banner38

İki medeniyet arasında kalmış bir aydın portresi

Modern Türkiye’nin sanat, bilim ve siyaset gibi pek çok alanında kalıcı izler bırakmış bir isim Ziya Gökalp. Hem alim hem de siyasetçi olmanın getirdiği paradoksu pek çok kez yaşamış ve bu ikircikli yapı, son nefesine kadar kendisiyle beraber olmuş. Bugün ise gerek biyografik gerekse entelektüel ve siyasi kimliğiyle hâlâ bir muamma olmayı sürdürüyor.

Genel 04.11.2022, 09:33
İki medeniyet arasında kalmış bir aydın portresi

Türkiye’de bir şey olan, her şey olmak zorunda kalır. Hele söz konusu olan ‘aydın’ olmaksa, yani düşünceyle pratik hayatlar arasında bağ kurmaksa, bu durum daha da kaçınılmaz olur. Son iki asırdır bir düşünürün; kamuoyu oluşturacak bir gazeteci, toplumun geleceğine karar verecek bir politikacı ve aynı zamanda medeniyetin temel ilkelerini halka öğretecek bir öğretmen olmasıysa sık sık rastladığımız bir durum olarak görünüyor. Modernleşme tarihimizde söz konusu paradoksal misyonun kendini en çok hissettirdiği isimlerin başında ise Ziya Gökalp geliyor.

Gökalp’in siyasal ve entelektüel kariyerine kuş bakışı bir göz atıldığında bile toplumdaki kırılmalar, yön değişiklikleri ve geleceğe dair alınan yeni kararların etkisi sıcağı sıcağına kendini gösterir. Örneğin bir dönem Osmanlıcı politikaları benimseyen Gökalp, hemen akabinde yerini milliyetçi bir Gökalp’e bırakmakta, bir süre için Doğu-Batı arasında sentez arayışında olan bir muhafazakârken, başka bir dönemde yerini muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için gerekenleri yapmaya inanmış bir devrimciye bırakmaktadır.

PARADOKSLARIN İÇİNE DOĞMUŞ BİR DÜŞÜNÜR

Diyarbakır’da, Osmanlı’nın taşradaki büyük merkezlerinden birinde dünyaya gelen Gökalp, sanki bu paradoksların içine doğmuş gibidir. Babasının Batıcı zihniyeti ve amcasının geleneksel anlam dünyası arasında kalacak, çocukluk çağından ilk olgunluk çağına kadar bu arada kalmışlığı çözmenin ve iki medeniyeti bütünleştirmenin arayışında olacaktır.

Bir yandan Gazali ve İbn Arabi, diğer yandan ise Nietzsche ve Schopenhauer, Gökalp’in zihninde adeta kendi varoluşsal krizinin taraflarını oluşturur. Bu kriz, kendisine on yedi yaşındaki intihar girişiminden kafasında kalan bir kurşunu hatıra bırakır. Her zorluktan sonra bir kolaylığın ortaya çıkması neticesinde Gökalp, yaşamına iki tarafın da kendine göre iyi yanlarını sentezleyecek bir orta yol bulmaya çalışarak devam eder.

TÜRK, MÜSLÜMAN VE BATILI OLMAK

Gençlik yıllarından itibaren imparatorluğun gidişatı hakkında fikirler üreten Gökalp, ilk olarak payitahtın dikkatini çeker. Diyarbakır’da yaptığı çalışmalarla İttihat ve Terakki’nin merkez komite azalığına kadar yükselerek yaptıkları ve düşündükleriyle erken yaşlardan itibaren ülke politikalarına müdahil olur. Öyle ki fikirleri, İttihat ve Terakki içinde üst düzey bir pozisyona gelecek ve tartışılmaz bir öğreti olarak telakki edilecektir. Gökalp’in topluma hem bir düzen sağlayacak hem de onu ilerletecek orta yol anlayışı, kendisinin sorunları çözümlemekte bir âlim, çözmekte ise bir politikacı profilini edinmesini sağlar. Zaten kendisini her devirde aranan bir figür haline getiren de bu alim ve siyasetçi vasıflarının iş birliğidir.

