banner10

Başkan Erdoğan'dan Adana Mutabakatı vurgusu

Başkan Erdoğan, Putin’le Moskova’da gerçekleştirdiği kritik zirvenin dönüşünde önemli açıklamalarda bulundu. Zirvede gündeme gelen Adana Mutabakatı’na değinen Erdoğan, Adana Mutabakatı’nın Türkiye'nin ağırlığını hissettireceğini söyledi. İşte detaylar...

Başkan Erdoğan'dan Adana Mutabakatı vurgusu

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le Moskova'da gerçekleştirdiği zirvenin ardından dönüş yolunda beraberindeki gazetecilerin sorularını cevapladı.

Başkan Erdoğan, Putin'in Suriye'de çözüm için önerdiği 1998 tarihli Adana Mutabakatı'nın, Türkiye'nin bölgede ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğunu söyledi.

ADANA MUTABAKATI

Erdoğan konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Bizim buradaki konumumuz hiçbirine benzemiyor ki... Suriye ile 911 kilometre sınırımız var. Sınırdaş ülke olmanın ötesinde, bizim Suriye ile ortak tarihimiz var. Kültür birlikteliğimiz var. Evlilikler yapmışız. Her bayramda bizden Suriye’ye, Suriye’den bize geçişler oluyor. En son baba Esed’in olduğu dönemde 1998’de imzalanmış bir Adana Mutabakatı var. PKK terör örgütünün mensuplarının bize teslim edilişini, terörle mücadeleyi ele alan bir mutabakat. Önemli bir adımdı. Şu anda belki bunun tekrar gündeme getirilmesi söz konusu olabilir. Nitekim Sayın Putin de bunu özellikle gündeme getirdi; “Adana Mutabakatı önemli bir konu. Türkiye bunu işlemeli” dedi. Bunun Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatindeyim. “Türkiye’yi buraya kim davet etti?” diyenlere karşı, o mutabakatı masaya getirmemiz lazım. Altında baba Esed’in yetkililerinin imzası var. Türkiye adına da o dönemdeki Dışişleri Müsteşar Yardımcımız Büyükelçi Uğur Ziyal’ın imza koyduğu bir mutabakat; ki Uğur Bey benim Başbakanlık dönemimde Müsteşarlık yaptı. O mutabakatın iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

ESED'LE ÜST DÜZEY TEMAS OLMAZ

(Adana mutabakatı) O mutabakatın geçersiz olduğunu söyleyebilen kimse yok. Tam aksine Sayın Putin, o mutabakatın orada bizim terörle mücadelemiz açısından önemli olabileceğine işaret ediyor. O mutabakat 2011’e kadar işledi. Bizim, 1 milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuş, milyonlarca insanın göçe zorlamış biriyle üst düzey temasımız olmaz. Suriye meselesine çözüm bulma süreci çerçevesinde, Rusya ve İran ile yoğun temas halindeyiz. Bu sayede Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmasını engellemeyi başardık. Biz orada nasıl bulunuyoruz? Biz sınırdaşız ve buradan bize sürekli terör tehdidi var. Bize roketler atılıyor. Bize atılan roketler, can kayıplarımız nedeni ile milli güvenliğimizi müdafaa sadedinden müdahalede bulunmak durumunda kaldık. Cerablus’a, El Bab’a, Afrin’e girdik. Bunun için illa bir yerden davet beklememize gerek yoktu. Zaman zaman “Siz davetli misiniz?” diye soruyorlar ya. Davetli olmamıza gerek yok. Bize fiili saldırılar var ve biz 100’ün üzerinde insanımızı kaybetmişiz. Bizi oraya Suriye halkı davet etti. Afrin, Cerablus, El Bab halkı hatta Rakka bile dahil buna. Aşiretler davet ediyor. Rakka’daki aşiretler bile “Türk Ordusu ne zaman gelecek?” diye bizi davet ediyor. Bunlar çok önemli." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan'ın diğer açıklamaları ise şu şekilde:

GÜVENLİ BÖLGE

"Biz, ABD ve Rusya’ya diyoruz ki “Lojistik desteği verirseniz biz, başta DEAŞ olmak üzere bu bölgeyi tüm terör örgütlerinden arındırıp sulh-u sükûna kavuştururuz.

TÜM AKTÖRLERLE TEMAS

Biz Suriye’nin terör unsurlarından arındırılması için tüm aktörlerle temas halindeyiz. PYD/YPG’nin Münbiç’i boşaltmasını Rusya ile de konuşuyoruz. Münbiç’i temizledikten sonra hedefimiz Münbiç’in yerli halkının oraya yerleşmesini sağlamak. Rakka’da ABD’de büyük yanlış yaptı. O yanlışının bedelini de ağır ödedi. Halbuki ABD bizim teklifimize evet demiş olsaydı Rakka çoktan alınmış olacaktı. Rakka’nın alınması ile birlikte buradaki göç ve insan kaybı ortadan kalkmış olacaktı.

VİZE SERBESTİSİ

Vize ile ilgili hazırlıkları yapmışlar. Şu anda Sayın Putin’in imzasını bekliyor. Hububat noktasında Rusya’dan alımımız var. Kanatlılar noktasında onların bize ördek, kaz satışı teklifi var. Kırmızı eti de ihtiyaç halinde belli bir miktarı oradan alma durumumuz olabilir. Tabi bunların hepsi aramızdaki ilişkileri güçlendiriyor. Aramızdaki ilişkilerin en önemli başlığı, Almanya’dan sonra Rusya’dan doğalgazı en fazla çeken ülke biziz. Türk Akımı’nın hayata geçmesi ile Türkiye 1 numara olacak. Yılsonunda kara geçişi de bitecek. Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan hattına doğalgaz buradan gidecek.

İTTİFAKLAR VE SEÇİM

Biz kampanyayı yapacak olan ekiplerle çalışmamızı sürdürüyoruz. İki firma ile çalışıyoruz. Hazırlıklarını dinledik. Sloganlar, şarkılar dahil tüm detayları çalıştık. Arkadaşlara bazı talimatlarımız da oldu. Ondan sonra nihai karara varacağız. 31 Ocak’ta manifestomuzu açıklayacağız. Manifesto 10 ana başlık etrafında şekillenecek. Türkiye’de tüm illere, ilçelere, belli merkezlere bunu dağıtacağız. 1 Şubat’ı da kampanya başlangıcı olarak ilan ettik. YSK’nın açıklaması ile 18 Şubat’tan sonra biz de ikinci aşamaya geçeceğiz. Kampanya burada yerelleşme sürecine giriyor. Çalışmalar iyi gidiyor. YSK takvimine göre 23 Şubat’ta mitinglerin başlaması var. Sonra hep beraber meydanlara çıkacağız. TV programları vs hepsi yürüyecek. Temennim odur ki inşallah 31 Mart akşamı ülkem güler, ülkem sevinir. İnşallah layık olanlar yerel yönetimlerde iş başına gelir.

(Kaç miting yapacaksınız?) Şu anda üzerinde çalışıyoruz. Akışı değişebilir, hiç belli olmaz."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner8

banner6

banner17