Dostları Ahmet Kekeç'i anlattı: Kendi yolunu aça aça ilerledi

İki kez kanseri yenen ve KOAH tedavisi gördüğü sırada koronavirüse yakalanan Görüş Yayınları yazarlarından Ahmet Kekeç tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Ahmet Kekeç'i sevdikleri ve dostları anlattı.

Dostları Ahmet Kekeç'i anlattı: Kendi yolunu aça aça ilerledi

1980 sonrası öykücülüğümüzün önemli isimlerinden yazar Ahmet Kekeç’in vefatı basın ve edebiyat dünyasında derin bir boşluk bıraktı.

1985 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı ‘Son İyi Şeyler’ ile hikayeciliğe üst düzey giriş yapan Kekeç, kendine has çizgisi olan, derinlikli, nitelikli bir edebiyat insanıydı. Uzun yıllar dergilerde ve gazetelerde yazan Kekeç ‘Yağmurdan Sonra’, ‘Kanamalı Haydut’, ‘Kalanlar’ ve ‘Ulufer’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kitaba imza attı.

CEMAL ŞAKAR: KENDİ YOLUNU AÇA AÇA İLERLEDİ

Sıcağı sıcağına bir şeyler yazmak zordur; gerçekten zordur. Allah rahmetiyle muamele etsin. Aylık Dergi’de aynı zamanlarda yazmaya başladık. İlk kitabı Son İyi Şeyler’in ilk baskısının tuhaf bir hikayesi oldu, kitap neredeyse matbaada kalmıştı. Ahmet kitabı elden ele dağıttı sayılır. Aslında bu son iyi şeyler değil, ilk iyi şeylerdi. Nerdeyse onbeş yıl sonra Yağmurdan Sonra geldi. Nitelik olarak zaten edebiyata bir çıtanın üstünde başlamıştı; nicelik olarak hep daha fazlasını yapacağını bekledim.

Ama hayat işte! İsteyerek ya da istemeyerek kendimizi bir yolun üzerinde buluyoruz. Zor günlerden geçtik. Şimdi geriye dönüp baktığımda Ahmet’in o yıllarda yolunu aça aça ilerlediğini görüyorum. Çok yara aldık. İnşallah aldığı yaralar şimdi ona şahitlik edecektir.

MUSTAFA KUTLU: DUYDUĞUM ACIYLA YAZDIĞIM YAZI ARASINDA DAĞLAR VAR

Sevdiğim insanların acısı tazeyken onlar hakkında yazmak elimden gelmiyor. İki örnek vereyim: Birisi Prof. Orhan Okay -ki yazı hayatıma borçlu olduğum kişilerden biridir-, öteki çok sevdiğim yayınevi, kitaplık arkadaşım rahmetli Cahit Çollak’tır. Bunlar hakkında hâlâ yazı yazamadım. Ama rahmetli Seyfettin Manisalıgil, rahmetli Nusret Özcan, rahmetli Nurettin Albayrak için 6 ay, 1-2 sene sonra bir gece yarısı kalkıp yazı yazdığım olmuştur.

NİÇİN YAZMIYORUM?

Çünkü vazife icabı yazdığım yazıyla duyduğum acı arasında dağlar kadar fark oluyor. Oysa yazdığım yazının, kaybettiğimiz kişi kadar okurda kalmasını, etkili olmasını, unutulmamasını istiyorum. Sevgili Ahmet için elbet bir gün yazarım, inşallah. O benim gözümde, güneş gözlükleri, alnına dökülen saçları, yanık çehresiyle hep yakışıklı bir delikanlı olarak kalacak. O benim için “Son İyi Şeyler”den biri olarak kalacak.

SELİM İLERİ: YAZAR NİTELİKLİ BİR EDEBİYATÇIYDI

Benim çok sevdiğim bir insandı Ahmet Kekeç. Çok eskilere dayanan bir dostluğumuz, müşterek tanıdıklarımız vardı. Müthiş bir edebiyat donanımı vardı. Edebiyatımızda hanyayı konyayı en iyi bilenlerdendi. Kendi çizgisi olan, derinlikli bir yazardı. Beni de çok onore eden yazılar kaleme aldı. İlk kitaplarından birinde dostluğumuzun hikayesini yazmıştır. Epey zaman evvel, TRT’de benimle ilgili bir programa hasta haliyle kalkmış gelmiş ve konuşmuştu. İncelikler insanıydı. Çok genç bir ölüm.

Tüm bu donanımın geriye kalan zamana çok yansıyacağını hep düşünürdüm.

