banner10

Fırat'ın Doğusundaki havalar

Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik yapmayı planladığı harekât günlerdir konuşuluyor. Bir ara resmî açıklamalara bakıldığında nerede ise harekât başlıyor sandık. Sonradan anlaşıldı ki iptal edildi ve bir süre daha beklemeye karar verildi. Belki de “İptal edildi” de “beklemeye karar verildi” de tam gerçeği yansıtmıyor. Çünkü biz perde arkasını göremiyoruz. Askeri hareketlilikle verilmek istenilen mesajları doğru okuyamadığımız gibi altındaki diplomatik mesajı veya bir nevi “Gambot diplomasisi” olarak değerlendirilebilecek askeri hareketliliği bazen yanlış okuyoruz.

Örneğin meşhur Kardak Krizi’nde F-16 filosunun Dalaman yedek meydana intikali medyada duyuldu mu hatırlamıyorum ama duyulmuş ise herkes için bir şeyler ifade eder ve Türk/Yunan kamuoyu tarafından doğru okunurdu. Yani okumak için zekaya veya askeri teknoloji ve stratejiden çok anlamaya gerek yoktu. Ancak Ege’den bir topçu birliğinin Muğla’ya intikal etmiş olması ne kadar dikkat çekti veya doğru okunabilirdi? Oysa hasım (askeri karar vericiler) bunu çok iyi okumuştur. Kardak direk olarak Türk topçusunun menziline girmişti.

Bugün de güneye yapılan askeri yığınak aslında çok farklı değil. Pek çok yere mesaj vermekte. Peki harekât? Harekât başta söylenen ve çok ciddi tehdit içeren söylemlere rağmen tamamen Fırat’ın doğusundaki havalara, hava durumuna bağlı. Ancak klimatolojik olarak değil. Hava sahasını kontrol etme manasında yani CAP görevleri (Combat Air Patrol) ve bu görevi yapacak şekilde hava sahası açılırsa bunun sonucu olarak da yakın hava desteği/CAS (Close Air Support) kabiliyetine bağlı.

ABD, HAVA SAHASINI BIRAKIR MI?

Malum, Trump bir süre önce Kuzey Suriye’den ABD askerlerinin çekeceğini açıkladı ve yine malumdur ki bu aralar yan çiziyor. Bunun sebebine sonra değineceğim. Şu anda Fırat’ın doğusunda kalan hava sahasının kontrolü ABD’nin elinde ve Trump dediği gibi ABD kara güçlerini çekse bile hava sahasının ne olacağı belirsiz. Hava sahasını bırakması Batı Irak’ta iki yeni ABD hava üssü yapıldığı haberleri medyaya düşmesine rağmen pek mümkün değil. Önce bırakırsa ne olur onu tartışalım.

RUS S300/400 BATARYALARI KAYDIRILIR MI?

Suriye rejimi, ABD havadan ve karadan çekilirse hava sahasını kendi kontrolüne alacağını hatta “uçuşa yasak bölge” ilan edeceğini duyurarak cılız bir blöf savurdu. Tabi kimse dikkate almadı. Ancak ABD’nin çekilmesi yani Irak’ta bulunan hava gücünün Kuzey/Kuzey Batı Suriye’deki yani Fırat’ın doğusundaki hava sahasına karışmaması/girmemesi durumunda buranın öncelikli ve ivedi şekilde Rus Hava Kuvvetleri’nin kontrolüne geçeceği hatta mobil olan ve 24 saatten kısa sürede buraya intikal kabiliyeti olan Rus S-300/400 bataryalarının da buraya kaydırılma ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Bu durumda PYD’yi korumak için hava sahasını da kontrol eden ABD yüzünden harekata başlayamayan Türkiye, yine PYD’yi gizlice koruyan, üstüne üstlük Suriye Rejiminin de hamisi Rusya yüzünden beklemek zorunda kalacaktır. Rusya veya çekilmemesi durumunda ABD ile savaşmayacağımıza veya savaşamayacağımıza göre Türkiye’nin yapması gereken hangisi kalacak ise onu diplomasi yolu ile yani ikili ilişkiler ve haklı gerekçelerimizi anlatarak ikna etmek olacaktır. Aslında son günlerde sürekli gelip giden heyetler ve görüşmeler sonucu basına yansıyan fotoğrafların arkasındaki de bundan başka bir şey değildir.

FIRAT’IN DOĞUSUNDAKİ HAVA SAHASININ TÜRK HV.K.’NE AÇILMASI ve CAP OLMADAN CAS OLMAZ

Türkiye’nin ta Rakka’ya kadar yani sınırdan çok içerilere/güneye hatta 100 km’den fazla derinliğe girmek veya nokta hedeflere operasyon yapmak istediği söyleniyor. Karşımızda sayı bakımından fazla ve ağır silahlı, ATGM/MANPADS gibi küçük ama pratik ve çok etkili silahlar bakımında da Güneydoğu dağlarında savaştığımız PKK’lılardan daha çok silah donanımlı unsurlar olacak.

