banner8

'M. Emin Saraç Hoca dünyaya açılan bir alimdi'

Milli Gazete yazarı Doç. Dr. Necmettin Çalışkan kaleme aldığı köşe yazısında M. Emin Saraç Hocaefendi'nin hayatının yanı sıra birlikte yaşadığı bir anekdotu aktardı.

Genel 26.02.2021, 16:33 26.02.2021, 16:59
'M. Emin Saraç Hoca dünyaya açılan bir alimdi'

İşte Doç. Dr. Necmettin Çalışkan'ın ilgili yazısı:

Son devir ulemasından Muhammed Emin Saraç Hoca Efendi ahirete irtihal eyledi. Allah rahmet eylesin.

Ülkemizin ilmî ve manevi dünyasında büyük bir yeri olan Hoca Efendi, özellikle hadis alanında şöhret bulmakla beraber, ulûm-u diniyyenin her alanına vakıf, yakın tarihimizin önemli kilometre taşlarından birisiydi.

Tokat’ta doğan Hoca Efendi, ilim tahsili yüksek bir aileden geliyordu ve kendisi de pek çok talebe yetiştirdi. Fatih cami ve çevresinde ders halkalarıyla meşhurdu.

Zor şartlarda 6 yaşında Kur'ân-ı Kerîm'i hatmederek hafızlığa başladı. Dinî ilimlerin öğretilmesinin yasak olduğu yıllarda önce İstanbul’da eğitim aldı. Daha sonra hocasının tavsiyesiyle 1950’li yıllarda Mısır’a giderek 9 yıl boyunca el-Ezher Üniversitesi bünyesinde lise ve İlahiyat Fakültesini bitirdi. İslam Hukuku alanında yüksek lisans yaparken, hakkındaki şikayetler üzerine eğitimini yarıda bırakarak ülkesine dönmek zorunda kaldı.

Osmanlı devrinin önemli alimlerinden dersler alarak, Osmanlı’yı hem ilmî hem de edebî açıdan Türkiye’ye bağlayan, köprü vazifesi gören en önemli alimlerdendir. İhlası, samimiyeti ve şahsiyeti, edep ve ahlakıyla sadece Türkiye'de değil, dünya çapında takdir edilen bir kimseydi.

Beşerî münasebetlerinde de gayet nazik bir insandı. Karşıdakiyle tanışırken “isminizi lütfeder misiniz?” gibi nezaket dolu ifadeler kullanır, kendisi ile konuşan kimseyi bir yakını ile konuşurmuşçasına rahat hissettirirdi. Uydurulmuş kelimelerden rahatsız olur, dilimizdeki aslî kelimelerin kullanılmasını ve özellikle Osmanlıca öğrenilmesini tavsiye ederdi.

Herkesçe müsellem müsemması, Hoca Efendi’dir. O, yaşayan ilim, nezaket ve zarafet timsali, sünnete fevkalade ehemmiyet veren ilim ve âlim aşığı bir zat olarak tanımlanabilir.

İmam Şafi ve İmam Mâlik'in tavsiyelerine nispet ederek doğum tarihinin gizli kalmasının bereket açısından uygun olduğunu belirterek saklamayı tercih ederdi.

Vefatı ise; 5 Recep 1442 Regaip gecesin müteakip (Miladi 2021) olarak kayıtlara geçti.

İLMİ HAYATI

Mısır’da bulunduğu süre içinde oradaki Arap Hoca efendilerin yanında Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve Zahid el-Kevseri gibi zatların öğrencisi oldu. Esasen onların halefi gibi bir hayat sürdü.

Muhammed Zahit el-Kevserî vefatından 20 gün evvel de Hoca Efendi'ye icazet verdi.   Hoca Efendi'ye göre bu icazet "el-Ezher diplomasından daha değerli" idi. Son yıllarda Arap dünyasından gelerek kendisinden icazet almak isteyen yüzlerce ilim adamının ilgisi onun bu sözünü doğrular niteliktedir.  

Kanaatimizce Türkiye ilim geleneği hakkında en iyi malumat kaynağı Hoca Efendi’dir. Hatıratı, Cumhuriyet tarihine ışık tutacak derecededir. Dini ilimlerde alim olduğu kadar mesela İstanbul'da hangi caminin ne halde olduğunu, hangi camilerde neler okutulduğunu, hangi mezarlıkta sahabe, âlim veya veli zatın olduğunu bilir ve yerlerini söylerdi. Temenni ederiz, yakın çevresi hatıratı alanındaki bu boşluğu doldurur.

