banner42

Davranış değişikliği varsa dikkat

Alkol, sigara ya da madde bağımlılığında ergenlik döneminin önemli bir risk faktörü olduğunu belirten uzmanlar, ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ailelerin çocuklarının madde kullanımını 2 yıl sonra fark edebildiğini vurgulayan uzmanlar, öfke kontrolünde zorluk, uyku düzeninde bozulma ve içe kapanma davranışlarına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bağımlılığın gelişmesinde aile tutumlarının da önemine işaret eden uzmanlar, erken yaşta alkol kullanımı durumunda alkol bağımlılığının çok daha hızlı geliştiğini söylüyor.

Gündem 15.01.2021, 14:41
Davranış değişikliği varsa dikkat

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, ergenlik döneminde görülen alkol, sigara ve madde bağımlılığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ergenlik dönemi, riskli davranışlara çok açık bir dönemdir

Ergenlik döneminin tüm gençler için riskli bir dönem olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Onur Noyan, “Kişinin mantıklı karar vermesini, kendini frenlemesini sağlayan beynin ön kısmı 20'li yaşlardan sonra olgunlaşmaktadır. Ergenlik dönemine, kişi sürekli hareket ve arayış halindedir, bir şeyler yapar, tatmin olamaz, durduramaz kendisini. Çünkü mantıksal karar vermemizi sağlayan, “kaptan köşkü” olarak adlandırılan beynin ön tarafı tam gelişmemiştir. Beynin fren mekanizmaları tam çalışmamaktadır. Ergenlik, riskli davranışlara çok açık olunan, hormonal düzensizliklerin ön planda olduğu biyolojik bir dönemdir” dedi.

Bağımlılık nasıl başlıyor?

Bağımlılığın temelinde kişinin kendini kontrol edememesinin bulunduğunu belirten Doç. Dr. Onur Noyan, ergenlik döneminde bireyin maddeyi ya da alkolü hem merak ettiğini hem de bunlardan korktuğunu, korku ve merak arasında bir denge olduğunu belirtiyor. Bağımlılığın başlama sürecini de anlatan Doç. Dr. Onur Noyan, şöyle aktarıyor:

“Eğer korku duygusu meraktan daha fazla olursa ergen madde kullanmaz, uzak durur. Ama kişilik özellikleri ya da altta yatan genetik özellikleriyle birlikte merak, korku duygusundan daha fazlaysa bu birey alkol ve maddeyi denemek isteyecektir. Bir kere dener, ‘Bu neymiş bir kere baktım tadına, bir şey anlamadım’ der. Arkadaş ortamında denk gelirse bir daha kullanır, bu sefer beyninde değişiklikler olmaya başlar. Bir süre sonra beynin ödül merkezi ismini verdiğimiz alanı etkilenir. Beynin ödül merkezi haz almayı sağlayan dopamin hormonuna karşı hassastır. Kullanılan madde beyinde çok hızlı dopamin salgılanmasına ve buna bağlı değişikliklere sebep olacaktır. Bir süre sonra beyinde biyolojik değişiklikler olacak ve ödül merkezi olumsuz etkilenecektir. Madde kullanımının devam etmesi ile yemek yemek, sinemaya gitmek, hobilerle ilgilenmek gibi keyif verici aktivitelerden keyif almamaya başlayacaktır. Bir süre sonra beyin normal davranışları ödül gibi görmemeye başlar. Bu noktada bağımlılık sarmalı başlamıştır. Madde kullanan bir ergen, aslında biyolojik olarak olumsuz etkileri olan bir sürecin içerisindeyken kendisini çok farklı değerlendirmektedir. Bir süre sonra fizyolojik olarak beynin yapısı değişecek ve kendi kendini kontrol edemeyecek duruma gelecektir. Bağımlılığın temelinde var olan sorun aslında bireyin kendi kendini kontrol etme yeteneğinin farkında olmadan kaybolmasıdır.” 

Aileler çocuğun madde kullandığını iki sene sonra öğreniyor

Ailelerin çocuklarının alkol, sigara ya da madde kullandığını geç fark ettiğine dikkat çeken Doç. Dr. Onur Noyan, “Yapılan çalışmalara göre, aileler çocuklarının madde, alkol ya da sigara kullanmaya başladığını, yaklaşık 2 sene sonra öğreniyor. Ailelerden önce bizlere, öğretmenlere, okullara, halka ve topluma çok büyük iş düşüyor. Benim çocuğum yapmaz, ben çocuğuma güveniyorum, benim çocuğumun iradesi sağlamdır o içmez dememek gerekli. Herkes bağımlı olabilir. Bağımlılık dediğimizde, kişilik bozukluğu, ahlaki eksiklik veya irade zafiyeti söz konusu değildir. Burada bir hastalık durumu vardır ve hastalıktan korunmanın birincil yolu, bireyin hastalıkla yani bağımlılığa götüren madde ile temas etmesini önlemektir.” uyarısında bulundu.