Gökalp’in bu ittifaka dayanan eserlerine bakıldığında, ilk görüşte politik bir atmosferin gölgesi altında yazıldığını görmek işten bile değil bizler için. Memleketin gidişatına karar vermesi gereken bir siyasetçi-aydın olarak devletin takip etmesi gereken politikalar konusunda siyasal ve toplumsal konjonktüre bağlı farklı açıklamalar geliştirir. Osmanlı’nın egemen olduğu bir zaman diliminde siyasal çatışmaları ve toplumsal problemleri Osmanlılık temelinde çözmek isteyen Gökalp, bu maksatla dönemin farklı cereyanlarını bir araya getirecektir.

‘Türk, Müslüman ve Batılı olmak’ şeklinde özetlenen ve sürekli bir mücadele içinde bulunan bu akımlar, kendisinin kaleminde birlik ve beraberlik için tamamlayıcı birer unsur haline gelir. Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekildiği bir konjonktürde ise, ‘yeni zamanların’ ruhuna uygun bir hayat ve yöntem geliştirmeye çalışır. Bu yöntemin meyvesi belki de somut siyasal ve toplumsal koşulların neticesi olarak cumhuriyet çerçevesinde bir kimlik inşa etmek, Gökalp’in son uğrağı olacaktır. Daha önceleri ‘Türk milletindenim, İslam ümmetindenim ve Batı medeniyetindenim’ şeklinde bir formülleştirmeye girişen düşünür, bu dönemde bütün unsurları Türklük kimliği altında eritmenin yollarını arar.

DEĞİŞİRKEN BİZ KALMAK VE BİZ KALARAK DEĞİŞMEK

Gökalp’in fikriyatındaki söz konusu rota değişikliklerini yalnızca politik birer strateji olarak değerlendirmek haksız bir tutum olur. Gökalp’in ilmi kimliği, söz konusu değişiklikleri daha büyük bir resimde birleştirmeye çalışmıştı. Gökalp, bu büyük resmi tamamlamak için bilimsel düşüncenin, özellikle de sosyolojinin imkân ve açıklamalarını kullanmış ve Türkiye’de sosyolojinin kurucusu unvanını elde etmişti. Sosyoloji ve sosyal bilimlerin kurumsallaşmasını sağlayan bu politikacı-aydın, kendi zamanına kadar süregelen modernleşme süreciyle bir hesaplaşmaya girişir. Batılılaşmanın neresinde olduğumuz, medeniyet dairesinde nasıl ‘kendimiz’ kalacağımız ve evrenselliğin içinde yerelliği nasıl muhafaza edip yaşatacağımız Gökalp’in gençlik döneminden beri süren temel kaygılarının sosyolojiyle buluşmasına vesile olacaktır.

Sosyolojinin kurucu babalarından Fransız Emile Durkheim’ın muhafazakâr-pozitivist anlayışını kendi anlayışına çevirmeye çalışan Gökalp, meşhur ‘hars-medeniyet’ ayrımını da bütün hayatına yön veren paradokslar temelinde cevaplama arayışında olacaktır. Erol Güngör’ün ifadesiyle ‘değişirken biz kalmak ve biz kalarak değişmek’ şeklinde özetlenebilecek bu uğraş, idealizm ile pozitivizmin özgün bir terkibini yıllarca ana sosyal bilim paradigması ve toplum modeli olarak cumhuriyet tarihine kazandıracaktır. Toplumsal değişim sürecindeki her problemde, her çatışmada ve her çözüm ya da açılım arayışında ise Gökalp’in gölgesi dolaylı veya doğrudan kendini gösterecektir.