İstanbul Fatih dersiamlarından biri olarak ömrünün yaklaşık 70 yılını Fatih Camii ve ilimle meşgul olarak geçirdi. Sonunda da hayalini kurduğu Fatih cami haziresine defnedildi.

İlim talebelerine yönelik çeşitli ders halkalarının yanı sıra her pazar sabah namazını müteakip yaptığı ve Fatih camiinin vakfiyesine uygun bir şekilde yüzyıllardır devam eden şifa-i şerif dersleri’ hem halk hem de ilim talebelerini buluşturan feyizli sohbet ortamlarından birisiydi. Bu derslerde misafir hoca varsa onlara özel ilgiyle hürmet eder, iltifatlarda bulunur ve misafir hocanın ders okutmasını sağlardı.

Yaşadığı 1940'lı yılların tek parti döneminde camilere baskın düzenlenen devirleri bizzat yaşayarak görmüştür. Ara ara o günlerin etkisini üzerinde hissederdi. Bazı olaylara bakışında bu travmanın etkisi göz ardı edilmemelidir.

TARİHİ ANEKTOD

Kendisiyle bizim ilgimiz ise, babamın dedesi Sivas, Kangal Müftüsü merhum Mehmet Emin Efendi (v. 1954) sayesinde olmuştur. Kendisi, küçük yaşlarda iken Emin Efendi'nin talebelerindendi. Büyük dedemizin öğrencisi olduğu cihetle bizim aileye özel ilgisi vardı. “Hocamın emanetisiniz” diyerek ilgi gösterirdi. Aileden ilimle uğraşan her birimize özel iltifat eder, Müftü Emin Efendi’yle olan anılarını anlatırdı.

Yeri gelmişken rahmet vesilesi olmasını umarak kendisiyle ilgili yaşadığım bir anekdotu paylaşmak isterim;

1995 yılında el-Ezher Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olarak İstanbul’a geldiğimde kendisini ziyaret ettim. Her ilim talebesiyle görüşmeye memnun olduğu gibi bizi de memnuniyetle karşıladı ve “Ne güzel, dedeniz Emin Efendi’nin ruhu mesut oluyordur.   İlmin iki düşmanı vardır; siyaset ve ticaret, sakın bunlara bulaşma! Sadece ilimle uğraş. O işleri başkaları yapsın” demişti.

Allah'ın takdiri ki, biz de hocamızın bu nasihatlerini aksi yönde almış gibi olduk. Kendimizi önce aile işlerinde ticaretin merkezinde, daha sonra da yoğun aktif siyasi faaliyetler içerisinde bulduk.

Ancak sonraki dönemlerde tekrar yüksek lisansa başladığımı duyunca çok sevindi. Tez konumu sordu, “İnsan-âlem ilişkileri” dediğimde, “Ne demekmiş ilişki!  Bırak şu çağdaş kelimeleri, akademik çalışma yapacağız diye dini oyuncağa çeviriyorlar” dedi.

Ben de “teshir ayeti” (Allah, her şeyi sizin emrinize kıldı. İbrahim suresi,32. ayetin) tefsiri deyince “Hah ne güzel bu” demişti.

BİR İLİM DERYASIYDI

Fatih Camii geleneğine uygun olarak, Şifa-i Şerif hadis derslerine çok önem verirdi. 30-40 yıl boyunca da devam etti. Son anına kadar da aksatmadı. Sağlığının bozulmasına rağmen cemaati hiç terk etmedi. Mütevazi kişiliğinden hiç taviz vermedi.

Öğrenciliği adeta bağımlılık yapardı. Talebeleri 20-30 yıl derslerine devam etmişlerdir.

 Ömrünün son dönemlerinde yolda yürümede güçlük çekmesine rağmen, Fatih Camii boyacı kapısının hemen yakınındaki evinden camiye kadar koluna birileri girerek yürür ya da arabayla mutlaka camiye, cemaate ve ilim meclisine devam ederdi.

Hoca Efendi’yi camiden çıkıp evine gidinceye kadar kolundan tutan kişilerden biri olmak ne büyük lütuf ne büyük bahtiyarlıktır. Bunu da tarihe not düşelim.

Ziyaretine gelen her yaş ve meslek grubundan insana ısrarla İslami ilimler tahsil etmesini tavsiye ederdi.

Kendi aile fertlerinden bile ilahiyat dışı alanlarda -çok ileri düzeyde eğitim görmüş olsalar bile- üzülerek ifadede bulunur ve “keşke İslami ilimler tahsil etselerdi” diye hayıflanmadan kendini alamazdı.

