A-591 TCG UFUK

Geçen hafta Sn.Cumhurbaşkanı’nın katıldığı bir törenle A-591 TCG Ufuk “İstihbarat Gemisi” denize indirildi. Bugün kısaca bu konuya değinmek istiyorum.

Bir süre önce duymaya başladığımız gemiyi eğitim ve test gemisi sanıyorduk. Daha doğrusu çok iyi sakladılar. Gerçi eğitim amacı da var. Fakat hepimiz, düşük radar görünürlüğüne sahip Ada sınıfı milli korvet MİLGEM ile aynı gövdeye sahip olduğu için, MİLGEM üzerine daha sonra yerleştirilecek radar veya silah sistemlerinin test gemisi ve sonraki MİLGEM gemilerinde görev yapacak personelin eğitileceği platform olarak üretiliyor sanıyorduk. Doğrusu iyi numara idi. Gemi denize indirilirken birde baktık ki karşımızda bir istihbarat gemisi var. Yani Türkiye’nin ilk yerli üretim istihbarat gemisi. Muhtemelen, küçük ve kısıtlı istihbarat imkânı olan TCG Çandarlı’dan sonra ve onun yerini alacak istihbarat gemimiz olacak.

Geminin teknik adı ile esas görevi “SIGINT”. Yani “Elektronik Sinyal İstihbaratı”. Zaten fotoğraflarda görüldüğü üzere ana direk antenlerle dolu. Gemi şu hali ile çıplak sayılır. Daha suda iken çeşitli sistemler ve belki de bir miktar öz savunma için makinalı top sitemleri takılacak. Tip olarak milli korvet MİLGEM yani Ada sınıfı korvetlere çok benziyor. Hemen hemen aynı gövde.

İSTİHBARAT GEMİSİ NE DEMEK? NE ZAMAN ÇIKTI?

Sadece istihbarat veya SIGINT amaçlı gemilerin çıkışı Soğuk Savaş yıllarına rastlamaktadır. Düşman iletişimini dinlemek, hareketlerini takip etmekten, nükleer denemeleri ve balistik füze denemelerini takip etmeye kadar birçok istihbarat yani bir nevi casusluk faaliyetlerini yerine getirdiler. Özellikle denizlerdeki en tehlikeli ve stratejik silah platformu olan denizaltıları takip etmek, çıkardığı sesleri dinleyerek (sonar aracılığı ile) denizaltını sadece yerini değil, akustik imzasını tespit ederek sınıflandırmak ve tehdit kütüphanesini oluşturmak en önemli görevleri idi. Çünkü bu o kadar önemli ki sesin binlerce kilometre yayıldığı deniz ortamında cihazların duyduğu bir denizaltı sesini veya aktif sonar ile gönderilen bir “pin”in yansıyıp geri dönmesi sonucu hangi sınıf denizaltı ve dolayısı ile hangi ülkeye ait olduğunu bilebilmek çok büyük bir stratejik kabiliyet idi. Tam tersine duyulan bir ekonun kime ve neye ait olduğunu bilmemek ise korkunç bir eksiklik idi.