Kırklı yaşlarında vefat eden bu aydın-siyasetçinin, toplumsal tarihimizin farklı dönemeçlerine nasıl cevap vereceği, fikriyatının daha önceki gibi değişip değişmeyeceği artık bilinmese de yıllarca Türkiye’de gerek sağ gerekse sol, kendi Gökalp tasavvurunu üretmekten geri kalmadı. 98. ölüm yıldönümü içinde bulunduğumuz bugünlerde Gökalp, gerek biyografik gerekse entelektüel ve siyasi kimliğiyle hâlâ bir muamma olmayı sürdürüyor. Modern toplumda din ve laiklik ilişkisini tanımlarken, farklı etnisiteleri birleştirecek bir kimlik peşinde koşarken ve siyasal olanın sivil toplumla mesafesini belirlerken, Gökalp’in öğretileri kendini açık ve örtük bir şekilde belli ediyor. Neticede toplum sahnesindeki farklı aktörler ve değişik yaklaşımlar, temelde Gökalp’inkiyle aynı olan kaygı ve paradokslarla baş etmek zorunda kalıyor. Bu açıdan bakıldığında olaylar ve isimler ne kadar değişirse değişsin Gökalp’in hayaleti hâlâ aramızda dolaşıyor.

Yorumlar (0)
banner35
Günün Anketi Tümü
Hafta sonu seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?
banner21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 25 60
2. Fenerbahçe 24 54
3. Beşiktaş 25 49
4. A.Demirspor 25 45
5. Trabzonspor 25 44
6. Başakşehir 24 41
7. Kayserispor 25 38
8. Konyaspor 25 34
9. Karagümrük 24 31
10. Antalyaspor 25 28
11. Alanyaspor 25 28
12. Sivasspor 25 27
13. Kasımpaşa 25 26
14. Gaziantep FK 25 25
15. Ankaragücü 24 25
16. İstanbulspor 24 24
17. Giresunspor 24 23
18. Hatayspor 24 23
19. Ümraniye 25 22
Takımlar O P
1. Samsunspor 27 57
2. Eyüpspor 26 53
3. Sakaryaspor 27 49
4. Pendikspor 26 47
5. Rizespor 25 46
6. Keçiörengücü 26 46
7. Bodrumspor 26 41
8. Boluspor 26 41
9. Bandırmaspor 26 40
10. Manisa FK 25 39
11. Göztepe 25 35
12. Tuzlaspor 26 28
13. Altay 26 25
14. Adanaspor 27 25
15. Erzurumspor 25 24
16. Altınordu 26 20
17. Gençlerbirliği 25 17
18. Denizlispor 27 17
19. Yeni Malatyaspor 27 16
Takımlar O P
1. Arsenal 28 69
2. M.City 27 61
3. M. United 26 50
4. Tottenham 28 49
5. Newcastle 26 47
6. Liverpool 26 42
7. Brighton 25 42
8. Brentford 27 42
9. Fulham 27 39
10. Chelsea 27 38
11. Aston Villa 27 38
12. Crystal Palace 28 27
13. Wolves 28 27
14. Leeds United 27 26
15. Everton 28 26
16. Nottingham Forest 27 26
17. Leicester City 27 25
18. West Ham United 26 24
19. Bournemouth 27 24
20. Southampton 28 23
Takımlar O P
1. Barcelona 26 68
2. Real Madrid 26 56
3. Atletico Madrid 26 51
4. Real Sociedad 26 48
5. Real Betis 26 45
6. Villarreal 26 41
7. Athletic Bilbao 26 36
8. Rayo Vallecano 26 36
9. Osasuna 26 34
10. Celta Vigo 26 34
11. Mallorca 26 32
12. Girona 26 31
13. Getafe 26 29
14. Sevilla 26 28
15. Cadiz 26 28
16. Real Valladolid 26 28
17. Espanyol 26 27
18. Valencia 26 26
19. Almeria 26 26
20. Elche 26 13
banner23