İlim adamlarında görülen İlmiye sınıfı ile Sufiye sınıfı ayrımının yani tarikat ilim meşrebindeki o keskin çizgiyi en hafife indirmiş ve şahsiyetinde her ikisini mecz etmiş birisiydi. Sofi meşrep insanlara hürmet eder ama kendisi ilim yolunda aslında her iki usulü de birleştiren bir hayatı tercih ederdi.

Öğrencilerine bir yandan gerçek anlamda medrese usulü ilim tahsil etmelerini telkin eder, bir yandan da “O, doktora, tez falan dedikleri şey neyse gidin onları da alın. Sözünüzün her yere tesirli olması için onların da yan cebinizde durması lazım” derdi. Pek çok öğrencisinin günümüz akademi dünyasındaki konumu onun bu tavsiyesinin etkisini göstermektedir.

Emin Saraç Hoca belli dönemlerde ilahiyat camiasında yaygın olan modernizm yaklaşımlarına da adeta ateş püskürür ve derdi ki “Akademisyen demek, “akdem-isyan” isyanın, isyankârın önde gideni ve “akîm-isyân” demektir. Soyu kesik isyankâr Maazallah bu hocalar okuyor okuyor da öğrendikleriyle sadece isyankârlıkları artıyor” derdi.

DÜNYAYA AÇILAN BİR ALİMDİ

Rahmetli Erbakan Hoca ile de gençlik çağlarında birlikte öğrencilik yapmışlardı. Aralarındaki münasebet uzun yıllar devam etmişti. Gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında defalarca görüşmüşler, İslam dünyası ile Türkiye’nin irtibatı için beraber gayret sarf etmişlerdir.

Kendisine milletvekilliği, bakanlık, müdürlük gibi siyasi ve resmî teklifler gelmişse de bunların hiçbirini kabul etmemiş, ayrıca siyasetle aktif ilgilenmemesine rağmen Fazilet’in kapatılma dönemindeki Milli Görüş Hareketi’nin bölünmemesi için en fazla gayret eden âlim olmuştur. Deyim yerindeyse kendini parçaladı, ne çare ki başaramadı.

Hayatı ilme adanmış bir şahsiyet olarak Hoca Efendi kolay kolay cemiyet işlerinde bulunmaz, o işleri “ehline” bırakırdı. Ancak İslam âleminden gelen heyetlerle görüşme bu tavrında istisna idi. Özellikle ESAM’ın her yıl geleneksel olarak düzenlediği “Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi’ne” aksatmadan katılırdı. İslam âleminin değişik ülkelerinden gelen insanlarla birebir görüşür, başka ülkelerdeki ilmi faaliyetlere ilişkin bilgi almaktan memnuniyet duyardı. Allah kendisinin yetişmesinde emeği olanlara ve kendisine rahmet eylesin.

Yorumlar (0)
banner35
14
açık
Günün Anketi Tümü
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Yerli veya yabancı aşılardan hangisini kullanmayı tercih ederdiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 34 72
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 34 66
4. Trabzonspor 35 60
5. Alanyaspor 35 55
6. Hatayspor 34 53
7. Gaziantep FK 34 51
8. Sivasspor 34 51
9. Karagümrük 34 50
10. Göztepe 35 47
11. Rizespor 34 42
12. Antalyaspor 35 42
13. Konyaspor 34 41
14. Ankaragücü 34 38
15. Malatyaspor 34 37
16. Kasımpaşa 35 37
17. Başakşehir 34 36
18. Kayserispor 34 35
19. Erzurumspor 35 34
20. Gençlerbirliği 34 32
21. Denizlispor 34 27
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 31 61
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 31 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 33 77
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. Chelsea 32 55
5. West Ham 32 55
6. Tottenham 33 53
7. Liverpool 32 53
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 32 46
11. Aston Villa 31 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 32 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 32 34
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 32 73
2. Real Madrid 32 70
3. Sevilla 32 67
4. Barcelona 30 65
5. Real Betis 32 49
6. Villarreal 32 49
7. Real Sociedad 31 47
8. Osasuna 32 40
9. Granada 30 39
10. Athletic Bilbao 31 38
11. Celta de Vigo 31 38
12. Levante 32 38
13. Cádiz 32 36
14. Valencia 32 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 32 30
17. Real Valladolid 31 28
18. Huesca 32 27
19. Elche 32 27
20. Eibar 31 23