Bunu şöyle anlatalım. Diyelim ki Soğuk Savaş’ın dehşetli denizaltı gemisi (Rus donanmasında bugün bir adet örneği kalan) Typhoon sınıfı Rus nükleer güçlü balistik füze denizaltısı ABD kıyılarına 100 km yakın bir mesafede pusuya yatmış bekliyor. 20 adet R-39/RSM-52 (NATO kod:SS-N-20 Sturgeon) balistik füzesi yani SLBM barındıran bu denizaltının her bir füzesinde en az 100kt gücünde 10’ar tane nükleer savaş başlığı vardı. 20x10 yani 200 adet nükleer savaş başlığı. Bunların 50 adedi sahte hedef olsa 150 adet başlık ABD’nin burnunun dibinde ve habersiz halde bekliyor. Bu füzelerin 8300 km menzili olduğunu düşünürsek ani bir saldırıda ABD’yi ne kadar çaresiz bırakacağı ve Rusya’dan bile 20 dakikada ulaştığına göre bu kadar yakın mesafeden 10 dakikanın altında hedeflerine varacağını söyleyebiliriz. Sadece bu denizaltının bile karşı tarafı ne kadar çaresiz bırakacağını düşünün. Aynı durum Rus tarafı için de geçerli tabi. İşte bu yüzden sanıldığı gibi Soğuk Savaş’ta denizaltılar karşı tarafın uçak gemilerini veya muhriplerini değil, seyir ömürleri boyunca denizaltıları kovalamak daha doğrusu yerlerini tespit etmek için mücadele ettiler. Çünkü nükleer savaşta ilk hedef sanıldığı gibi dev savaş gemileri, uçak gemileri vb. değil, nükleer güçlü balistik füze denizaltıları idi. Yeri tespit edilmiş arkasına saldırı denizaltısı takılmış bir balistik füze denizaltısı savaş anında yüzen bir tabut olduğu gibi, kimsenin yerini tespit edemediği bir balistik füze denizaltısı ile 2.Dünya Savaşı’nda Japonya’ya atom bombası atan Anola Gay uçağından 200 tane hatta kiloton etki gücü ile 2000 tane uçak olması ile aynı şey demektir. Dolayısı ile akustik imzanın tespit ve teşhisi, bunun tüm donanma gemilerinin sonar yazılımlarına girilmesinin ne kadar önemli olduğuna bu basit ve sıradan örnek yeterlidir.

Ani nükleer saldırı kabiliyeti olmasa da yani dizel elektrik denizaltılarda da durum çok farklı değildir. Sessiz ve derinden sinsice yaklaşan düşman denizaltısı en güçlü veya şahane geminiz tarafından tespit edilemeden torpido mesafesine girmiş ise artık geçmiş olsun demektir. Düşünün bir kere Ada sınıfı MİLGEM gemilerinden biri Ege’de bir kriz durumunda ve kendisine yaklaşan Yunan denizaltısını tespit edememiş veyahut etmiş ama akustik istihbarat zamanında yapılmadığı için bunu bir İtalyan denizaltısı mı Yunan mı olduğunu anlayamıyor.

İşte yıllarca NATO tatbikatlarına katılan NATO ülkelerine ait İstihbarat gemileri hem su üstü savaş gemileri hem de denizaltılar hakkında bu bilgileri arşivlerken biz yapamıyorduk. Ta ki Ufuk gelene kadar.

Zaten dedim ya SIGINT yani sinyal istihbaratı yapıyor sadece sonar verisi değil. Tüm sivil ve askeri harp gemilerinin radar frekansları, telsiz ve elektronik harp frekansları, radar kilidi attığındaki frekans değişiklikleri, füze ateşleme anlarında güdüm frekansları, kriptolu haberleşmeleri, tatbikatlardaki hareket tarzları ve konumları, taktikleri, silah kullanma taktikleri ve kabiliyetleri, her türlü mühimmat atış hızları… bu liste sayfalarca uzayabilir. Bu söylediklerimi NATO ülkeleri ile yapılan tatbikatlarda Yunanistan gibi ülkeler hakkında yapılacak SIGINT’tan, Karadeniz’i Rus gölüne çeviren ve yüksek perdeden ve ağızdan bunu sık sık dile getiren Rus donanması için ve Doğu Akdeniz’de Mısır, İsrail, Suriye donanmaları içinde düşünebilirsiniz.

Yani donanma gezdiren dost-düşman her ülke için bu faaliyeti yapmak zorundayız. Çünkü bugün dost görünen NATO ülkelerinden herhangi biri yarın düşman olabileceği gibi bugünlerde dostmuş gibi görünmeye çalışan Rusya gibi ülkeler de yarın eski günlere geri dönebilir. Uluslararası ilişkilerde her an her şey değişebilir. Bir uçak vurulur savaşın eşiğine gelinir, bir büyükelçi suikaste kurban gitti diye bir anda dostunuz oluverirler.