HAVA DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ

Gerek Fırtına, Kasırga gibi uzun menzil ateş destek vasıtaları gerekse çeşit çeşit zırhlı muharebe araçları ile bölgede ilerlemek basit görünse de her köşe başında bir pusu, elinde ATGM (anti-tank güdümlü füzesi) ile bekleyen veya EYP döşenmiş yollar olacaktır. Dolayısı ile böylesine geniş bir coğrafyaya yayılmış ve tabi olarak bu kadar geniş bir mevcut ile girilen bir muharebede yakın hava desteği, havadan insanlı ve insansız keşif ve riskli hedeflerde akıllı mühimmat ile aniden ve düşmanın geldiğimizi görmeden (örneğin kilometrelerce uzaktan atılmış bir seyir füzesi veya lazer güdüm kiti ile teçhiz edilmiş akıllı bomba) vurulması çok önemli.

Yani kısaca özetlersek CAS olmadan kara harekâtı ve CAS desteği verecek İHA, SİHA, savaş helikopteri, genel maksat helikopteri ve CAS görevli savaş uçakları ancak ve ancak onları düşman uçak ve SAM (uçaksavar bataryaları)sistemlerine karşı koruyacak CAP ve SEAD (düşman hava savunmasının bastırılması) görevli uçakların uçması ile olabilir. Yani basit anlatımla F-16’larımızın Fırat’ın doğusundaki hava sahasında cirit atması ile olur. Bunu tekerleme gibi özetlersek “Ancak, F-16’larımız hava sahasında cirit atarsa, Atak helikopterlerimiz yer hedeflerine Cirit füzemizi atabilir, yani CAP olmadan CAS olmaz”.

Diğer türlü sınırlı/sınırsız harekât yapılması çok yüksek risk ve kabul edilmez kayıp miktarı doğuracağı için imkânsız. Bu tip bir harekât (hava desteksiz) ancak savaş durumunda son çare manevrası babında olabilir.

TRUMP TERK EDECEĞİZ DEDİ AMA CENTCOM TERK ETMEK İSTEMİYORMUŞ

Aslında meselenin bir kara bir hava ayağı var. Trump çekileceğiz dedikten sonra yan çizmesi ve PYD’yi korumaya devam edeceğiz demesinin altında U.S. Central Command (CENTCOM) yani ABD’nin Ortadoğu’daki tüm birliklerinin bağlı olduğu CENTCOM karargâhı var. PYD’nin kendi haline bırakılmasına zaten karşılar.

Yazılı ve görsel basınımızda da bu konu çok işlendi ama esas meselelerden birisi de medyamızda yer almayan CENTCOM’un hava sahasının terk edilmesine şiddetle karşı çıkması. ABD kaynaklı haberlere göre CENTCOM Fırat’ın doğusundaki hava sahasının Türkiye, Rusya veya Suriye lehine terk edilmesine temelden karşı. Bunun sebebi de bölgedeki Kürt unsurların yan komşuları Kuzey Irak Kürtleri ile sıkı fıkı olması ve daha da ötesinde ABD’nin terk edeceği bölgeyi Rusya veya Suriye doldurursa karadan Kürt desteği ile yayılacak olan SAM sistemlerinin bir süre sonra zaten Kuzey Irak şu anda bile Kürt unsurların elinde iken hava sahasının kontrolünün de Rusya’ya kaptırılması.

Bunun pratikte nasıl gerçekleşeceği konusunda başka nasıl alternatiflerden yola çıkıyorlar, bunu bilmiyorum ama CENTCOM hava sahası özelinde Fırat’ın doğusunu verirsek Kuzey Irak hava sahasını da kaybedeceğine kesin gözü ile bakıyormuş. Burada hava sahasının Türkiye’ye devri hususu mantıklı gibi gelmekte ancak en sonda anlatacağım gibi bu konuda bize de güvenemiyorlar.



KUZEY SURİYE/IRAK HAVA SAHALARININ ABD/RUSYA İÇİN STRATEJİK ÖNEMİ NEDİR?

Bu sorunun cevabı çok basit. Eğer CENTCOM Kuzey Suriye ve sonrasında Kuzey Irak hava sahasının kontrolünü kaybederse Rus çemberi tamamlanmış olacak.

