Delileri Şöhret Yapan Televizyonculuğa Son!

Sinirim tepeme çıkmış durumda... Adını anmak istemediğim bir ruh hastası, evdeki papağanına işkence ederken video çekip bunu da marifetmiş gibi sosyal medyada paylaşıyor ve toplumda infial yaratıyor. Anlaşılan o ki bu insan atığının elde ettiği ucuz şöhreti yitirmemek için yapmayacağı numara, zarar vermeyeceği canlı yok! Eğer kulağı çekilip salınıverilirse daha da büyük kötülükler yapacağına eminim. Tecrit ve tedaviye ihtiyacı olduğu ortada...

Biz sokaktaki kediyi-köpeği besleyen, kışın üşümesin diye kulübe yapan, yazın su kaplarını boş bırakmayan merhametli insanlarız. Peki, bu adam kim, nereden tanıyoruz?

Televizyon bir sirktir! Evet, yanlış duymadınız. Günümüzdeki paragöz yayıncılık anlayışıyla kotarılarak sabah-akşam izlemek zorunda bırakıldığımız programlar, diziler vs. aslında bir sirk gösterisidir. Sirk dediysem de aklınıza öyle havalı şeyler gelmesin, TV’de karşımıza çıkanlar bir Ucube (Freak Show) gösterisidir. Ucuz reyting peşinde koşan rekabetçi yayıncılar, ruhsal ve bedensel anomalisi olan insanlarla doldurdular beyaz camı.

NEYİ BEKLİYORUZ BİR İNTİHARI, BİR CİNAYETİ Mİ?

Bu ucube gösterilerine en çok bel bağlayan kanal da, Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu TV8... 

Artık takkeyi önümüze koyup reyting endişeli yayıncılığı sonlandırarak sorumlu yayıncılık yapma yollarını aramanın zamanı. Neyi bekliyoruz; bir intiharı ya da daha kötüsü, bir cinayeti mi?

Ve şu da bilinmeli ki en çok endişe etmesi gerekenler, bu programları yaparak-yayınlayarak delileri ünlü yapan ve zarar verme potansiyellerini katlayanlardır. Bu olaydan sonra öğreniyoruz ki, bu ruh hastası, uyuşturucu kullanmak, mala zarar vermek ve aile içi şiddet gibi en az 5-6 suçtan sabıkalı. Yargılandığı bir davadan ise 'denetimli serbestlik uygulaması' kapsamında tahliye edilmiş. Papağana işkence eden adam ¨Acun Baba de¨ diye bağırıyor, gözaltına alınıp ekip aracıyla karakola götürüldüğü sırada da ¨Acunn!¨ diye tehditkar bir ses tonuyla haykırmaya devam ediyordu.

SAATLİ BOMBA GİBİ ARAMIZDA DOLAŞIYOR

Bakın, bu adam kendisini Yemekteyiz’de belli etmesine rağmen reyting uğruna Masterchef’e de sokuldu. Kontrol edilemeyeceği anlaşılınca da kovuldu ve şimdi bir saatli bomba gibi aramızda dolaşıyor. Bile bile lades! Bu tuhaf insanlar, şöhretleri sonlandığında Frankenstein yaratığının yaşadığına benzer bir şok yaşayarak yaratıcılarına büyük öfke duyuyorlar. Papağana işkence vakası açık bir delildir.

Acun Ilıcalı, gecikmeden sosyal medyada olayı lanetledi. Güzel bir tavır ama yetmez, bu insanları başımıza musallat ettiği için özür dilemeli ve düzeyli bir yayıncılık anlayışını benimseyeceğini acilen ilan etmelidir. ¨Türkiye’nin Eğlence Kanalı¨ sloganıyla yayın yapan TV8, Türkiye’nin tımarhanesine dönüşmek üzere! Diğer özel kanallar da sütten çıkmış ak kaşık değil, hepsinin yayınlarında çeki düzen verilmesi gereken şeyler var. Sakın ola sektör tepkileri görmezden gelmesin. Artık ruh hastalarından reyting sağmanın sonu gelmeli. Doğrusu budur.

Bu sert yazı için özür dilerim ancak hislerim bu yazıda kurduğum cümlelerin de ötesinde... Televizyon programcılarına soruyorum; siz çocuklarınıza bu programları izletiyor musunuz? Kendiniz ne yiyorsanız, bize de ondan verin, çöpe atılmış artıkları değil.

Televizyon dünyasından gündemlerle birlikte olmaya devam edeceğiz, iyi seyirler.

murattolga@gmail.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
Burcu Bilgin
Burcu Bilgin - 8 ay Önce

Eline sağlık, aklımızdan geçen ne varsa yazmışsın. Bu çirkin sirke hiç televizyon izlemeyen insanlar bile maruz kalıyor. Çünkü şöhretleri inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Çirkeflikle elde edilmiş şöhretin yok olacağını anlayınca da çok iyi yaptığın benzetmeyle Frankenstein'ın yaratığına dönüşüyorlar. Survivor'ından yemek yarışmasına kadar bu böyle ve görmesem bile çok eminim ki dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadarı yok.

Müjde Dural
Müjde Dural - 8 ay Önce

Sert bir yazı değil hatta az bile yazmışsınız, elinize sağlık.
Bence bunu protesto etmek için kimse Yemekteyiz ve Masterchef'i izlemesin.
Masterchef'in tek bölümünü bile izlemedim. Sadece reklam/tanıtımlarını gördüm. Görünce de "İnsanların sinirlerini bozmak için yapılmış, rekabet için birbirinin gözünü oyan yarışmacılarla dolu bir program daha" dedim. Ve yukarıda Allah var gerçekten tek bölümünü dahi izlemedim.
Yemekteyiz'e ise arada sırada baktım, izledim. Ama baktım o da 10.000 lira yani para için yalancılık yapmaktan çekinmeyen insanların reklamını yapıyor, sinirlerimi bozuyor. Onu da bıraktım. Yani kadın eliyle börek açmış, onu yapmış, bunu yapmış, baklava açmış ama PARA için "Ay damak tadıma uymadı" bir bahane buluyorlar. Bunu yapanların çoğu da güya dindar, başı kapalı filan! İnsanlar demiyor mu nedir bu rezalet? Nedir bu kepazelik? Hani emeğe saygı? Hani dürüstlük? Hani samimiyet? Bunları görüp de sinirlerimiz bozulsun bu da program olsun. Ne olursa olsun dizi, yarışma, vs. izleyiciye HUZUR vermeli HUZUR. Buradan Yemekteyiz ve Masterchef gibi insanı HUZURSUZ etmeye yönelik yarışmaları yapanları kınıyorum. Son ruh hastası olayı tüy dikti. Bence tv izleyicileri protesto için bu programları seyretmeye son vermeli. Biz izledikçe daha doğrusu ben izlemiyorum ya, onlar izledikçe, yapmaya devam ederler.

banner8

banner19

banner6

banner17