Soğuk Savaş zamanında sırf denizaltıların tipini tespit edebilmek için akustik ses araştırması yapmak üzere bazıları balıkçı teknesi gibi olan bazıları koca istihbarat gemisi şeklinde olan ve ABD-Rusya tarafından kullanılan gemi sayısının 60-80 adet olduğu notunu düşerek konunun önemini daha iyi anlatmış olacağımı sanıyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi mesele sadece nükleer başlık taşıyan denizaltılar değil, dizel denizaltılardan düşman haberleşme sistemlerine, gemilerinin radar frekanslarına kadar çok çok boyutludur. Soğuk Savaş’ta özellikle Sovyetler yüzlerce hatta bazılarına göre binlerce küçük balıkçı teknesinin ELINT-SIGINT teçhizatı ile donatmıştı.

Burada ilginç bir anekdot vereyim. Muavenet muhribimizin ABD uçak gemisi USS Saratoga tarafından yanlışlıkla veya kasten (orası biraz karışık) vurulmasından sonra özür hediyesi olarak verilen 8 adet Knox sınıfı fırkateyn Tepe sınıfı olarak donanmamıza katılmış ancak çok verim alınamamış ve 2012’de hepsi hizmet dışına çıkarılmıştı. Oysa USNAVY’de uçak gemilerini koruyan çok önemli bir denizaltı harbi amaçlı firkateyn olan Knox’lar kabiliyetli bir sonara ancak daha da önemlisi belki 50 yılda oluşmuş ABD donanmasının tehdit kütüphanesini belleğinde barındırıyordu ve tanımadığı gemi ve denizaltı kalmamış halde idi. İşte bu son derece stratejik yazılım olmadan verildi. Aslında burada ABD’ye kızmakta hakkımız yok. Çünkü bu milli bir servet gibi ve belki İngilizlerden başka kimseye vermemişlerdir. Onları da tahminen dedim, bilgim yok. Bunun yerine muhtemelen alt bir sürüm verildi. İşte bizde şu anki savaş gemilerimizle ve yeni gemi TCG Ufuk ile bu milli kütüphaneyi geliştiriyoruz ve TCG Ufuk bunu daha da geliştirecek. Hakkında çok fazla bilgi paylaşılmadı. Ancak umuyorum ki TCG Ufuk’da güçlü bir sonar ve bu istihbarat faaliyeti için ciddi bir teçhizat ve personel olsun. Çünkü bizim dışarıdan gördüğümüz geminin ana direğinin çok fazla alıcı anten ile dolatıldığı. Ne sonarı ne kabiliyeti hakkında bilgimiz yok.

Gemi 99,5 metre (özellikle NATO tatbikatlarından Korvet sınıfı içinde kalması için 100 m yapılmadığını düşünüyorum) ve 14,4 m genişlikte. 2400 ton deplasmana sahip ve 8600KW güç üretebiliyor. Azami sürati 18+ Knot (Gaz türbini barındırmadığından Ada sınıfından daha yavaş). İkmal yapmadan 45 gün denizde kalabiliyor ve 10 tonluk helikopter taşıyabiliyor (Yalnız Ada sınıfı korvetlerde olan hangar bu gemide yok).

Geminin elektronik harp gemisi olduğunu sananlar içinde olmadığını söylemek istiyorum. Tamamen eğitim ve daha ziyade istihbarat, SIGINT amaçlı. Gemi tüm elektromanyetik spektrumdaki dalga boylarını kendi kabiliyeti ölücüsünde dinleme, kaydetme, tasnif etme ve kıymetlendirme amaçlı. Bu gemiden elde edilen veriler ile ED/ET (Elektronik Destek/Elektronik Taarruz) sistemi KaraSoj Koral ve onun havadaki versiyonu olacak olan HavaSoj uçağının elektronik harp yaparken kullanacağı frekanslar tespit edilecek. Çünkü işin gemi ve deniz boyutu ile hangi gemi radarının veya gemideki füze atış-kontrol-güdüleme radarlarının hangi frekans ile karıştırılacağı tespit edilmiş olacak.

Gemi harp gemisi gibi ağır silahlı olmayacağı için tahminen refakat gemisi ile seyir yapacaktır. Bakalım ne zaman denize açılacak ve neler toplayacak?

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword

YORUM EKLE
YORUMLAR
Alpaslan
Alpaslan - 5 ay Önce

Vatana millete hayırlı olsun

banner8

banner19

banner6

banner17