Yani İran ile Rusya’nın sıkı ilişkileri hatta daha önce Rus bombardıman uçaklarının İran’a gitmesi veya Hazar denizinden fırlatılan Kalibr seyir füzelerinin İran hava sahasından geçip Suriye’deki hedefleri vurması düşünüldüğünde (hatta hatırlayın birkaç tanesi arıza yapıp İran köylerine düşmüştü) anlaşılıyor. Örneğin Rusya’da kalkan bir askeri uçak, mesela bir Tu-95/160 stratejik bombardıman uçağı Hazar- İran üzerinden Kuzey Irak hava sahası ve Kuzey Suriye’den Akdeniz’e dalacak ve NATO kıyılarında cirit atacak.

Kuzey Atlantik’te Rus uçaklarına önleme yapmaktan bıkmış NATO savaş uçaklarının (Pilot-Komuta) bir de Akdeniz’de bu işi yapmak zorunda kaldıklarını düşünün. (Takip ettiğim hesaplarda sık sık okuyorum. Ruslar Kuzey ülkelerinde o kadar taciz yapıyor ki İsveç, İngiliz vb. NATO pilotları sayelerinde uçuş saatini doldurmakta zorlanmıyorlar. Rus bombardıman uçakları kuzeyde hava sahasını adeta kevgire çevirdi dersek fazla abartmış olur muyuz bilemiyorum).

Diğer yandan yani Rus cephesinden ise bu bölgenin yani Kuzey Irak’ın hava sahasının ABD’de, Fırat’ın doğusunun ise ABD veya Türkiye’de kalması bu Rus çemberinin daima eksik kalması ve Suriye’ye kalıcı yerleşen Rusya’nın ABD’nin Arap Yarımadası ve dünyanın pek çok yerinde yaşadığı rahatlığı hiçbir zaman yaşayamaması manasına gelmektedir.

TÜRKİYE’NİN AÇMAZI

Sonuç olarak Türkiye, PYD’nin hamisi ABD’nin hava sahasını açıp açmaması veya açar ve çekilirse yerini anında dolduracak PYD’nin diğer (gizli) hamisi Rusya’nın hava sahasını açıp açmaması ile Rusya ile ABD’nin İran-Kuzey Irak-Kuzey Suriye hava koridorunun kontrolü üzerine yaptığı stratejik mücadelenin arasında kalmıştır ve bir çıkış yolu bulmaya çalışmaktadır.

Belki tarafsız kalacağını deklare edip sadece harekatın süresi ile sınırlı olarak hava sahsını sonrasında terk edeceğini söyleyerek ikna edebilir. Ancak burada da iki sorun ortaya çıkmaktadır.

Birincisi: Her iki ülke de sonrasında kendisine iade edeceği noktasında Türkiye’ye güvenmemektedirler ki bunda haklıdırlar. Sonuçta her ülke kendi menfaatini düşünür ve ülkelerin çıkarları, dostlukların önündedir. Biz karadan kan dökerek, havadan risk alarak sahip olduğumuz bir tampon bölgeyi (Suriye’de üniter ve çoğulcu bir devlet kurulana kadar) neden terk edelim? Arap dünyası ile tek sınırımız olan Suriye-Irak topraklarını Kürt kökenli örgütlerce kapatılması sadece askeri değil, ekonomik ve kültürel yani stratejik çıkarlarımızın köküne kibrit suyu dökmek demektir (Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı’nın en önemli stratejik gerekçesi belki de bu idi). Unutulmamalıdır ki El-Bab’dan daha güneye inilmesi belki Katar doğalgazının Avrupa’ya taşınması gibi stratejik planlar Rusya engeline takılmıştı. Hatırlayacağınız üzere Rusya’nın “Yanlışlıkla saldırdık!” açıklaması ile 3 subayımızı hava saldırısı ile şehit etmesi (Genelkurmay başkanlığı 1 saat geçemeden açıklama yaparak askerlerimizin doğru koordinatının Rus makamlara verilmiş olduğunu açıklamıştı) ve sonraki tacizleri bir nevi “Daha ileri gitmemelisin!” mesajı idi.

İkincisi ise: Rusya, NATO ülkesi olduğumuz için bize güvenmezken, ABD ise 15 Temmuz sonrası Rusya ile Türkiye arasındaki çok sıkı diyalog ve bahar havasının etkisi ve ABD’nin bize yönelik PYD kazığına karşılık vereceğimizden şüphelenerek bölgeyi daha sonra Rusya’ya devredeceğimizden korkuyor olabilir.

Hakkımızda hayırlısı bekleyip, göreceğiz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Yüzer
Ahmet Yüzer - 3 ay Önce

Hakan Kılıç,çok bilgilendik, teşekkür ederiz

Emre
Emre - 3 ay Önce

emeğinize sağlık

banner8

banner6

banner17