Gazeteciliğe de emek verdi ama keşke şartlar elverseydi de hep edebiyat içinde kalsaydı ve biz de yararlansaydık.

MUSTAFA AKAR: MERT YAŞADI, MERT ÖLDÜ

Ahmet ağabeyi on dokuz yaşımdayken tanıdım. Sanırım Dergâh dergisinde yayımlanan bir şiirimle ilgili güzel şeyler söylemişti. İstanbul’a geldiğimde ise İbrahim Tenekeci ile ne zaman Türk Ocağı’na gitsek hep orada bulduğumuz Ahmet ağabeyin yanına oturur, sınırsız çay içer, sınırsız muhabbet ederdik. Ki neredeyse hemen hepsini Kırklar dergisinde yayınladığı Kalanlar (Sonraki yıllarda adını değiştirip Kanamalı Haydut yaptı) adlı günlüklerini yutar gibi okuduğum için geniş omuzlu bu adamı karşımda gördüğümde şaşırırdım. Yıllar geçtikçe daha sık görüştük, haberleştik. İyi bir roman okuru olduğumu bildiği için ne zaman yeni bir romancı keşfetse arardı. Ahmet ağabeyin çevresindekileri destekleyen, onore eden bir tavrı vardı. Tam bir ağabeydi.

Öte yandan, o polemik yazıları, günümüzün en iyi, en sert, en üslupçu yazılarıydı. Siyasi görüş olarak karşısında konumlananlar bile onun yazılarından çekinirlerdi. Mert yaşadı, mert öldü. Allah bize onunla ahirette de buluşmayı nasip etsin.

NECİP TOSUN: KENDİNİ GAZETECİ GİBİ GÖRMEZDİ

Ahmet Kekeç kırk yıllık dostumdu. Edebiyata birlikte başlamış, birbirimizin hayatına, edebiyat serüvenine tanıklık etmiştik. Ahmet Kekeç daha çok ‘gazeteci’ kimliği ile bilinmesine rağmen nitelikli edebiyatseverlerin yakından tanıdığı, takip ettiği yazarlardan biriydi. Öyküye, romana en üst basamaktan başladı, hep edebiyatın içinde kaldı ama kitap yayını konusunda ısrar etmeyen yazarlardandı. Son İyi Şeyler öykü kitabı 1985’te, Yağmurdan Sonra romanı 1999’da yayınlanmıştı.

Kekeç, edebiyatçı yönünün ihmal edilip sadece ‘gazeteci’ olarak anılmasından hep rahatsızdı. Bir kez bana şöyle yazmıştı: “Hâlâ ne yaparsam yapayım, ne yazarsam yazayım, birçok kişinin gözünde bir gazeteciyim. Oysa hiçbir zaman bir gazeteci gibi görmedim kendimi. Sadece bir gazetede yazıyorum. Tıpkı bir kurumda çalışan insanlar gibi. Bir bankacı da olabilirdim. O zaman bana bankacı demeyecek, ‘öykücü’ demeye devam edeceklerdi.”

Son dönemde ise yeniden, güçlü bir şekilde edebiyata sarılmıştı. Sanki gazeteciliğin kendinden çaldığı zamanı yeniden edebiyata yönelerek telafi etmek istiyordu. İki yeni roman yazıyordu. Biri Ulufer adıyla yayınlandı. Diğer romanı ise final aşamasındaydı. Yeni öykülerinin dosyasını hazırlıyordu. Sanki acelesi varmış gibi… Türk düşünce ve edebiyat dünyası çok kıymetli bir değerini kaybetti.

GÖRÜŞ YAYINLARI'NDA VE AKŞAM GAZETESİ'NDE HÜZÜN VAR

İki kez kanseri yendikten sonra koronavirüs nedeniyle hayata veda eden Ahmet Kekeç’in kitaplarını yayınladığı Görüş Yayınları'nda hüzün var. Aynı zamanda Akşam Gazetesi'nde yazılarını kaleme alan Kekeç’in gazetedeki odasına karanfillerle süslenmiş bir fotoğrafı ve kitapları yerleştirildi.

CENAZE NAMAZI EYÜP SULTAN’DA

Gazeteci ve edebiyatçı Ahmet Kekeç, bugün Eyüp Sultan Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Eyüp Sultan haziresinde toprağa verilecek. Kekeç’in oğlu Mehmet Hakan Kekeç, “Babamın cenaze namazında Kelime-i Tevhid’lerle uğurlanmasını istiyoruz. Böylesi yaşamı ve davası için daha isabetli ve babamın ruhu için daha ferahlatıcı olacaktır” açıklamasını yapmıştı. 

Kaynak: Akşam Gazetesi

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2020, 09:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8