Ajan Smith mi, yoksa Neo mu olacağız ?

Milli Eğitim Bakanlığı, 2023 Eğitim Vizyon Belgesini 23 Ekim 2018’da açıkladı. Dört ana başlık altında eğitimsel işleyişin nasıl dönüşeceği, öğretmenlerin nasıl destekleneceği ve güçlendirileceği, okul ortamının nasıl dönüştürüleceği ve verimli ve açık yönetişimin nasıl yapılandırılacağı ile ilgili toplam 42 hedef, kamuoyu ile paylaşılan vizyon belgesinin son bölümünde yer alıyor. 2018’den 2023’e kadar sene sene atılacak adımlar da belgede (kabaca) yer alıyor.

Eğitim, toplumda her haneyi ilgilendiren bir konu. Kişinin çocuğuna, kardeşine, torununa, yiğenine, kendisine bir şekilde dokunuyor. Hal böyle olunca Bakanlığın atacağı her adım toplumda merakla izleniyor. Hızla somut sonuçlar elde edilmesi bekleniyor. Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr. Ziya Selçuk’un eğitim camiasında saygı duyulan geçmiş başarıları nedeni ile bakanlıktan beklenti, geçmiş dönemlere kıyasla çok daha yüksek. Bakan liderliğinde atılacak adımlara inanç ve destek arzusu da fazla.

Geçtiğimiz Perşembe günü, 2023 Eğitim Vizyonu paylaşım toplantılarının İstanbul ayağı Beyoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleşti.  Saat 10’da başlaması gereken toplantı, hükümetin ikinci 100 günlük icraat planının anlatılacağı toplantı ile aynı güne gelmesi nedeniyle ve Sayın Bakan’ın da bu toplantıda bulunması istendiği için öne çekilerek saat 9’da başladı ve planlananın üçte biri kadar sürdü.   

İstanbul Valisi Sayın Ali Yerlikaya’nın konuşması ile açılan toplantı, Ziya Hoca’nın kısa, ufuk açıcı ve heyecan veren konuşması ile devam etti. Okullar arasındaki nitelik farkının azaltılması ve bu bağlamda dershanelere (ya da benzeri türevlerine) ihtiyaç kalmayacağı gibi alışılagelmiş konulara değinmenin ötesinde Sayın Selçuk’un 2040’ta tamamlanması beklenen tekillik çağına dönüşüm süreci ile ilgili söyledikleri son derece etkileyici idi. İnsan/makine/yapay zeka füzyonunun yaşanacağı bu döneme hazırlanabilmek için bugün bildiklerimizi neredeyse tamamen unutmamız gerekebilir. Ülke olarak o kadar büyük bir yol ayrımındayız ki, yapacağımız yanlış tercihler Türkiye’yi gelecekte efendi/köle (üreten/tüketen, bağımsız/bağımlı) nitelikli ülkeler yelpazesinde istemediğimiz bir yere konumlayabilir.

Tekillik çağına hazırlık için ülke çapında stratejik kararlar almak güç olacak, zira manevi değerleri koruyarak bu yeni çağa uyum sağlamak tüm insanlık için büyük bir sorun. Bireylerin yaratıcı özelliklerinin, yeteneklerinin, yetkinliklerinin, haklarının, evlilik müessesesi ve hatta din olgusunun yeniden tanımlanacağı ve yönetileceği, makineleşmeden ve makinelere mahkum olmadan  teknolojiden faydalanmayı becermemiz gereken bir dönüşümden bahsediyoruz.

Dönüşmek gerçekten gerekli mi, bu da ayrıca tartışılmalı. Sanıyorum başta Ziya Hoca olmak üzere eğitimin kaptan köşkünde olanların akılları/vicdanları/maneviyatları bu konuda bir ahenk yakalamaya çalışıyor. Sayın Vali’nin açılış konuşmasında bile bu ahenk arayışının izleri hissediliyordu.

Perşembe günü Ziya Hoca’nı söyledikleri bana iki Holywood filmini hatırlattı. Jonathan Mostow’un yönettiği ve Bruce Willis’in baş rolünü oynadığı 2009 yapımı Surrogates (Suretler) ve Wachowski Brothers’ın yönettiği ve 1999 yapımı Keanu Reeves’in başrolünü oynadığı Matrix. Bu iki filmi aksiyon boyutunu bir yana bırakıp felsefi bir gözlük ile yeniden izlemenizi öneririm.

Bakalım Türkiye geleceğin tekilleşmiş dünyasında hangi kimlikle yer alacak ? Matrix sisteminin mimarı mı ? Ajan Smith mi ? Yoksa Neo mu?

YORUM EKLE

banner8

banner19

banner6

banner17