getirdiği bir dayatmadır. Öz ve etkili olmalıyız. Azınlık olmaya takılmamalıyız. Söylediklerimiz de eylemlerimizin uyumlu olması lazım. Bu zor mu? Gerçekten zor. Bunu söyleyen benim için bile. Ama teoriyi pratiğe dönüştüreceğiz. Dönüştüremezsek kaybederiz.

“İhtiyaçtan fazlasını tüketmek insanı doyumsuz yapıyor”

İktidardan önce Müslümanlar yokluğun mağduruydu. Şimdi de varlığın mağduru. İmkânların imtihanı da zor biliyorsunuz. Şimdi de en büyük imtihan olan varlık imtihanını yaşıyoruz. Neden Müslümanlar hep mağdur? Neyi yanlış yapıyoruz?

-  Talut ve Calut hikâyesinde Müslümanlar galip gelmişti. Seyir halindeyken Müslümanlara dediler ki: “Siz galip geldiniz bu nehirden ihtiyacınız kadar suyu tüketin.” İhtiyacımız kadar tüketmek yerine kana kana içmek insanı doyumsuz yapıyor. Bu zafiyet her insan için aynıdır. Ama bizler sadece kendimize bakmak zorundayız. Başkalarının nerede olduğu bizi ilgilendirmiyor. Biz kendi başımıza hesap vereceğiz.

“Helal kazanca dikkat etmeliyiz”

Toplumun temel sorunlarından bir tanesi kanaatsizlik. Yeniden nasıl kanaat toplumu olabiliriz?

- Bu bir iklim meselesidir. Ailedeki eşlerden birinin veya çocuğun kanaatkâr olması yetmiyor. Güzel bir iklimin oluşması için helal kazanca dikkat ediyor olmamız lazım. Helal kazanç konusunda bir hassasiyetimiz yoksa toplumsal çapta bir kanaatkâr toplum hayalinin gerçekleşmesi beklenemez. Bu yüzden böyle bir ortam inşa edilmelidir. Bu bilgileri sizler gibi gazetelerde, vakıflarda paylaşılması ve birçok sahada yayılması lazımdır. Bunları yaparken de modern dünyanın dinamiklerini göz ardı etmemeliyiz.

Kaynak: Yeni Akit/Fatma Gülşen Koçak

Yorumlar (0)
banner35
24
açık
Günün Anketi Tümü
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 36 83
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 35 60
6. West Ham 35 58
7. Tottenham 35 56
8. Everton 35 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 36 53
11. Aston Villa 35 49
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 36 39
16. Newcastle 36 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Real Madrid 36 78
3. Barcelona 36 76
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 36 55
7. Villarreal 36 55
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 36 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 36 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 36 30