Davranış değişikliklerine dikkat!

Ergenlerdeki davranış değişikliklerine dikkat çeken Doç. Dr. Onur Noyan dikkat edilmesi gereken işaretleri şöyle sıraladı: “Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe adım atılan dinamik bir geçiş dönemidir. Her birey bu süreci yaşar. Ailesi ile çatışmaya başlayan ergen kendisini kabul ettireceği bir çevre arayışındadır. Bu dönem riskli davranışlara açık olunan bir dönemdir. Ergenlik döneminde aileden uzaklaşma başlar, birey olmanın tadını almak ister. Odasının kapısını kapamaya başlar, gizli saklı görüşmeler yapar, birden bire ortadan kaybolmaya başlar. Eve gelip kimseye görünmeden odasına geçmek ister. Birey madde kullanmaya başladığı zaman duygusal ve davranış değişiklikleri ön planda olur. Mesela aniden öfkelenmeye, öfkesini kontrol edememeye başlar. İstediği bir şey olmadığında tartışmalar başlar. Sorumluluklarını, derslerini aksatmaya başlayabilir. Eski arkadaş çevresinin yerine yeni arkadaşlar edinir. Uyku düzeni değişir, gece uyumamaya, gündüz uyumaya başlar. Gizli gizli konuşmalar, içe kapanma, hızlı duygusal ve davranışsal değişiklikler dikkat çekici olur. Fiziksel olarak konuşması peltekleşmiş olabilir, gözleri kırmızı olabilir. Sakarlık, kazalar, refleks kontrolsüzlüğü gözlenebilir. Mutsuzluk, keyifsizlik, karamsarlık ve amaçsızlık gibi depresif belirtiler de sık gözlenmektedir. Buradaki sorunumuz ergenlik döneminin normal davranış değişiklikleri ile madde kullanımına bağlı değişiklikleri ayırt etme zorluğudur. Bu bağlamda çok dikkatli olmak, iyi gözlemlemek ve iyi ilişkiler kurmak gerekmektedir. ”

Aileler erken yaşta alkol kullanımına izin vermemeli

Bazı aile tutumlarına da değinen Doç. Dr. Onur Noyan, “ergenlik sürecinin sağlıklı bir şekilde geçirilmesi için toplumun bakışı, ailelerin tutum ve davranışları çok büyük önem taşımaktadır. Aile içi kuralların belirlenmesi ve net bir şekilde uygulanması en temel gerekliliktir. Anne ve babanın davranışları arasında tutarsızlıklar olmamalıdır. Kurallar duruma göre değişmemelidir.  Bazı aileler çocuklarının erken yaşta sigara ya da alkol kullanmasına göz yumabiliyorlar mesela. Başka aileler ile kıyaslayıp izin verme durumu ilerleyen dönemlerde daha riskli davranışların gelişmesine sebep olabilmektedir. Erken yaşta alkol ya da madde kullanımının bağımlılığın daha hızlı gelişmesine sebep olduğu bilinmektedir.  Ergenlik sürecinde beyin hem fiziksel hem de işlevsel olarak tam olarak gelişimini tamamlamıyor, bu dönemde alkol ya da madde kullanımı beyin gelişimine olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda gerçekleştirilen çalışmaların sonucunda alkol alma yaş sınırının 21’e çekilmesi tartışılmaktadır.” diye konuştu.  

Davranış eğitimi ilkokuldan itibaren verilmeli

Bağımlılık konusunda erken yaşta eğitime dikkat çeken Doç. Dr. Onur Noyan, “Gençlerimizin bağımlılığı ve maddelerin etkilerini zararlarını ortaya çıkabilecek riskleri doğru bir şekilde öğrenmeleri lazım. Özdenetim, özgüven, sorumluluk eğitimleri ilkokul döneminden itibaren eğitimin bir parçası olmalı ki, ilerleyen yıllarda kendini kontrol, frenleme ve “hayır deme” ile ilgili sorunlar ortaya çıkmasın. Eğer bu eğitimler değerler ile birlikte verilebilirse ilerleyen yaşlar için iyi temeller oluşmuş olacaktır. Örneğin Lise döneminde bağımlılık ile ilgili psikoeğitimler verdiğimizde eğer temel değerlerde eksiklikler var ise bağımlılık önlemenin başarıya ulaşması mümkün değildir. Bağımlılıkla ilgili doğru ve net bilgilerin aktarılması çok önemlidir. Çağımız internet çağı, her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşılmaktadır.  Bu sebeple,  bağımlılıktan korkutmak için verilecek yanlış ve eksik bilgiler, ergenlerin gözünde eğitimleri önemsizleştirecektir” dedi.

Aile içi iletişime dikkat

Aile içi iletişimin önemine de işaret eden Doç. Dr. Onur Noyan, “Aileyle ilk dönemlerden itibaren kurulan ilişki, arkadaşlarıyla ve diğer sosyal çevre ile kurulacak sağlıklı ilişkiler için çok önemlidir. Yapılan araştırmalara göre; akşam ailesi ile birlikte yemek yiyen gençlerin bağımlılığa daha az yakalandığı bulunmuş. Bu resim bize gözüktüğünden daha fazla bilgi veriyor aslında.  Karşılıklı iletişim ve etkileşimin olduğu bir ilişki her türlü riskli davranışa karşı koruyucu etki gösterecektir. Ama aileler birlikte geçirilen zamanı ergeni anlamaktan ziyade hesap sorma zamanı olarak kullanırlarsa iletişim zarar görmeye başlar, ergen giderek aileden uzaklaşmaya başlar. “Ne yaptın, sınavdan kaç aldın, neden kötü not aldın, neden çalışmıyorsun”  gibi eleştiriler olursa paylaşım isteği azalacaktır. Bu tür bir konuşma yapacaklarsa orada konuşmamak sonrasında konuşmak gerekiyor. Ailelerin ana odaklanması o andan birlikte keyif almanın hedeflenmesi işe yarayacaktır” diye konuştu.

Aileler panik yapmamalı

Madde kullanımından şüphelenen ailelerin öncelikle panik olmamaları gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Onur Noyan, “Aileler çocuklarının sigara kullandığından şüpheleniyorsa çocuklarını karşılarına alıp konuşmaları gerekmektedir. Sigara kullandığından endişe ettiklerini net bir şekilde aktarıp, bu endişelerinin doğru olup olmadığını sormaları ve bu konuda kendisine yardım etmek istediklerini de aktarmaları gerekiyor. Sen dilinden ziyade ben dili önem kazanmaktadır böyle durumlarda. “Senin için endişeleniyorum” mesajını doğru olarak verebilmek, yasaklayıcı bir tutumdan ziyade bilgilendirici bir görüşme yapmaları, net sınır çizilmesi ve uygulanması çok önemlidir. Önemli olan ergenin doğruyu yanlışı algılayıp uygun davranışta bulunabilmesi riskli davranışlara karşı koruyucu olacaktır. Sonuç olarak ebeveynler, çocuklarının kendilerini ayrı bir birey olarak görmelerine ve bağımsızlaşmalarına izin vermelilerdir. Bu durumda ebeveynlerin yapabileceği en iyi şey önce çocuklarını sonra da arkadaş çevresini tanımaya çalışmak, çocukları ile daha fazla vakit geçirerek sağlıklı bir güven ilişkisi kurmaktır. Ebeveynler ergenlik döneminde çocuklarının yanında olduklarını hissettirmeli, özgüvenlerini pekiştirecek davranışlarda bulunmalı, örnek olmalı, sevgi, saygı, ilgi ve destek göstermelidirler. Ebeveynler bu dönemde çocuklarını yargılamamalı ve küçümsememelidirler. Bu dönemde ergenler ve ebeveyn arasında kurulacak sağlıklı ilişkiler gelecekteki hayatında ergenin kendi ayaklarının üzerinde durmasına fayda sağlayacaktır.  ”  diye konuştu.

Kaynak: GASTE24

Kaynak: AA
Yorumlar (0)
banner35
10
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 30 63
2. Adana Demirspor 30 58
3. Samsunspor 30 58
4. İstanbulspor 30 54
5. Altay 29 53
6. Altınordu 30 52
7. Ankara Keçiörengücü 30 49
8. Tuzlaspor 30 44
9. Ümraniye 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Adanaspor 30 34
14. Balıkesirspor 30 32
15. Menemenspor 30 31
16. Akhisar Bld.Spor 30 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23